İnegöl’ün en önemli markalarından biri olan Sultansu İnegölspor, tarihinin en karanlık ve türbülanslı dönemlerinden birinden geçiyor. Ülkenin içinde bulunduğu ağır ekonomik koşulların kulübe yansıması zaten kaçınılmazdı; ancak mali krizin üzerine eklenen sportif başarısızlık ve yönetimsel kilitlenmeler, kulübü tam anlamıyla bir belirsizliğin kucağına itmiş durumda.
Ligin 4. haftasında oynanan Ankaragücü maçı sonrasında Kani Ademoğlu başkanlığındaki yönetim kurulunun düzenlediği basın toplantısı, aslında kulüpteki vahim tablonun resmi bir itirafı niteliğindeydi. Başkan Ademoğlu’nun sitem dolu açıklamalarında öne çıkan en acı detay ise şüphesiz o derin “yalnız bırakılmışlık” duygusuydu.
İnegöl gibi sanayisiyle, mobilyasıyla, ihracatıyla devasa bir ekonomi yaratan bir şehirde; başka topraklardan para kazanıp kendi şehirlerinin kulüplerine destekler akıtan iş insanlarının, sıra İnegölspor’a geldiğinde kapılarını duvar yapması kabul edilebilir bir durum değildir! Başkanın deyimiyle, ödenemeyecek pahalı transferlerden kaçınılıp bütçeye uygun bir kadro kurulmasına rağmen, vaat edilen gelirler gelmeyince futbolcuların peşinatları aksadı ve yönetim kulübü döndüremez hale geldi.
Tam “bundan daha kötüsü olamaz” derken, basın toplantısının üzerinden henüz bir saat bile geçmeden gelen haber ise adeta tuzu biberi oldu: SGK ve vergi borçlarının süresinde ödenmemesi nedeniyle 3 puan silme cezası! Zaten ligde puan mücadelesi veren ve moralsiz olan bir takım için masa başında kaybedilen o 3 puan, yaşanan travmanın boyutunu katmerledi.
Saha dışındaki finansal kriz yetmezmiş gibi bir de taraftar ile yönetim arasındaki ipler kopma noktasına geldi. Ankaragücü deplasmanında Ankara polisinin tutumu nedeniyle stadın dışında kalan ve mağdur olan taraftarların faturayı yönetime kesmesi, bardağı taşıran son damla oldu. Kendisi de tribünün, taraftarın içinden gelen Başkan Ademoğlu’nun, sorunun kendilerinden kaynaklanmadığını belirtip tepki olarak maçın 60. dakikasında stadı terk etmesi ve ardından gelen sert taraftar açıklamaları, ipleri tamamen kopardı.
Nitekim yönetim daha fazla dayanamayarak 19 Ekim’de olağanüstü kongre kararı aldı ve “Biz artık yokuz, daha iyi yapacağını düşünen varsa buyursun” diyerek sahhadan çekildi, havlu attı.
Peki, Elde Ne Kaldı? Sonuç Mu?
İnegölspor şu an hem puanı silinmiş, hem yönetimsiz kalmış, hem de mali olarak adeta dibe vurmuş durumda.
Ancak kimse unutmasın: İnegölspor kişilerin veya yönetimlerin değil, tüm şehrin ortak değeridir, armasıdır, gururudur.
18 Ekim’deki kongre sadece sıradan bir başkan seçimi değil; İnegölspor’un var olma ya da yok olma mücadelesi olacaktır. Bu şehirden kazanan sanayicilerin, mülki amirlerin, sivil toplum kuruluşlarının ve taraftarın artık kafasını kuma gömmekten vazgeçip bu armaya amasız, fakatsız sahip çıkması şarttır.
Aksi halde, göz göre göre gelen bu fırtına eninde sonunda hepimizi altında bırakacak!
