Evlilik hazırlığındaki milyonlarca çifti ve aile hukuku uygulamasını yakından ilgilendiren emsal nitelikte bir karara imza atıldı. İstanbul’da evlenme kararı alan çift, düğün tarihlerini belirleyerek tüm salon, davetiye ve düğün organizasyonu hazırlıklarını tamamladı.
Düğünden bir gün önce gerçekleştirilen kına gecesinde, gelenekler gereği erkeğin eline altın konulması meselesi yüzünden iki aile arasında tartışma çıktı. Yaşanan gerginliğin ardından ertesi gün kız tarafı kuaför ve gelinlik hazırlıklarıyla düğün saatini beklerken, damat adayından şoke eden bir telefon geldi.
Damat adayı, kız tarafını telefonla arayarak; “Ben evlilikten korkuyorum, yapamayacağım” dedi ve düğüne gelmeyeceğini bildirdi. Düğün saatine saatler kala gelen bu telefonla çiftin nişanı ve evlilik süreci tamamen bozuldu.
“Düğün günü telefon açıp ‘Evlilikten korkuyorum, yapamayacağım’ diyerek düğüne katılmayan erkeğin eylemi yargıya taşındı; Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, bu davranışın kadının kişilik haklarını ihlal ettiğine hükmederek manevi tazminat ödenmesine karar verdi.”
Karşılıklı Davalar Açıldı: Yerel Mahkeme Manevi Tazminatı Reddetti
Düğünün iptal edilmesinin ardından taraflar arasındaki uyuşmazlık karşılıklı davalarla mahkeme koridorlarına taşındı:
- Erkek Tarafının Talebi: Erkek tarafı, nişan sürecinde takılan ve verilen hediye ziynet eşyalarının iadesi ile maddi ve manevi tazminat talebiyle dava açtı.
- Kadın Tarafının Karşı Davası: Kız tarafı ise düğün günü yaşanan büyük travma, çevreye karşı düşülen durum ve uğranılan manevi yıkım sebebiyle karşı dava açarak maddi ve manevi tazminat talep etti.
- Bakırköy 13. Aile Mahkemesi’nin Kararı: İlk derece mahkemesi, hediye edilen ziynet eşyalarının bir kısmının iadesine karar verirken; hediyelerin kalan kısmı ile her iki tarafın da talep ettiği manevi tazminat istemlerini reddetti.
- İstinaf Başvurusu: Kararın ardından dosya İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 56. Hukuk Dairesi’ne taşındı. Bölge Adliye Mahkemesi de yerel mahkemenin kararını uygun bularak tarafların manevi tazminat taleplerinin reddini onadı.
Bunun üzerine kadın tarafı, düğün günü terk edilmenin ağır manevi yıkım yarattığını belirterek dosyayı temyiz yoluyla Yargıtay’a taşıdı.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi: “TMK 121 Uyarınca Kişilik Hakları İhlal Edilmiştir”
Temyiz incelemesini tamamlayan Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, alt derece mahkemelerinin kararını bozarak hukuk literatürüne geçecek bir gerekçeye imza attı.
Yüksek Mahkeme kararında, Türk Medeni Kanunu’nun (TMK) 121’inci maddesine dikkat çekti:
- TMK Madde 121 Hükmü: Kanun maddesinde açıkça belirtildiği üzere; nişanın bozulması yüzünden kişilik hakları saldırıya uğrayan taraf, kusurlu olan diğer taraftan uygun miktarda manevi tazminat talep edebilir.
- Doğal Üzüntü ile Kişilik Hakkı Saldırısı Farkı: Kararda, nişanın bozulmasının taraflarda belirli düzeyde üzüntü yaratmasının olağan olduğu ve her nişan bozulmasında otomatik manevi tazminat doğmayacağı kaydedildi. Ancak nişanın bozulma şekli ve zamanlaması itibarıyla kişinin saygınlığını ve sosyal itibarını zedeleyen unsurlar varsa bunun doğrudan kişilik hakkı ihlali sayılacağı vurgulandı.
“Erkeğin Düğün Günü Olan Bu Söylemleri Kadının Kişilik Haklarını İhlal Eder”
Yargıtay kararında, somut olayda nişanı haksız ve keyfi olarak bozan tarafın erkek tarafı olduğuna işaret edilerek şu kritik değerlendirme yapıldı:
“Düğünden bir gün önceki tartışmanın ardından, düğün hazırlıkları tamamlanmışken ve düğün günü sabahında erkeğin ‘Ben evlilikten korkuyorum, yapamayacağım’ şeklindeki söylemleriyle düğüne gelmemesi, kadının kişilik haklarını ihlal sonucunu doğurur. Bu nedenle kadın lehine uygun miktarda manevi tazminata hükmedilmesi gerekirken talebin reddi hukuka aykırıdır.”
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, erkeğin tüm temyiz itirazlarını reddederken; İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 56. Hukuk Dairesi’nin kararını manevi tazminat talebinin reddi yönünden kadın lehine bozdu, diğer hususları ise onadı.
Bozma kararının ardından dosya yeniden mahkemeye gönderilecek ve erkek tarafının kadına ödeyeceği manevi tazminat tutarı mahkemece belirlenecek.
