Ergenekon ve Odatv kumpasları sürecinde tutuklanan, mahkemede ilk kez hâkim karşısına çıkmasına yalnızca 13 gün kala 12 Kasım 2011 tarihinde Silivri 1 No’lu L Tipi Kapalı Cezaevi’nde hayatını kaybeden eski bordo bereli subay ve MİT Asya Bölge Başdanışmanı Kaşif Kozinoğlu‘nun ölümüne ilişkin yeniden açılan adli tahkikatta en kritik aşama tamamlandı.
Silivri Cumhuriyet Başsavcılığı koordinesinde 12 Eylül 2026’da Ümraniye Kocatepe Mezarlığı’nda gerçekleştirilen feth-i kabir (mezar açma) işlemi sonrası alınan kemik, saç, tırnak, doku ve mezar toprağı örnekleri üzerindeki yaklaşık 2 aylık inceleme sonuçlandı.
Adli Tıp Kurumu’nun en üst bilimsel inceleme organlarından biri olan Adli Tıp 1. İhtisas Kurulu, hazırladığı nihai uzmanlık raporunu soruşturmayı yürüten Silivri Cumhuriyet Başsavcılığı’na resmen teslim etti.
Kurulun oy birliği veya oy çokluğuyla aldığı rapor metninde, Kozinoğlu’nun harici bir müdahaleyle öldürüldüğüne dair tıbbi bulguya ulaşılamadığı kaydedildi.
Aktarılan bilgilere göre;
“Adli Tıp Kurumu 1. İhtisas Kurulu raporunda, Kaşif Kozinoğlu’nun travmatik bir tesirle öldüğünün tıbbi delillerinin bulunmadığı, zehirlenerek öldüğüne dair tıbbi kanıt saptanmadığı ve ölümün kalp hastalığı (akut miyokard enfarktüsü / kalp yetmezliği) sonucu meydana geldiği belirtildi.”
Savcılık Raporu Yeterli Bulmadı: Dosya Adli Tıp Genel Kurulu’na Taşınıyor
- İhtisas Kurulu’ndan gelen “kalp hastalığı sonucu doğal ölüm” tespiti soruşturma savcılığı nezdinde kesin bir hüküm olarak kabul görmedi.
Silivri Cumhuriyet Başsavcılığı, soruşturma kapsamında daha önce Kimya İhtisas Dairesi Toksikoloji Şubesi tarafından hazırlanan laboratuvar raporundaki somut verileri ve tanık beyanlarındaki çelişkileri gerekçe göstererek rapora resmî olarak itiraz etme kararı aldı:
- Mezar Toprağında Sıfır, Tırnakta Zehir Çıkmıştı: Dosyada yer alan önceki toksikoloji analizinde, 7 ayrı mezar toprağı örneğinde hiç rastlanmayan toksik ve arsenik benzeri antimon maddesinin Kozinoğlu’nun tırnağında 7.002 ng/g, saçında 548 ng/g, sabunlaşmış dokusunda ise 720 ng/g seviyesinde çıkmış olması en büyük itiraz dayanağını oluşturdu.
- Genel Kurul İnceleyecek: Başsavcılık; hem ölümün kalp hastalığı sonucu gerçekleştiği yönündeki tıbbi değerlendirmenin hem de antimon zehirlenmesi ve üçüncü kişi müdahalesi iddialarının Türkiye’nin en yetkili adli tıp hekimlerinin bir araya geldiği Adli Tıp Kurumu Üst Genel Kurulu tarafından yeniden ve en ince ayrıntısına kadar değerlendirilmesini talep etti.
Koğuş Arkadaşlarına Ev Hapsi, İki Eski Kumpas Savcısına Tutuklama
Soruşturmanın adli ve operasyonel ayağında ise geçtiğimiz günlerde çok önemli gözaltı ve tutuklama kararları hayata geçirildi:
- Koğuş Arkadaşlarına Ev Hapsi: Kozinoğlu ile aynı koğuşu paylaşan ve ölüm anında yanındaki isimler olan emekli Albay Hasan Atilla Uğur ile emekli Yüzbaşı Hasan Ataman Yıldırım, savcılık sorgularının ardından çıkarıldıkları nöbetçi mahkemece yaş ve sağlık durumları dikkate alınarak “ev hapsi” (konutu terk etmeme) adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı.
- İki Eski Savcı Tutuklandı: O dönemde Ergenekon ve kumpas soruşturmalarında görev yapan ve 2011 yılındaki şüpheli ölümün üzerini kapattıkları öne sürülen eski cumhuriyet savcıları Ali İşgören ile Necip Doğan hakkında ise mahkeme tarafından tutuklama kararı verilerek cezaevine gönderildiler.
- Cezaevi Görevlilerine İşlem: Daha önce düzenlenen operasyonlarda o dönem cezaevinde jandarma er olarak görev yapan bir şüpheli tutuklanmış, 7 şüpheli hakkında adli kontrol kararı verilmişti.
Koğuş Arkadaşı Yıldırım’ın Dilekçesi: “Hastaneye 1 Saatte Götürüldü”
Dosyanın en can alıcı unsurlarından birini, koğuş arkadaşı Hasan Ataman Yıldırım’ın cezaevi idaresine ve savcılığa verdiği resmî dilekçedeki kronolojik zaman çizelgesi oluşturuyor:
- Ağır Spor ve Ağrı: Yıldırım dilekçesinde, Kozinoğlu’nun 12 Kasım günü 15.45’te uyandığını, 60 dakika avluda yürüdükten sonra koğuş odasında 45 dakika ağır spor yaptığını belirtti. Saat 18.15’te göğsünde şiddetli ağrıyla Atilla Uğur’un odasına gelerek yardım istediği kaydedildi.
- Tansiyon Ölçümü ve Dil Altı: Kozinoğlu’nun tansiyonunun 12.7 / 20.5 olarak ölçüldüğü, saat 18.17’de acil butonuna basıldığı ve kendisine dil altı hapı verildiği aktarıldı.
- Sedyeyi Reddetmişti: Saat 18.35 civarında gelen görevlilerin sedyesine binmek istemediği, 19 basamaklı merdiveni yürüyerek inmek istediği ancak görevlilerce sedyeyle bilinci açık ve konuşur vaziyette koğuştan çıkarıldığı ifade edildi.
- Ambulans Değişimi ve 19.15’te Vefat: TEM otoyolunda seyir halindeyken başka bir 112 ambulansı ile temas sağlandığı, doktor transferinin ardından Silivri Devlet Hastanesi’ne ulaşıldığında saat 19.15’te yaşamını yitirdiği belgelendi.
- Kritik 1 Saatlik İhmal İddiası: Yıldırım dilekçesinde; Kozinoğlu’nun ilk kalp ağrısının başlamasından tam 1 saat sonra hastaneye ulaştırılabildiğine dikkat çekerek tıbbi müdahalenin kasten geciktirildiğini iddia etmişti.
Firari Gardiyan ve FETÖ Şüphesi
Soruşturmanın raftan indirilerek yeniden açılmasının en büyük tetikleyicisi ise FETÖ irtibatı oldu:
- Radyonun Sesini Açan Gardiyan Firarda: Olay günü Kozinoğlu koğuşunda yardım isterken ve acil butonuna basılırken koridordaki yardım çığlıklarının duyulmasını engellemek amacıyla radyonun sesini sonuna kadar açtığı iddia edilen infaz koruma memuru Ferhat Veysi Gül‘ün, 15 Temmuz darbe girişiminin ardından FETÖ üyeliği gerekçesiyle ihraç edildiği ve yurt dışına kaçarak firari olduğu belirlenmişti.
- Kritik Bilgiler Taşıyordu: MİT bünyesinde Orta Asya ve Afganistan’da uzun yıllar görev yapan ve FETÖ’nün Orta Asya’daki okul ve finans ağlarına dair devasa bilgi birikimine sahip olan Kozinoğlu’nun susturulmak istendiği tezi, savcılığın derinleştirdiği ana omurga olarak korunuyor.
Silivri Cumhuriyet Başsavcılığı’nın resmi itiraz dilekçesini tamamlamasının ardından, tüm dosya ve numuneler nihai karar için Adli Tıp Genel Kurulu’na sevk edilecek.
