Bursa’nın İnegöl ilçesinde tarımsal üretimde hasat dönemi hız kesmeden sürerken, üreticinin maliyet ve fiyat çıkmazı yeniden tavan yaptı. İnegöl Ziraat Odası Başkanı Sezai Çelik, ilçenin önemli meyvecilik merkezlerinden Kayapınar Mahallesi’ndeki erik bahçelerini ziyaret ederek üreticilerle bir araya geldi, tarladaki durumu basın mensuplarına anlattı.
Bu yıl meyve rekoltesinde aşırı bir bolluk yaşandığını belirten Çelik, beklentilerinin kilogram başına 20 TL olduğunu ancak tüccarların eriği 10 TL’den topladığını söyledi. Tarladaki alım fiyatı ile tezgâhtaki etiket arasındaki devasa uçuruma dikkat çeken Çelik, aracı vurgununa şu sözlerle tepki gösterdi:
“Kayapınar Mahallemizdeyiz, erik hasadı yapılıyor. Bu erikte beklentimiz en az 20 liraydı ancak bugün tüccar 10 liraya alıyor. Bu fiyat çiftçimizi kesinlikle memnun etmedi. Pazar dediğimiz yer buradan sadece 10 kilometre mesafede. Tarladan 10 liraya çıkan erik, 10 kilometre yol gidince tezgâhta 50 ila 100 liraya fırlıyor. Yıllardır Hal Yasası dendi, önlemler konuşuldu ama bu makasın önüne geçilemedi. Biz kazanamıyorsak hiç olmazsa tüketici ucuza yesin istiyoruz; ama aradaki aracılar götürüyor.”
“Zor Bir Sanat: Fiyatını Belirleyemeyen Tek Kesim Çiftçidir”
Geçtiğimiz yıl 47 ilde yaşanan zirai don felaketi nedeniyle rekoltenin düştüğünü ve fiyatların yüksek seyrettiğini hatırlatan Sezai Çelik, bu yıl ise yaşanan rekolte patlamasının fiyatları tabana çektiğini kaydetti. Aynı tablonun şeftalide de yaşandığını ifade eden Çelik, sözlerini şöyle sürdürdü: Bursa genelinde en çok şeftalinin İnegöl’de üretilmesine karşın, şeftali alım fiyatları da maliyetin altına inerek 10 TL bandına kadar geriledi. Erik hasadının ardından ilçede en az 8 çeşit elma ile Değirmendere armudunun hasadı başlayacak. Çiftçinin ürettiği malın fiyatını kendi belirleyemediği tek meslek grubunu oluşturduğunu vurgulayan Çelik, “Yandığı zaman da yanıyoruz, ürün bol olduğu zaman da para kazanamıyoruz. Ne olursa olsun biz inadına çiftçilik yapmaya devam ediyoruz” dedi.
“120 Tır Erik Başka Şehirlere Kurutmaya Gidiyor”
İlçede üretilen meyvenin katma değere dönüştürülemediğinin altını çizen Sezai Çelik, hasat edilen eriklerin ilçe dışındaki tesislere sevk edildiğini aktardı:
“Şu ana kadar İnegöl’den 40 tır erik kurutma tesislerine gönderildi. Görüştük, en az 80 tır daha gidecek; yani toplam 120 tır erik başka şehirlerin tesislerinde işlenecek. Eriğin kurutulmuşu zihin açması bakımından çok kıymetli. Peki, bu ürünleri neden İnegöl’de işleyemiyoruz? Biz işlesek katma değer de istihdam da kendi insanımıza kalacak.”
İnegöl’e Acil Çağrı: “Tarım İhtisas OSB İstiyoruz”
İnegöl’ün mobilya kimliğiyle öne çıktığını ve bundan gurur duyduklarını belirten Çelik, ilçenin 300 bin dekar verimli tarım arazisiyle devasa bir tarım merkezi olduğunu hatırlattı. Her sektöre yer ayrılırken tarımsal sanayinin ötelenmesine tepki gösteren Ziraat Odası Başkanı, yerel yönetimlere ve yetkililere seslendi:
“İnegöl bir mobilya kenti, bundan gurur duyuyoruz. Ama aynı zamanda bir tarım şehriyiz. 300 bin dekarda üretim yapıyoruz; 30 bin ton çilek, binlerce ton ceviz, elma, armut üretiyoruz. Sanayiye, kerestecilere OSB yapılırken tarım ürünlerini işleyecek bir OSB bize çok görülüyor. İnegöl’de tarla ve arsa fiyatları çok yüksek olduğu için dışarıdan gelen tarım yatırımcısı araziye servet ödemek zorunda kalıyor. Eğer bir köşe ayrılıp ‘Burası Tarım Ürünleri İhtisas OSB’sidir’ denilirse; yatırımcı koşarak gelir, kurutma tesisini de meyve suyu fabrikasını da süt mandırasını da buraya kurar.”
