Ergenekon davası sürecinde tutuklu bulunduğu Silivri Cezaevi’nde 12 Kasım 2011 tarihinde ilk duruşmasına yalnızca 13 gün kala şüpheli şekilde hayatını kaybeden eski Milli İstihbarat Teşkilatı (MİT) yöneticisi Kaşif Kozinoğlu’nun ölüm dosyası derinleşiyor. Silivri Cumhuriyet Başsavcılığı koordinesinde yürütülen ve geçtiğimiz günlerde mezarın açılarak (feth-i kabir) doku ile kemik örneklerinin alındığı tahkikatta yeni bir operasyon dalgası icra edildi.
Savcılığın talimatı doğrultusunda emniyet birimleri, bu sabah saat 07.00 itibarıyla İstanbul ve Ankara’da belirlenen adreslere eş zamanlı baskınlar düzenledi. Operasyon kapsamında; Kozinoğlu’nun cezaevinde aynı koğuşu paylaştığı isimler ile ölümün ardından adli süreçleri yürüten dönemin yargı mensupları hedef alındı.
Hakkında işlem yapılan 4 kritik isim kamuoyuna şu şekilde duyuruldu:
- Hasan Atilla Uğur: Eski Jandarma personeli, emekli Albay (Kozinoğlu’nun koğuş arkadaşı – Hakkında yakalama kararı çıkarıldı).
- Hasan Ataman Yıldırım: Emekli Deniz Yüzbaşı (Kozinoğlu’nun koğuş arkadaşı – Gözaltına alındı).
- Ali İşgören: O dönem ölüm olayına ilişkin takipsizlik kararı veren, daha sonraki süreçte FETÖ iltisakı sebebiyle meslekten ihraç edilen eski savcı (Gözaltına alındı).
- Necip Doğan: O dönem Silivri Cezaevi savcısı olarak görev yapan ve 15 Temmuz darbe girişiminin ardından FETÖ/PDY üyeliğinden ihraç edilen eski savcı (Gözaltına alındı).
Operasyon kapsamında gözaltına alınan 3 şüpheli sorgulanmak üzere emniyet müdürlüğüne götürülürken, hakkında yakalama kararı bulunan Hasan Atilla Uğur’un Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nde (KKTC) olduğu tespit edildi.
“Faili Meçhul Suçlarla Mücadele Daire Başkanlığı’nın da desteğiyle; ölümün gerçekleştiği gece yaşananlar, sevk zincirindeki ihmaller, toplanmayan deliller ve dosyayı kapatan eski savcıların tasarrufları hiçbir soru işareti kalmayacak şekilde mercek altına alınmıştır.”
Hasan Atilla Uğur’dan İlk Açıklama: “Akşam Döneceğim ve İfade Vereceğim”
Operasyonun en dikkat çeken figürü, terör örgütü PKK elebaşı Abdullah Öcalan’ın 1999 yılında yakalanarak Türkiye’ye getirilmesinin ardından İmralı’daki ilk sorgusunu gerçekleştiren isim olarak bilinen emekli Albay Hasan Atilla Uğur oldu. Ergenekon kumpas davalarında uzun yıllar hapis yatan ve 2019 yılında Yargıtay kararıyla beraati kesinleşen Uğur, yurt dışında bulunması sebebiyle adresinde yakalanamadı.
Hakkında çıkarılan yakalama kararına ilişkin açıklamada bulunan Hasan Atilla Uğur, kaçma niyetinde olmadığını vurgulayarak şu ifadeleri kullandı:
“Akşam saatlerinde İstanbul’a döneceğim ve savcılığa giderek ifademi vereceğim. Benimle birlikte koğuş arkadaşım Hasan Ataman Yıldırım ile ilgili de bir işlem yapılmış. Savcıların beni ve koğuş arkadaşlarımı ifadeye çağırmasını son derece doğal ve normal karşılıyorum. O dönemde ne gördüysek ve ne biliyorsak anlattık; bugün de aynı şekilde adaletin aydınlanması için bildiklerimizi anlatacağız.”
Hasan Atilla Uğur’un adı, geçtiğimiz günlerde aynı dosya kapsamında “bilgi sahibi” sıfatıyla savcılıkta ifade veren Kurtlar Vadisi dizisinin yapımcısı ve senaristi Raci Şaşmaz’ın beyanlarında da gündeme gelmişti.
Adalet Bakanı Akın Gürlek: “Hiçbir Şüpheli Ölüm Karanlıkta Kalmayacak”
Soruşturmadaki son operasyona ilişkin sosyal medya hesabı üzerinden kapsamlı bir değerlendirmede bulunan Adalet Bakanı Akın Gürlek, devletin faili meçhul ve şüpheli ölümlerin üzerine kararlılıkla gittiğini bildirdi.
Bakan Gürlek açıklamasında şu mesajları verdi:
- Karanlık Nokta Kalmayacak: “Yıllar geçse de hiçbir şüpheli ölümü karanlıkta bırakmamakta kararlıyız. Kaşif Kozinoğlu’nun vefatına ilişkin maddi gerçeğin tüm boyutlarıyla ortaya çıkarılması için adli mekanizmalarımız tavizsiz işletilmektedir.”
- Önceki Soruşturma İnceleniyor: “Bugün eski Silivri Cumhuriyet Başsavcısı, eski cezaevi savcısı ve merhumun koğuş arkadaşı olan 4 kişi hakkında yakalama ve gözaltı kararı verilmiştir. Eş zamanlı operasyonda 3 şüpheli yakalanmıştır.”
- Tüm Süreç Masada: “Ölüm gecesi koğuşta yaşananlar, sağlık ekiplerinin müdahale biçimi, hastaneye sevk kronolojisi ve takipsizlikle kapatılan eski adli dosyalar sil baştan incelenmektedir.”
Koğuş Arkadaşı Yıldırım’ın O Dilekçesi Yeniden Dosyada
Gözaltına alınan emekli Deniz Yüzbaşı Hasan Ataman Yıldırım, Kaşif Kozinoğlu’nun yaşamını yitirdiği 12 Kasım 2011 gününe ilişkin o dönem mahkeme heyetine yazılı bir dilekçe sunarak cezaevi yönetimini ve sağlık müdahalesini suçlamıştı. Yeni soruşturmada Yıldırım’ın o dönem tuttuğu dakika dakika kayıtlar kilit delil niteliği taşıyor:
- Spor ve Yürüyüş Rutini: Kozinoğlu’nun vefat ettiği gün saat 15.45’te uyandığı, 16.15’ten itibaren 60 dakika tempolu avlu yürüyüşü yaptığı ve odasında 45 dakika kültür-fizik hareketleri uyguladığı belirtilmişti.
- Göğüs Ağrısı ve Acil Butonu: Saat 18.15’te göğsündeki baskı nedeniyle Atilla Uğur’un odasına gelerek yardım istediği, tansiyonunun 12.7/20.5 olarak ölçülmesinin ardından 18.17’de koğuş acil çağrı butonuna basıldığı aktarılmıştı.
- 19 Basamağı İnmek İstedi: İnfaz koruma memurlarının getirdiği sedyeyi ilk etapta reddedip merdivenleri kendi yürüyerek inmek istediği, bilinci açık şekilde koğuştan çıkarıldığı vurgulanmıştı.
- Ambulanstaki Doktor İddiası: 112 ambulansının cezaevine yaklaşık 18.50’de geldiği, ambulansta hekim bulunmadığı ve TEM otoyolu üzerinde karşı yönden gelen başka bir hekimli ambulansla buluşma sağlandığı, ancak saat 19.15’te Silivri Devlet Hastanesi’ne ulaşıldığında Kozinoğlu’nun vefat ettiği kaydedilmişti.
Zehirlenme Şüphesi ve Firari Gardiyanın Rolü
Bordo bereli subay kökenli olan ve MİT bünyesinde Bosna-Hersek, Suriye ve Afganistan sahalarında kritik operasyonları yöneten Kaşif Kozinoğlu, 2011’de Afganistan görevinden Türkiye’ye çağrılarak Ergenekon soruşturması kapsamında tutuklanmıştı. FETÖ yapılanmasının emniyet ve yargı kumpaslarına dair hayati bilgi ve belgelere sahip olduğu belirtilen istihbaratçının ani ölümü “kalp krizi” denilerek kapatılmıştı.
Yıllar sonra dosyayı yeniden açtıran en vahim iddia ise nöbetçi infaz koruma memuru Ferhat Veysi Gül ile ilgili oldu. Kozinoğlu’nun can çekiştiği ve koğuştan yardım seslerinin yükseldiği anlarda gardiyan Gül’ün yardım çığlıklarının duyulmasını engellemek amacıyla idare katındaki radyonun sesini sonuna kadar açtığı saptandı. Gardiyan Ferhat Veysi Gül’ün FETÖ hücresi mensubu olduğu ve 15 Temmuz 2016 darbe girişiminin ardından yurt dışına firar ettiği tespit edildi.
Adli Tıp 1’inci İhtisas Kurulu, mezardan alınan kemik, doku ve toprak örnekleri üzerinde kimyasal ve biyolojik tarama yaparak Kozinoğlu’na cezaevindeyken kalp krizini tetikleyecek yabancı bir kimyasal ya da zehir verilip verilmediğini araştırıyor.
Soruşturmanın önceki dalgalarında aralarında cezaevi jandarma eri ile gazeteci Selahattin Günday’ın da bulunduğu 4 şüpheli tutuklanmıştı.
