Sermaye piyasalarını sarsan ve yüz binlerce tasarruf sahibini yakından ilgilendiren dev borsa-fon soruşturmasında, şirket ve fonların hesap hareketlerine ilişkin peş peşe alınan kararlar kamuoyunda oluşan soru işaretlerini gidermek adına netleştirildi.
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Terörizmin Finansmanı ve Aklama Suçları Soruşturma Bürosu tarafından yürütülen 2026/149004 sayılı soruşturma kapsamında, 26 ve 27 Eylül 2026 tarihlerinde ilgili kurumlara gönderilen iki ayrı resmi müzekkerenin hukuki mahiyeti ve sınırları adli kaynaklarca ayrıntılarıyla paylaşıldı.
Açıklamada, şirket ve fon tüzel kişilikleri üzerindeki bazı dondurma kararlarının kaldırılmasının, kesinlikle “soruşturmanın kapandığı” veya “işlemlerin aklandığı” anlamına gelmediği, aksine piyasa çarklarının kilitlenmesini önleme ve tasfiye sürecini hızlandırma gayesi taşıdığı vurgulandı.
“Adli kaynaklar, şirket ve fonlar hakkındaki tedbirlerin kaldırılmasının; mağdurların hak ve taleplerinin ortadan kalktığı ya da soruşturmaya konu işlemlerin hukuka uygun bulunduğu şeklinde değerlendirilemeyeceğinin altını çizdi.”
26 Eylül Müzekkeresi: Mal Kaçırmaya Kalkan ve 1 Temmuz Sonrası Para Trafiği
Sürecin ilk aşamasını oluşturan 26 Eylül 2026 tarihli başsavcılık talimatında, piyasadan suç geliri transferini engellemeye yönelik sert güvenlik kalkanları devreye alınmıştı:
- Varlıkların Kaçırılmasına Karşı Blokaj: Soruşturma dosyasında adı geçen şüpheli gerçek kişiler, ilgili şirketler ve fonların mal varlığını azaltıcı tüm işlemleri durdurulmuş, sermaye piyasası araçları dondurulmuştu.
- 1 Temmuz – 16 Eylül Para Çıkışları Mercekte: Soruşturma kapsamında özellikle 1 Temmuz ile 16 Eylül 2026 tarihleri arasında fonlardan gerçekleştirilen tüm nakit ve portföy çıkışları, en yüksek tutarlı işlemlerden başlanarak adli bilişim ve mali denetim uzmanlarınca incelemeye alındı.
- Paranın İz Sürümü: Yapılan bu geriye dönük taramalarda, buharlaşan kaynakların suç eylemleriyle irtibatının kurulması ve mal varlığı değerlerinin hangi şahısların ya da hangi paravan hesapların elinde bulunduğunun tespit edilmesi amaçlandı.
27 Eylül Müzekkeresi: SPK Bildirimiyle Şirket Tedbirleri Kaldırıldı
Soruşturmanın ikinci gününde gönderilen 27 Eylül 2026 tarihli müzekkere ise tedbirlerin teknik kapsamına dönük zorunlu bir revizyonu beraberinde getirdi:
- SPK’nın Yeni Değerlendirmeleri: Sermaye Piyasası Kurulu’nun (SPK) yaptığı yeni kurumsal analizler ve bildirimler doğrultusunda, soruşturmaya konu şirket ve fonların mal varlığı ile para hareketlerine yönelik genel tedbirler ve dondurma kararı Başsavcılık tarafından kaldırıldı.
- Piyasaların Sağlıklı İşleyişi: Fonların ve tüzel kişiliklerin tamamen kilitlenmesinin, sistemdeki diğer masum yatırımcılar açısından yeni mağduriyetler yaratacağı ve piyasa likiditesini felç edeceği tespiti dikkate alındı.
En Kritik Madde: “Gerçek Kişilerin Tedbirleri Aynen Devam Ediyor”
Adli kaynaklar, 27 Eylül tarihli kararın en hayati detayına dikkat çekerek kamuoyundaki yanlış algıyı net bir dille düzeltti:
“27 Eylül 2026 tarihli müzekkerede, hakkında adli işlem yapılan şüpheli gerçek kişiler hakkında uygulanan mal varlığı tedbirlerinin ve dondurma kararlarının kaldırılmasına ilişkin hiçbir hüküm bulunmamaktadır. Şahıslara yönelik adli kısıtlamalar eksiksiz olarak yürürlüktedir.”
Bu çerçevede; tutuklanan fon yöneticileri, holding patronları ve yönetim kurulu üyelerinin şahsi servetleri, gayrimenkulleri, araçları, lüks yatları ve yurt dışı transfer girişimleri üzerindeki tüm adli blokajlar tavizsiz uygulanmaya devam ediyor.
“SPK’nın Tasfiye Süreci ve Yatırımcı Ödemeleri Aynen Geçerli”
Başsavcılığın 27 Eylül tarihli müzekkeresinin, SPK’nın daha önce ilan ettiği idari kararları etkilemediği hatırlatıldı:
- Tasfiye Kararları Yürürlükte: SPK’nın 7 portföy yönetim şirketinin TEFAS fonlarını kapatma ve 131 yatırım fonunu kamu bankaları gözetiminde tasfiye etme kararı kendiliğinden ortadan kalkmış değildir.
- Ödeme Usulleri SPK Uhdesinde: Tasfiye kapsamındaki fonlarda hak sahibi olan yüz binlerce vatandaşın pay sahipliği ve yapılacak geri ödemelerin takvimi, SPK tarafından belirlenen yasal esaslar doğrultusunda işletilmektedir.
- Zararların Giderilmesi Hedefi: Soruşturma makamları, mağdur yurttaşların kanunun öngördüğü sınırlar dahilinde haklarının kuruşu kuruşuna telafi edilmesi hedefinden asla vazgeçilmediğini yineledi.
Adli kaynaklar, yürütülen çok yönlü soruşturmada suç gelirlerinin aklanmasına karışan sorumluların yargı önüne çıkarılması ve yatırımcıların anayasal mülkiyet haklarının korunması için sürecin kararlılıkla sürdürüleceğini ifade etti.
