Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir

Cumhurbaşkanı Erdoğan: “Ankara tarihi bir zirveye, tarihi bir başarıyla ev sahipliği yapmak suretiyle uluslararası alanda görünürlüğünü hiç olmadığı kadar artırmıştır”

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, 7-8 Temmuz tarihlerinde Türkiye’nin ev sahipliğinde

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, 7-8 Temmuz tarihlerinde Türkiye’nin ev sahipliğinde gerçekleştirilen 36’ncı NATO Devlet ve Hükümet Başkanları Zirvesi’ne ilişkin, “Ankara tarihi bir zirveye, tarihi bir başarıyla ev sahipliği yapmak suretiyle uluslararası alanda görünürlüğünü hiç olmadığı kadar artırmıştır” dedi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Kabine Toplantısı’nın ardından basın toplantısı düzenledi. Toplantıda 7-8 Temmuz tarihlerinde gerçekleştirilen 36’ncı NATO Devlet ve Hükümet Başkanları Zirvesi’nin yanı sıra bölgedeki güncel gelişmelerin değerlendirildiğini belirten Erdoğan, toplantıda alınan kararların hayırlara vesile olmasını temenni etti. Başta Avrupa olmak üzere insanlık tarihine kara bir leke olarak geçen Srebrenitsa soykırımının 31’inci yıl dönümü olduğunu hatırlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, o günlerde yaşanan savaş kadar acı olan bir başka hususun Bosna Hersek halkının yalnız bırakılması olduğunu söyledi.

“31 sene geçmesine rağmen Srebrenitsa soykırımının kalbimizde açtığı yaralar kanamaya halen devam ediyor”

Bosna Hersek’te gerçekleştirilen soykırımı Batılı ülkelerin ve kurumların sadece uzaktan seyretmekle yetindiğine vurgu yapan Erdoğan, “Sivilleri korumak amacıyla bölgeye gönderilen Birleşmiş Milletler Koruma Gücü kendisini dahi koruyamazken; ‘güvenli bölge’ olarak ilân edilen şehirler, bugün bile utançla hatırladığımız katliamlara sahne oldu. Aralarında çocukların, kadınların, yaşlıların da olduğu 8 bin 372 Boşnak, katledilerek toplu mezarlara gömüldü. Üzerinden tam 31 sene geçmesine rağmen Srebrenitsa soykırımının kalbimizde açtığı yaralar kanamaya halen devam ediyor. Mavi kelebeklerin izinde ortaya çıkartılan her toplu mezarla, kimlik tespiti yapılan her şehit naaşıyla birlikte yüreğimize yeni bir ateş düşüyor. 31’inci seneidevriyesinde Srebrenitsa şehitlerini bir kez daha rahmetle yâd ediyor, mekanları cennet olsun diyorum” ifadelerini kullandı.

Türkiye olarak benzer acıların tekerrür etmemesi için ne gerekiyorsa yapıldığını aktaran Erdoğan, farklı inanç, kültür ve etnik kimliklerin barış içinde yaşadığı, istikrarlı ve müreffeh bir Bosna Hersek için çalışmaya devam edeceklerini, Türkiye’nin ve Türk milletinin desteğinin her zaman Bosna Hersek’le beraber olacağını sözlerine ekledi.

“Merhum Şeyh Hamad, vizyoner liderliğiyle Katar’ın bugünlere gelmesinde çok büyük pay sahibiydi”

Hayatını kaybeden Katar Devleti Emiri Şeyh Hamad Bin Halife El Sani’ye Allah’tan rahmet niyaz eden, Katar Emiri Şeyh Temim’in şahsında ise Katar halkına taziyelerini sunan Erdoğan, “Merhum Şeyh Hamad, vizyoner liderliğiyle Katar’ın bugünlere gelmesinde çok büyük pay sahibiydi. Filistin davası başta olmak üzere İslam dünyasının meseleleriyle yakından ilgilenen, nerede bir kanayan yara varsa sarmak için koşturan vicdanlı, dirayetli, samimi bir Müslümandı. Gerek şahsım gerekse ülke olarak, Türkiye ile Katar arasındaki ilişkilerin güçlenmesine yaptığı eşsiz katkıları hiçbir zaman unutmayacak, kendisini şükranla hatırlayacağız. Rabbim ruhunu şâd, mekanını inşallah cennet eylesin” dedi.

“Liderlerin tamamı zirveye bizzat icabet etti”

Erdoğan, 7-8 Temmuz tarihlerinde Türkiye’nin ev sahipliğinde 36’ncı NATO Devlet ve Hükümet Başkanları Zirvesi’ni başarıyla gerçekleştirdiklerini hatırlatarak, Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’nde gerçekleştirilen zirveye ittifak üyesi 32 devlet ve hükümet başkanının iştirak ettiğini dile getirdi. Zirve öncesinde yapılan farklı açıklamalara rağmen ABD Başkanı Donald Trump dahil olmak üzere liderlerin tamamının davete bizzat icabet ettiğini söyleyen Erdoğan, “Liderlerin yanı sıra 100’e yakın bakan, bin delege olmak üzere 4 bin 800 üst düzey diplomatı, uluslararası kuruluş temsilcisini ve davetliyi Ankara’da misafir ettik. Müttefik ülkelere ilave olarak NATO’nun Asya-Pasifik ortaklarından Güney Kore, Japonya, Yeni Zelanda ve Avustralya ile İstanbul İşbirliği Girişimi ortaklarından Katar, Kuveyt, Bahreyn ve Birleşik Arap Emirlikleri devlet başkanı veya bakan düzeyinde zirveye katılmıştır. Ukrayna Devlet Başkanı Sayın Zelenski ile Suriye Cumhurbaşkanı Sayın Şara da 8 Temmuz’da Ankara’ya ikili ziyaret gerçekleştirmiştir. 2 bin 500’ü aşkın yerli ve yabancı basın mensubu zirveyi takip etmiştir” ifadelerini kullandı.

“Güvenlik tedbirleri noktasında işi şansa bırakmadık”

NATO zirvelerinin güvenliğin en üst düzeyde gözetildiği, en küçük bir ihmale, dikkatsizliğe mahal verilmeyen uluslararası toplantılar olduğunun altını çizen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Güvenlik tedbirleri noktasında biz de işi şansa bırakmadık. Emniyet, istihbarat ve adli birimlerimizle her türlü önlemin ölçülü bir şekilde alınmasını temin ettik. Gerekli bilgilendirmeler haftalar öncesinden kamuoyumuza yapıldı. Tespit edilen altyapı eksikleri, yoğun bir çalışmayla vakitlice giderildi. Bu çalışmalar için bakanlıklarımız ve valiliğimizle birlikte yerel yönetimleri de harekete geçirdik. Hem Esenboğa Havalimanı’nın uçak ve yolcu trafiğini hafifletmek, hem de resmi ziyaretlerde kullanılmak üzere Etimesgut Askeri Havalimanı’nı yeniden ihya ederek hizmete açtık. Böylece Başkentimize yolları, asma köprüsü ve devlet konuk evi ile modern bir havalimanı daha kazandırmış olduk” açıklamasında bulundu.

“Ankara tarihi bir zirveye, tarihi bir başarıyla ev sahipliği yapmak suretiyle uluslararası alanda görünürlüğünü hiç olmadığı kadar artırmıştır”

Zirve süresince güvenlik, ulaşım, ticaret, kamu düzeni ve şehir hayatının idamesi arasında hassas bir denge kurmaya ihtimam gösterdiklerini de belirten Erdoğan, “Buna rağmen zirve sebebiyle günlük hayatı etkilenmiş olan tüm Ankaralı kardeşlerime sabırları ve anlayışları için teşekkür ediyorum. Ankara tarihi bir zirveye, tarihi bir başarıyla ev sahipliği yapmak suretiyle uluslararası alanda görünürlüğünü hiç olmadığı kadar artırmıştır. Ankara’nın artık bir dünya şehri olduğu bu vesileyle tescil edilmiştir. Bunun yansımalarını özellikle turizmde göreceğimizi düşünüyorum. Allah nasip ederse bu sene Cumhuriyetimizin 103’üncü yıldönümünü Türk dünyasından kardeşlerimizle beraber Ankara’da coşkuyla kutlayacağız. İnşallah aynı başarıyı 29-30 Ekim tarihlerinde düzenleyeceğimiz 13’üncü Türk Devletleri Teşkilatı Zirvesi’nde de sergileyeceğiz” diye konuştu.

Cumhurbaşkanlığı Millet Kütüphanesi’nin zirve süresince uluslararası medya merkezi olarak hizmet verdiğini kaydeden Erdoğan, toplam 96 kamera, 18 naklen yayın aracı ve 26 farklı noktadan yapılan yayınlarla beraber zirvenin tüm dünyaya ulaştırıldığını söyledi.

“İlginin gerek uluslararası basında gerekse sosyal medya mecralarında halen devam ettiğini görüyoruz”

İştirak ettiği NATO toplantılarına kıyasla Ankara’da gerçekleştirilen zirvenin medyanın en yoğun ilgi gösterdiği zirvelerden biri olduğunu ifade eden Erdoğan, “Bu ilginin gerek uluslararası basında gerekse sosyal medya mecralarında halen devam ettiğini görüyoruz. Mehter Marşı’ndan tören kıtasında ilk kez yer alan yeniçerilerimize, Türk Yıldızları’nın muhteşem gösterisinden atlı birliklerimize, verilen hediyelerin özgünlüğünden organizasyonun kusursuzluğuna, Külliyemizden kütüphanemize kadar birbirini tamamlayan pek çok unsur insanların ilgisini çekmeye, konuşulmaya devam ediyor. Bütün bunları sadece Türkiye’nin tanıtımı açısından değil, Türk kültürü ve tarihinin zenginliği ile Türk milletinin eşsiz misafirperverliğini göstermesi bakımından önemli buluyoruz” dedi.

“Milli meselelerin ideolojik kavga ve siyasi polemiklerin aparatı yapılmasını biz doğru bulmuyoruz”

Türkiye’de kendi devletleri ve hükümetleri hakkında olumlu tek cümle dahi duymaya tahammül edemeyen marjinal bir kesimin olduğunu dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Devlet başkanları, bakanlar, gazeteciler dâhil istisnasız tüm katılımcıların ülkemizden sitayişle bahsetmesini bunlar bir türlü içlerine sindiremiyor. Öyle ki zirveye ve Türkiye’nin müstesna ev sahipliğine kara çalmak için günlerdir akla hayale gelmedik hezeyanlar üretiyorlar. Siyasetin değil tababetin konusu olan bu güruhu ve saçmalıkları gördükçe onlar adına sadece üzülüyoruz. Hele hele ‘5 dakikacık bir görüşme’ için muhataplarına yalvaran zavallıların sırf gündeme gelebilmek için yaptığı eleştirilere sadece gülüp geçiyoruz. Yabancılaşma kötüdür ama kişinin kendi ülkesine, kendi milletine yabancılaşması, hatta düşmanlaşması çok daha kötüdür. Her zaman söylediğim gibi Türkiye Cumhuriyeti hepimizin ortak devletidir. Hangi partiden, görüşten, kökenden olursak olalım hepimiz bu devletin vatandaşıyız, bu aziz milletin ferdiyiz. Türkiye için iyi olan, hepimiz için iyidir, faydalıdır, hayırlıdır. Türkiye’nin başarısı, 86 milyonun tamamının başarısıdır. Türkiye’nin sıkıntısı ise, bilaistisna hepimizin sıkıntısıdır. Milli meselelerin ideolojik kavga ve siyasi polemiklerin aparatı yapılmasını biz doğru bulmuyoruz” değerlendirmesinde bulundu.

“NATO Liderler Zirvesi köklü devlet geleneğimizin tüm görkemiyle tebarüz ettiği bir toplantı olmuştur”

Erdoğan, sözlerine şöyle devam etti:

“Özellikle mehter marşından, yeniçeriden, merasimlerin tam da tarihimize yaraşır biçimde icra edilmesinden rahatsız olanlara şunu hatırlatıyorum; ister kabul edin, ister etmeyin ama artık reddi miras yapan bir Türkiye yok. Tam tersine medeniyet ve kültür birikimini kucaklayan bir Türkiye var. Türkiye Cumhuriyeti, mazisi şanla, şerefle dolu binlerce yıllık devletler silsilemizin son halkasıdır. NATO Liderler Zirvesi işte bu köklü devlet geleneğimizin tüm görkemiyle tebarüz ettiği bir toplantı olmuştur. Milletimizin azamet ve asaleti, devletimizin itibar ve prestiji, zirvenin düzenlendiği Cumhurbaşkanlığı Külliyemizde adeta tecessüm etmiştir. Kahraman ecdadımızın cenk meydanlarındaki kılıç şakırtılarını kösleriyle, davullarıyla, zurnalarıyla coşturan Mehter Takımımız, Osmanlı’nın en seçkin askerî birliklerinden Yeniçeri Ocağı’nın da yer aldığı Muhafız Alayımız, zirveye ayrı bir anlam ve güzellik katmıştır.”

“Küresel diplomasinin kalbi Külliyemizde atmaktadır”

Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’nin Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin olduğu gibi devletin ve 86 milyonun temsil makamı olduğunu vurgulayan Erdoğan, “Malum çevrelerin hedef aldığı bu mekân milletin evidir. Burası asırlardan süzülüp gelen devlet aklının, milletimizin dünya sahnesindeki itibarının, Türkiye’nin güç ve ağırlığının mimari zemindeki buluşma noktasıdır. Eski nizamın yoğun bakımda olduğu, yeni sistemin ise doğum sancıları çektiği bu dönemde küresel diplomasinin kalbi Külliyemizde atmaktadır. NATO Zirvesi ‘Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’ne ne gerek var?’ diyenlere, ‘İktidara gelirsek Külliyeyi yıkacağız’ diyen vizyon fukaralarına, bu eserin ne işe yaradığını, ne amaçla inşa edildiğini, Türkiye için ne manaya geldiğini çok net biçimde göstermiştir” dedi.

“Türkiye, dönüşümün tam merkezinde NATO’nun en güçlü aktörlerinden biri olarak yer almaktadır”

NATO Zirvesi’nin Türkiye’nin merkezi rolünün berraklaşmasına vesile olduğunu dile getiren Erdoğan, “Avrupalı müttefiklerin daha fazla sorumluluk aldığı, külfetin daha âdil paylaşıldığı ve kolektif savunmanın öncelendiği yeni dönemin Ankara Zirvesi’nde somutlaşması, toplantıyı ittifakın tarihî zirvelerinden biri haline getirmiştir. Türkiye ise sahip olduğu askerî kabiliyet, stratejik konum, diplomatik birikim ve savunma sanayii kapasitesiyle bu dönüşümün tam merkezinde NATO’nun en güçlü aktörlerinden biri olarak yer almaktadır. Zirvede savunma sanayii işbirliğinin önündeki engellerin ve kısıtlamaların kaldırılması gerektiğini kayda geçirdik” şeklinde konuştu.

Zirvenin ana etkinliklerinden biri olarak bu yıl ilk kez tertiplenen Savunma Sanayii Forumu’na bine yakın katılımcı ve basın mensubunun iştirak ettiğini kaydeden Erdoğan, ittifakın öncelikli konularından biri olan dronlara karşı çalışmaların dikkate alınarak, ‘İnsansız Sistemlere Karşı Koyma Mükemmeliyet Merkezi’nin Konya’da kurulmasına karar verildiğini de ifade etti.

“Sayın Trump’ın devlet başkanı seviyesinde Amerika’dan Türkiye’ye 17 yıl sonra yaptığı resmi ziyaret fevkalade anlamlıydı”

Erdoğan, NATO Zirvesi’nin Türkiye’nin tezlerinin en gür şekilde dillendirildiği bir platform görevi gördüğünü belirterek, “Gazzeli ve Lübnanlı kardeşlerimizin maruz kaldığı insanlık dışı saldırıları çok net biçimde gündeme getirdik. Rusya-Ukrayna savaşının diyalog ve diplomasiyle çözülmesi gerektiğini bir kere daha vurguladık. Zirve marjında 3 gün boyunca yoğun temaslarımız oldu. NATO Genel Sekterinin yanı sıra Kanada, Finlandiya, Birleşik Krallık, Almanya, İtalya, Fransa, Bulgaristan, Karadağ, Slovakya, Arnavutluk ve Avrupa Birliği Liderleriyle görüşmeler gerçekleştirdik. Cumhurbaşkanı Ahmet Şara ile Suriye’deki son durumu değerlendirdik. Zirve kapsamında ayrıca savunma ve güvenlik temalı aralarında 50’nin üzerinde düşünce kuruluşunun katımıyla Ankara Palas’ta düzenlenen programın da bulunduğu 7 ayrı etkinliğe ev sahipliği yaptık. Zirveye katılan liderlerin eşlerini de milletimizin müstesna misafirperverliğini yansıtan başarılı bir organizasyonla en güzel şekilde ağırladık. Özellikle Sayın Trump’ın devlet başkanı seviyesinde Amerika’dan Türkiye’ye 17 yıl sonra yaptığı resmi ziyaret fevkalade anlamlıydı. Kendisinin ülkemiz ve zirveyle ilgili övgü dolu mesajlarını da memnuniyetle karşıladık. Gerek Türk-Amerikan ilişkilerinin güçlenmesi, gerek ikili ticaretimizin 100 milyar dolar hedefine ulaşması, gerekse bölgemizde barışın ve istikrarın tesisi için Sayın Trump’la birlikte çalışmaya devam edeceğiz” dedi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerine şöyle devam etti:

“Üretimin yavaşlamaması, sanayimizin rekabet gücünün korunması ve ihracatın artırılması için gerekli adımları atıyoruz. İmalat sektörü için kurumlar vergisi oranını yüzde 12 buçuğa indirdik. İhracatçılara sunduğumuz reeskont kredilerinin hacmini günlük 5 milyar liraya yükselttik. İstihdam Koruma Programı kapsamında istihdam başına aylık 3 bin 500 lira destek ödemesi yapıyoruz. Bu sayede 900 bin istihdamı koruma altına aldık. Tüm imalat sektörlerimiz için devreye aldığımız 100 milyar liralık kredi paketi sanayicilerimizin finansmana erişimine ilave bir destek oldu. Bu olumlu seyri hızlandırmak için, şimdi yeni bir adım atarak, Yatırım Taahhütlü Avans Kredi Programının kapsamını ve bütçesini genişletiyoruz. Kriterleri Sanayi ve Teknoloji Bakanlığımız tarafından ilan edilecek bu yeni uygulama için program bütçesini 750 milyar liraya çıkarıyoruz. Sanayicilerimizin sadece yeni yatırımları için değil, işletme sermayesi noktasında da uygun şartlarda finansmana erişim imkanını güçlendiriyoruz. Hayata geçirdiğimiz yeni finansman programı ile 250 milyar liralık uygun şartlarda bir kredi paketini daha imalat sanayinin istifadesine sunuyoruz. Program paydaşı bankalardan piyasa şartlarından daha cazip olan 6 ay ana para ödemesiz, 36 aya kadar vadeli kredilerden 12 puanlık maliyetini hükümet olarak biz karşılıyoruz. Bu iki program sayesinde imalat sanayi için toplam 1 trilyon liralık uygun şartlı kredinin önünü açmış oluyoruz. Sanayi sektörümüze ve ülkemize hayırlı olsun diyorum.”

Amasya Valisi Önder Bakan, 15 Temmuz hain darbe girişimi sırasında
Sıradaki Haber Vali Bakan: “(15 Temmuz’da tankın önüne yatan Metin Doğan) Bu fotoğraf içerik üretmek için çekilmedi”