Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir
Reklam

Sipariş Bebekte Şok Tartışma: Doğuran mı Anne, Diğeri mi?

Yasa dışı üreme hücresi ticareti ve taşıyıcı annelik çetesine yönelik 44 kişinin gözaltına alındığı 2 milyon euroluk dev soruşturma, tıp ve hukuk dünyasında emsalsiz bir tartışmanın fitilini ateşledi: “Anne kim? Doğuran kadın mı, yoksa yumurtanın genetik sahibi mi?” Tıp çevreleri DNA eşleşmesi nedeniyle yumurta sahibini ‘genetik anne’ olarak kabul ederken; Türk hukukuna göre ise bebeğin annesi tartışmasız şekilde ‘doğuran kadın’ sayılıyor. Uzmanlar, taşıyıcı annelik ve yumurta bağışının Türkiye’de kesin olarak yasak olduğunu vurgularken, doğan çocukların soybağı ve miras haklarında büyük bir hukuki boşluğun doğabileceğine dikkat çekiyor. İşte soruşturma dosyasına giren çarpıcı hukuki ve tıbbi analizler.

Yasa dışı üreme hücresi ticareti ve taşıyıcı annelik çetesine yönelik

Türkiye merkezli olarak Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti (KKTC), Gürcistan ve Arnavutluk hattında kurulan ve kadınların üreme hücrelerini toplayarak varlıklı ailelere satan “sipariş bebek” çetesine yönelik soruşturma derinleştikçe, adli vaka olmanın ötesinde çok boyutlu bir etik ve hukuki kriz gün yüzüne çıktı.

Soruşturma detaylarına göre; kadınlara 80 euro gibi sembolik meblağlar verilerek toplanan yumurtaların yurt dışındaki özel tüp bebek kliniklerinde zengin müşterilere satılması ve ardından devreye sokulan taşıyıcı annelik süreci, “Bebeğin yasal ve biyolojik annesi kimdir?” sorusunu adliye koridorlarının ana gündemi haline getirdi.

Soruşturmada saptanan 2 milyon euroluk kayıt dışı para trafiği ve ele geçirilen “fiziksel özellikler kataloğu”nun ardından tıp dünyası ile hukuk otoriteleri soruşturma dosyasına iki farklı perspektif sundu.

“Sipariş bebek soruşturmasında ortaya çıkan sistemin ardından ‘Anne kim? Doğuran mı, yoksa yumurta sahibi mi?’ tartışması başladı. Bilimsel verilere göre genetik anne yumurtayı veren kadın iken, Türk Medeni Kanunu’na göre ise yasal anne doğumu gerçekleştiren kadın kabul ediliyor.”

Tıp Dünyası ‘Genetik Anne’ Diyor: “DNA Yumurtayı Verenle Eşleşir”

Konunun tıbbi boyutunu değerlendiren Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Doç. Dr. Şule Yıldız, modern tıp teknolojisinde iki farklı annelik kavramının ortaya çıktığına işaret etti:

  • İki Çeşit Biyolojik Annelik: “Tıbbi açıdan baktığımızda iki çeşit annelikten bahsedebiliriz ve ikisi de biyolojik süreçlerin bir parçasıdır. Ancak bunlardan birincisi ve en temeli, yumurtalarını veren kadındır; yani bebeğin genetik annesidir.”
  • Genetik Eşleşme Gerçeği: “Bugün doğan bir bebeğe ve yumurtayı veren donör kadına DNA testi uygulasanız, çocuğun genetik mirası doğrudan yumurtanın geldiği kadın ile eşleşir. Çünkü kromozomal aktarım, saç rengi, göz yapısı ve tüm kalıtsal kodlar yumurta hücresinden transfer edilir. Dolayısıyla tıp bilimine göre çocuğun gerçek genetik annesi yumurtanın sahibidir.”
  • Gebelikteki Biyolojik Bağ: Doç. Dr. Yıldız, taşıyıcı annenin ise bebeği 9 ay boyunca rahminde besleyip büyüten, metabolik ve fizyolojik bağı kuran “doğuran anne” statüsünde yer aldığını belirtti.

Hukukçular Net Konuştu: “Türk Hukukunda Anne, Doğuran Kadındır!”

Tıbbın ortaya koyduğu DNA gerçeğine karşılık, Türk Hukuk Sistemi’nde annelik kavramının sınırları çok daha katı ve tartışmasız çizgilerle belirlenmiş durumda.

Aile Hukuku Uzmanı Avukat Güzide Şeniz Özsoy, Türk Medeni Kanunu’nun (TMK) 282. maddesine dikkat çekerek şu kritik tespiti paylaştı:

  • Doğum Karinesi Esastır: “Türk hukukunda soybağı kuralları son derece nettir. Medeni Kanunumuza göre çocuk ile anne arasındaki soybağı doğumla kurulur. Yani kanunumuz, çocuğu kim doğurduysa anneyi o kadın olarak tescil eder.”
  • DNA Tek Başına Yetmez: “Yumurtasını veren kadının genetik anne olduğunun DNA testi ile kanıtlanmış olması, Türk hukuku nezdinde ona tek başına ‘hukuki annelik’ sıfatını kazandırmaz. Nüfus kütüğüne anne olarak tescil edilecek kişi, bebeği dünyaya getiren kadındır.”
  • Taşıyıcı Annelik Türkiye’de Yasak: Avukat Özsoy, sürecin temelindeki gayriahlaki ve yasa dışı yapıya işaret ederek; “Ülkemizde hem yumurta bağışı (donasyonu) hem de taşıyıcı annelik sözleşmeleri kanunen ve kamu düzeni gereği kesin olarak yasaktır. Yapılan sözleşmeler ‘mutlak butlan’ ile geçersizdir” dedi.
  • Yerleşik İçtihat Yok: Özsoy ayrıca, böylesine organize bir uluslararası vakanın mahkeme önüne gelmesi durumunda; genetik anne ile doğuran anne arasındaki velayet, miras ve soybağının reddi davalarında Türk yargısının önünde henüz yerleşik bir içtihat bulunmadığına ve ciddi bir hukuki kaos yaşanabileceğine vurgu yaptı.

Sistem Nasıl İşledi? 80 Euroya Alıp Milyonluk Ağ Kurdular

Emniyetin mali ve teknik tahkikatında deşifre edilen insanlık dışı çarkın adımları savcılık fezlekesine şu detaylarla yansıdı:

  1. İstanbul’da Gayriresmî Muayene: Şebeke yöneticileri, ekonomik darboğazda olan genç kadınları hedef alarak İstanbul’daki anlaşmalı muayenehanelerde gayriresmî sağlık taramalarından geçirdi.
  2. 80 Euro Harçlık, KKTC’de Operasyon: Yumurta vermeyi kabul eden kadınlara 80 euro gibi cüzi ödemeler yapılarak uçak biletleri alındı ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’ndeki (KKTC) özel kliniklere gönderildi.
  3. Yumurtalar Toplandı ve Satıldı: Hormon tedavisiyle geliştirilen yumurtalar cerrahi operasyonla toplandı ve varlıklı tüp bebek müşterilerine döviz karşılığında satıldı.
  4. Katalog Üzerinden Sipariş: Ele geçirilen dijital materyallerde; donör kadınların kan grubu, göz rengi, saç tipi, ten rengi ve eğitim durumlarının yer aldığı özel kataloglar hazırlandığı, müşterilerin bu katalogdan beğendikleri donörü seçtikleri belgelendi.
  5. Taşıyıcı Anneye Transfer: Döllenen embriyolar, çocuk sahibi olmak isteyen müşterilerin anlaştığı taşıyıcı annelerin rahmine yerleştirilerek doğum sağlandı.

44 Kişi Gözaltında: Dosyada 811 Kez Satış Tescillendi

İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığı koordinesinde yürütülen operasyon kapsamında:

  • Havalimanında Son Gözaltılar: KKTC’deki bir klinikte yumurtalarını sattıktan sonra İstanbul’a dönen 2 donör kadın, Sabiha Gökçen Havalimanı geliş terminalinde polis ekiplerince yakalandı. Böylece gözaltı sayısı 44’e ulaştı.
  • 811 Kez Yumurta Satışı: Mali ve HTS incelemelerinde 41 donör kadının farklı zaman dilimlerinde tam 811 kez yurt dışına çıkarılarak yumurta satışı yaptırıldığı kayıtlara geçti.
  • Doktorlar ve Organizatörler Listede: Şüpheliler arasında örgüt elebaşı Hacer T., ilaçları temin eden Muharrem Ş., 2 kadın hastalıkları ve doğum uzmanı hekim ile 4 seyahat organizatörü bulunuyor.

Savcılık ve emniyet birimlerinin, doğan çocukların yasal durumuna ve şebekenin uluslararası ayağına ilişkin çok yönlü soruşturması devam ediyor.