Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir

İnegöl’de Su Projesi Mahkemeye Taşındı

Bursa’nın İnegöl ilçesindeki Paşaçayırı Yaylası’nda hayata geçirilmek istenen ticari su arama ve paketleme projesine karşı bölge halkı, kooperatifler ve sivil toplum kuruluşları hukuk mücadelesi başlattı. İdari kararın iptali talebiyle Bursa 4. İdare Mahkemesine açılan davada, yeraltı sularının ticarileştirilmesinin bölgedeki 12 mahallenin tarım, hayvancılık ve içme suyu geleceğini riske attığı vurgulandı.

Bursa'nın İnegöl ilçesindeki Paşaçayırı Yaylası'nda hayata geçirilmek istenen ticari su

Paşaçayırı Yaylası mevkisinde planlanan “Doğal Mineralli Su ve Doğal Kaynak Suyu Arama, Çıkarma ve Paketleme” projesi, İnegöl genelinde geniş çaplı bir çevre ve yaşam mücadelesine dönüştü. Bölge sakinleri ve yerel üretici temsilcileri, yeraltı su havzalarının sınır tanımadığını belirterek projenin yalnızca ruhsat alanını değil, tüm ilçeyi doğrudan etkileyeceğine dikkat çekiyor.

Açılan dava süreci; Fevziye, Elmaçayır, Turgutalp, Süle, Paşaören, Kayapınar, Doğanyurdu, Kıran, Çaylıca, Çeltikçi, İnayet ve Cerrah mahallelerini yakından ilgilendiriyor. Kuraklık riskinin arttığı son yıllarda, bölgedeki mevcut su kaynaklarının halihazırda köylerin içme ve sulama ihtiyacını karşılamakta güçlük çektiği ifade ediliyor.

Kurum Raporları Tehlikeye İşaret Ediyor

Hukuki süreç öncesinde sahada inceleme yapan resmi kurumların tespitleri de bölge halkının endişelerini doğrulayan nitelikte. Bursa Su ve Kanalizasyon İdaresi (BUSKİ) tarafından gerçekleştirilen arazi kontrollerinde, planlanan sondaj noktalarının çevresindeki su kaynaklarının mahallelere içme ve sulama suyu sağladığı belirlendi. Bu tespit doğrultusunda söz konusu alanlarda sondaj yapılması uygun bulunmadı.

Devlet Su İşleri (DSİ) ise kaynak koruma alanlarına ilişkin teknik çalışmalar tamamlanmadan projenin onaylanamayacağı yönünde görüş bildirdi. Kamu kurumlarının bu değerlendirmelerine rağmen projenin tamamen rafa kaldırılmaması, süreci yargı aşamasına taşıyan temel etken oldu.

“Su Ticari Bir Meta Değil Yaşam Kaynağıdır”

Bölgedeki su varlığının kısıtlı olduğuna ve ticari işletmelerin kontrolsüz su çekiminin yarattığı riske dikkat çeken temsilciler, konuya ilişkin kararlılıklarını şu sözlerle dile getirdi:

“Bizim için su, yalnızca yerin altından çıkarılıp şişelenecek ve satılacak bir mal değildir. Su; insanın, hayvanın, toprağın ve bütün canlıların ortak hayat kaynağıdır. Kazanç şirketlere bırakılırken, zarar ve riskler köylüye ve bütün İnegöl’e yüklenemez. Kuruyan bir kaynağın, susuz kalan bir toprağın yerine yenisi konulamaz.”

Hukuk Ve Bilim Vurgusuyla Tam İptal Talebi

Sürecin başından itibaren muhtarlıklar, sulama ve tarımsal kalkınma kooperatifleri ile sivil toplum örgütleri ortak hareket ediyor. Farklı kesimlerin ve meslek odalarının da destek verdiği mücadelede, projenin tamamen iptal edilmesi isteniyor.

Bursa 4. İdare Mahkemesinde 2026/854 Esas numarasıyla açılan davada, bilimin ve kamu yararının üstün geleceğine olan inanç vurgulanırken, yerel su havzalarının ve üretimin geleceğinin korunması için hukuki mücadelenin sonuna kadar sürdürüleceği ifade ediliyor.