YENİ Parti TBMM Grup Başkanvekili Gökhan Günaydın, Osmangazi Belediyesi tarafından Demirtaş Sakarya Mahallesi’nde inşa edilen kapalı pazar alanının açılış törenine katıldıktan sonra YENİ Parti Bursa İl Başkanlığı binasını ziyaret ederek gündeme dair değerlendirmelerde bulundu.
Basın toplantısına; YENİ Parti Bursa İl Başkanı Nihat Yeşiltaş, Nilüfer Belediye Başkanı Şadi Özdemir, ilçe başkanları, il yönetim kurulu üyeleri ve çok sayıda partili katıldı.
Nihat Yeşiltaş: “Yeni Hastane Açılırken Dört Köklü Hastane Kapatılamaz!”
Toplantının açılışında söz alan YENİ Parti Bursa İl Başkanı Nihat Yeşiltaş, Bursa’daki yurttaşların sağlık hizmetlerine erişimde ciddi darboğaz yaşadığını belirterek, Ali Osman Sönmez Devlet Hastanesi’nin hizmete girmesiyle birlikte dört kamu hastanesinin kapatılmasının gündeme gelmesini eleştirdi:
- Yatak ve Yoğun Bakım Krizi: “Bursa’da vatandaşlarımız yoğun bakım ünitesi ve yatak bulamadıkları, randevu alamadıkları gerekçesiyle her gün onlarca telefonla bizlere ulaşıyor. Dört gözle Ali Osman Sönmez Devlet Hastanesi’nin açılmasını bekliyorlardı.”
- Kapanacak Hastanelerin Kapasitesi: “Açılan yeni hastanenin yatak kapasitesi 1.315. Ancak kapatılması planlanan 4 hastanenin toplam kapasitesi 1.172 yatak:
- Çekirge Devlet Hastanesi: 535 yatak
- Bursa Dörtçelik Çocuk Hastanesi: 275 yatak
- Bursa Muradiye Onkoloji Hastanesi: 212 yatak
- Şehit Yarbay İlker Çelikcan FTR Hastanesi: 150 yatak
- Sağlık Bakanlığı’na Çağrı: “Bursa’da zaten yatak açığı varken, burayı açarken dört hastaneyi kapatmayı hangi akılla düşündünüz? Dört hastanenin kapatılması sağlık erişim krizinin derinleşerek sürmesi demektir. Bir an önce bu yanlıştan vazgeçilmeli ve kapatılması düşünülen hastanelerimiz hizmet vermeye devam etmelidir.”
Dış Politika Eleştirisi: “Meşruiyet Trump’tan Değil, Kendi Halkından Alınır”
İl Başkanı Yeşiltaş’ın ardından kürsüye gelen YENİ Parti Grup Başkanvekili Gökhan Günaydın, uluslararası ilişkiler ve güvenlik politikalarındaki savrulmalara dikkat çekti:
- CAATSA ve F-35 Çıkmazı: Cumhurbaşkanı Erdoğan ile ABD Başkanı Donald Trump arasındaki görüşmelerde CAATSA yaptırımlarının ve F-35 teslimatlarının gündeme geldiğini hatırlatan Günaydın; Türkiye’nin parasını ödediği F-35 savaş uçaklarını alamadığını, yaptırımların kaldırılmasının ise giderek zorlaştırıldığını ifade etti.
- Hangardaki S-400’ler: Rusya’dan alınan S-400 hava savunma sistemlerinin kullanılmadan depolarda bekletilmesinin dış politikadaki plansızlığın somut kanıtı olduğunu vurguladı.
- Kurumsal Diplomasi Vurgusu: “Uluslararası ilişkiler kişisel dostluklarla değil, kurumsal devlet aklıyla yürür. Dışarıdan onay alarak içeride meşruiyet sağlama dönemi bitmiştir; meşruiyet arıyorsanız döneceğiniz tek yer kendi milletinizdir.”
Mekke Anlaşması’na Sert Tepki: “Türk Askeri İhraç Malı Mıdır?”
TBMM Genel Kurulu gündeminde yer alan uluslararası askeri ve güvenlik düzenlemelerine değinen Gökhan Günaydın, “Mekke Anlaşması” olarak adlandırılan süreci eleştirdi:
- Mısır Katılmadı: Suudi Arabistan, Pakistan, Türkiye ve Mısır ekseninde kurgulanan yapıda Mısır’ın imza atmaktan geri durduğunu hatırlattı.
- Çatışmalara Çekilme Riski: Suudi Arabistan ile Yemen’deki Husiler arasında süregelen çatışmalara işaret eden Günaydın; “Böyle bir anlaşmada Türkiye Cumhuriyeti’nin bir gram yararı var mıdır? Türk askeri bir ihraç malı mıdır? Askerimizi başka ülkelerin çöllerine, çatışmalarına ve maceralarına sürüklemeyin. Meclis’teki tüm milletvekillerini bu anlaşmaya ‘hayır’ demeye çağırıyoruz” dedi.
Fon Soruşturması ve Borsa Çöküşü: “17 Eylül’den Bu Yana 7 Trilyon Lira Kayıp”
Konuşmasının en geniş bölümünü ekonomi ve sermaye piyasalarında patlak veren fon tasfiyelerine ayıran Günaydın, krizin boyutlarını verilerle paylaştı:
- 850 Milyar Liralık İç Etme: Fon skandalının münferit bir olay olmadığını, organize bir mekanizmaya dayandığını savunan Günaydın; “450 bin yatırımcının 850 milyar lirası iç edildi” iddiasında bulundu.
- 7 Trilyon Liralık Kayıp: 17 Eylül 2026 tarihinde başlayan olağanüstü tasfiye sürecinden bu yana Borsa İstanbul’daki şirketlerin toplam piyasa değeri kaybının 7 trilyon lirayı aştığını, ülke ekonomisine maliyetinin ise 170-180 milyar dolar bandına ulaştığını dile getirdi. Günaydın, bu kaybın 6 Şubat depremlerinin maddi hasarının üzerinde olduğunu kaydetti.
- 141 Kişi ve 73 Şirket Açıklansın: Fon çöküşünden hemen önce şüpheli işlemlerle 100 milyon liranın üzerinde kâr sağladığı tespit edilen 141 gerçek kişi ile 73 şirketin isimlerinin kamuoyuna şeffafça açıklanması gerektiğini belirtti.
- Yurt Dışına Kaçırılan Kaynaklar: 1-15 Eylül tarihleri arasında yüz milyarlarca liralık kaynağın sınır ötesine transfer edildiğini iddia eden Günaydın, bir Sağlık Bakanlığı bürokratının 20 milyar lira ile yurt dışına firar ettiği yönündeki iddiaların da üzerine gidilmesini istedi.
- Ara Ödeme Eleştirisi: 1 milyon liraya kadar olan kayıpların karşılanacağı vaadine rağmen sahadaki ödemelerin sınırlı kaldığını belirterek sorumlulardan paraların tahsil edilmesini talep etti.
Belediyelere Yönelik Operasyonlar: “33 Başkan Tutuklu, 13 Belediyede Kayyum Var”
Konuşmasının son etabında yerel yönetimlere dönük adli süreçleri değerlendiren Gökhan Günaydın, adalet mekanizmasında eşitlik ilkesinin zedelendiğini savundu:
- Çifte Standart Eleştirisi: Kamu kaynaklarındaki usulsüzlüklerin partisine bakılmaksızın denetlenmesi gerektiğini, ancak operasyonların yalnızca muhalefet belediyelerine odaklandığını ifade etti.
- Bilanço: Mevcut tabloda 33 belediye başkanının tutuklu olduğunu ve 13 belediyeye kayyum görevlendirildiğini belirten Günaydın; Üsküdar, Ataşehir, Adalar ve Esenyurt örneklerini vererek siyasi baskı ortamı oluşturulduğunu öne sürdü.
- Sandık Resti: İktidara seslenen Günaydın, “Ceberrutlukla, baskıyla seçim kazanamazsınız. Size de dersini ilk seçimde bu memleket sandıkta verecek” diyerek konuşmasını noktaladı.
