Bugün gündüz saatlerinde yalnızca İnegöl mobilyasına değil, tüm Türkiye’ye mobilya üretiminde kullanılan ham maddeye yön veren bir holdingin CEO’su ile ofisinde yaptığım görüşme, bana oldukça çarpıcı tespitler sundu.
Tabi İnegöl’de uzun süredir mobilya sanayinde yaşanan ticari durgunluk herkesin malumu.
Kimileri mevcut iktidarı ekonomik politikalardan dolayı suçlarken, kimileri farklı sebeplerden bahsediyor.
İstanbul fuarına harcanan yüksek bütçelerden tutun da girdi maliyetlerine kadar birçok faktör, firmaların belini büküyor.
Üstelik kredi kartı taksitlerindeki sınırlamalar da bu yükü daha da ağırlaştırıyor diyebiliriz.
Ancak belki de en büyük problem, hâlâ dükkânın önüne sandalye atıp müşteri bekleme alışkanlığından vazgeçilememesi gibi duruyor.
CEO’nun ise teşhisi çok netti.
Açık konuşmak gerekirse, kitabın ortasından konuştu.
Üretim kolaylaştı ama ihracatta pazarlama eksik kaldı dedi.
Hatta bazı iş ilanlarında göze çarpan bir detaydan bahsetti.
“Cumartesi ve pazar günleri çalışılmıyor, vardiyalı sistem yok.” diyerek nokta atışı yaptı.
“Oysa milyonlarca lira değerindeki makineler yalnızca belirli saatlerde çalışıyor.” ifadesi bulmacanın anahtar cümlesiydi.
CEO’nun ifadesiyle “Makinenin şalteri kapatılmamalı.” mesajı çok netti.
Yani yatırımın hakkı verilmediği sürece, üretimden beklenen verim alınamaz.
Daha da dikkat çekici olan nokta ise, firmaların kazançlarını üretime değil, maalesef kişisel harcamalara yönlendirmesi.
İnegöl’de birçok mobilya üreticisinin ya arabasını ya da evini değiştirdiğini, fakat üretim kapasitesini artırmaya yönelik ciddi bir yatırım yapmadığını söyledi.
İşte bu, sektörün kanayan yarası.
Çünkü üretimden kazanılan para yeniden üretime dönmediği sürece, sürdürülebilir büyüme mümkün değil.
İnegöl mobilya sanayisi, Türkiye’nin mobilya sektöründe lokomotif olma özelliğini kaybetme riskiyle karşı karşıya.
Ham madde zamları, finansal sıkıntılar ve pazarlama eksiklikleri bir yana asıl sorun zihniyet değişiminin gerçekleşmemesi.
CEO’nun sözleri aslında bir uyarı niteliğinde.
“Makineyi durdurmayın, üretimi kesmeyin, kazancı yeniden üretime yatırın.”
Eğer bu çağrı dikkate alınmazsa, İnegöl mobilyası yalnızca geçmişin bir hatırası olarak kalabilir.
