Türkiye’nin yakın tarihine damga vuran isimlerden biri olan Uğur Mumcu, yalnızca bir gazeteci değil.
Aynı zamanda halkın vicdanı, demokrasinin sesi ve özgür basının simgesiydi.
Onun yaşamı, kalemi ve mücadelesi, bugün hâlâ bize yol gösteriyor.
Mumcu, yazılarında yalnızca olayları aktarmadı.
Perde arkasını, görünmeyeni, gizleneni ortaya çıkardı.
Yolsuzlukları, karanlık ilişkileri, hukuk dışı uygulamaları cesurca kaleme aldı.
Bu yüzden halkın güvenini kazandı, bu yüzden hâlâ “gerçek gazeteci” denildiğinde akla gelen ilk isimlerden biri.
Onun en çok hatırlanan sözlerinden biri şuydu.
“Bilgi sahibi olmadan fikir sahibi olunmaz.”
Bu cümle, aslında basın özgürlüğünün ve demokratik toplumun temelini özetliyordu.
Mumcu, halkın doğru bilgiye ulaşmasının, demokrasinin en önemli şartı olduğunu her fırsatta dile getirdi.
Bugün hâlâ bu söz, gazetecilik mesleğinin pusulası olmayı sürdürüyor.
24 Ocak 1993’te Ankara’da uğradığı suikast, yalnızca bir gazeteciyi değil.
Halkın bilgi alma hakkını hedef aldı.
Aradan geçen yıllara rağmen Mumcu’nun bıraktığı miras, hâlâ canlı.
Onu anmak, yalnızca bir hatırlama değil.
Aynı zamanda özgür basına ve demokrasiye sahip çıkma iradesidir.
Işıklar içinde uyusun.
