Ankara’nın ev sahipliğinde gerçekleşecek olan kritik NATO Zirvesi öncesinde, ittifakın bölgedeki rolü ve Türkiye ile ilişkileri MHP liderinin gündemindeydi. Küresel güç mücadelesinin karmaşık bir satranç tahtasına dönüştüğünü ifade eden Bahçeli, Türkiye’nin savunma sanayisindeki atılımları ve askeri kökleriyle NATO’nun en güçlü sütunlarından biri olduğunu hatırlattı. Ancak bu ortaklığın tek taraflı bir bağımlılık ilişkisi olarak görülemeyeceğini sert bir dille ifade etti.
Söz konusu ittifakın ancak karşılıklı saygı ve eşit haklar çerçevesinde ayakta kalabileceğini söyleyen MHP lideri, Türkiye’nin kırmızı çizgilerini şu sözlerle aktardı:
“NATO, Türkiye için ne bir biat senedi ne de kayıtsız şartsız boyun eğilecek bir emir komuta merkezidir. Ankara merkezli istikbal ve milli beka ufkumuz, kaynağını dışarıdan alan tüm ittifakların üzerindedir.”
Askeri Hastanelerin Yeniden Açılması Milli Beka Meselesidir
Konuşmanın en dikkat çekici kısımlarından biri de askeri sağlık sistemine yönelik somut talepler oldu. Türk Kara Kuvvetleri’nin 2235’inci kuruluş yıl dönümünü kutlayan Bahçeli, modern savaş şartlarında ve sınır ötesi operasyonlarda askeri tıbbın hayati bir role sahip olduğunu vurguladı. Mevcut askeri hastane eksikliğinin Türk Silahlı Kuvvetleri’nin operasyonel kabiliyeti önünde önemli bir eksiklik olduğunu dile getirdi.
Sivil sağlık kuruluşlarının savaş cerrahisi ve cephe gerisi lojistiğindeki özel ihtiyaçları tamamen karşılamakta zorlanabileceğini belirten Bahçeli, Gülhane Askeri Tıp Akademisi (GATA) ruhunun modern çağa uygun şekilde yeniden canlandırılmasını talep etti. MHP lideri, bu ihtiyacın sadece teknik bir düzenleme değil, doğrudan bir güvenlik meselesi olduğunu şu cümlelerle açıkladı:
“Bugün NATO içerisinde askeri hastanesi bulunmayan tek ülke Türkiye’dir. Bu durum, şanlı ordumuzun büyüklüğü ve harekât kabiliyeti karşısında kabul edilemez tarihi bir noksanlıktır. Savaş meydanında kanayan yarayı vaktinde saramayan bir devletin zaferi her zaman eksik kalmaya mahkûmdur.”
Ortadoğu ve Karadeniz Kriz Sarmalının Kıskacında
Bölgesel çatışmalara ve küresel kriz odaklarına da değinen Devlet Bahçeli, özellikle Gazze ve Lübnan’da yaşanan insani dramlara dikkat çekti. Ateşkes süreçlerinin İsrail yönetimi tarafından sabote edildiğini belirten MHP lideri, uluslararası hukukun hiçe sayılmasını sert sözlerle eleştirdi. Benzer şekilde, kuzey sınırımızdaki Rusya-Ukrayna savaşının da küresel dengeleri sarsmaya devam ettiğini aktardı.
Türkiye’nin bu ateş çemberinin ortasında rasyonel ve dengeli bir politika izlemek zorunda olduğunu ifade eden Bahçeli, güney sınırlarımızda terör örgütlerine karşı yürütülen mücadelenin tavizsiz şekilde süreceğini ve müttefiklerin bu konuda ikiyüzlü tavırlardan vazgeçmesi gerektiğini ekledi.
Mavi Vatan Egemenliğimizin Denizlerdeki Tapusudur
Konuşmasının son bölümünde 1 Temmuz Denizcilik ve Kabotaj Bayramı’na değinen Bahçeli, denizlerdeki egemenlik haklarının milli bağımsızlığın ayrılmaz bir parçası olduğunu hatırlattı. Montrö Boğazlar Sözleşmesi’nin Karadeniz’deki barışın teminatı olduğunu söyleyen Bahçeli, Türkiye’nin deniz yetki alanlarındaki haklarını koruma konusundaki kararlılığını yineledi.
KAAN, HÜRJET, TCG Anadolu ve ALTAY tankı gibi yerli savunma sanayisi projelerinin Türkiye’nin karada, havada ve denizlerdeki caydırıcılığını zirveye taşıdığını belirten MHP lideri, “Rabbim ay yıldızlı al bayrağımızı karada indirmesin, denizde soldurmasın, göklerde gölgeletmesin. Mavi Vatan Türkün çelik iradesiyle ilelebet muhafaza bulsun” diyerek sözlerini tamamladı.
