Türkiye siyasetinin en sıcak gündem maddelerinden biri olan ana muhalefet partisindeki yönetim krizi, cezaevinden gelen çok sert bir çıkışla yeni bir boyut kazandı. Silivri’de tutuklu bulunan ve aynı zamanda cumhurbaşkanı adaylığı süreci devam eden İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu, İlke TV’nin sorularını yanıtladı. İmamoğlu’nun parti içi muhalefete, genel merkez yönetimine ve iktidara yönelik kurduğu keskin cümleler, sadece CHP içinde değil, tüm siyaset arenasında taşları yerinden oynatacak nitelikte.
CHP Genel Merkezi Dış Güçlerin Güdümüne Girdi
Röportajda parti içindeki mevcut idari yapıyı sert sözlerle eleştiren Ekrem İmamoğlu, CHP’nin şu an delege iradesiyle değil, tamamen dışarıdan desteklenen bir vesayet odaklı yapı tarafından yönetildiğini iddia etti. Yaşanan süreci hukuki kılıflarla meşrulaştırılmaya çalışılan bir “işgal” olarak tanımlayan deneyimli siyasetçi, şu dikkat çekici tespiti yaptı:
“CHP bugün tek bir vücuttur ancak ne yazık ki kendi delege yapısından değil, doğrudan Erdoğan ve iktidar bloğundan medet uman bir zihniyet tarafından zorla esir alınmıştır. Şaibeli mahkeme kararları, medya üzerinden yürütülen karalama kampanyaları ve baskı araçlarıyla partimiz adeta ablukaya alınmıştır. Bu durum, 19 Mart tarihinde düğmesine basılan o karanlık darbe sürecinin ikinci perdesidir ve bu operasyonun arkasındaki iradenin sahibi bizzat Erdoğan’dır.”
İmamoğlu, parti tabanının ve delegelerin meşru lider olarak Özgür Özel’i seçtiğini, hukuka uygun bir kurultay ortamı sağlandığı takdirde bu iradenin kendisini yeniden tescil edeceğini belirtti. Genel merkez yönetimini “kayyım” benzetmesiyle eleştiren İBB Başkanı, polis gücüyle parti yönetmeye kalkanların delegenin karşısına çıkmaktan korktuğunu savundu.
Kurultay Engellenirse B Planı Devreye Girecek
Parti içindeki kurultay taleplerinin resmiyete döküldüğünü ve bine yakın delegenin bu doğrultuda imza verdiğini hatırlatan İmamoğlu, tüm engelleme girişimlerine rağmen meşru zeminlerde mücadeleyi sürdüreceklerini kaydetti. Ancak bu talebin antidemokratik yöntemlerle bloke edilmesi durumunda alternatif yollara sapmaktan çekinmeyeceklerinin de sinyalini şu sözlerle verdi:
“Bizler, delegelerimizin ve seçmenimizin hakkı olan o kurultay sandığının kurulması için tüm gücümüzle mücadele ediyoruz. Şayet CHP üyelerinin bu anayasal ve demokratik talebi zorbalıkla engellenmeye çalışılırsa, bu durum milletimizin adalet yürüyüşünü durduramayacaktır. Aksine bu yürüyüşü daha da hızlandıracak yeni yollara girmek için siyaseten de ruhen de bedenen de tamamen hazırız. Bu iktidara altın tepside bir seçim daha hediye edilmesine asla müsaade etmeyeceğiz.”
Tehlikede Olan Sadece CHP Değil Tüm Cumhuriyet
Açıklamalarının son bölümünde mücadelenin boyutunu sadece bir parti içi liderlik yarışından ibaret görmediğini vurgulayan Ekrem İmamoğlu, Türkiye’deki genel demokratik gerilemeye dikkat çekti.
- Çok Partili Sistem Tehdit Altında: İmamoğlu’na göre mevcut baskı ortamı sadece CHP’yi değil, Türkiye’deki çok partili siyasi yaşamın geleceğini doğrudan tehdit ediyor.
- Demokrasi ve Adalet Vurgusu: Ülkedeki yargı bağımsızlığının ve adalet mekanizmalarının tamamen tahrip edildiğini savunan İBB Başkanı, bu durumun 86 milyon yurttaşın ortak geleceğini karanlığa sürüklediğini belirtti.
- Kararlılık Mesajı: Yaşanan tüm zorluklara ve tutukluluk sürecine rağmen, mücadele azminden hiçbir şey kaybetmediğini ve toplumun değişim talebine liderlik etme kararlılığında olduğunu yineledi.
