Türkiye genelinde milyonlarca üreticinin hazırlandığı güz dönemi buğday ve hububat ekimi öncesinde çiftçilerin girdi maliyetleri alarm veriyor. İnegöl Ziraat Odası Başkanı Sezai Çelik, oda binasında düzenlediği basın toplantısıyla yaklaşan ekim dönemi öncesinde tarım sektörünün karşı karşıya olduğu büyük darboğazı kamuoyuyla paylaştı.
Hububat ekimine yaklaşık bir aylık bir süre kaldığını hatırlatan Çelik; akaryakıt zamları ve gübre piyasasındaki belirsizliğin çiftçinin kolunu kanadını kırdığını vurguladı:
“Buğday ekimlerinin yapılacağı günlere yaklaşmaktayız. Yaklaşık bir ay sonra sadece İnegöl’de değil, tüm Türkiye’de hububat ekimi başlayacak. Ancak şu anki tablomuz ortada: Mazotun litresi 105 lira oldu ve yarın ne olacağı belli değil. Gübre fiyatları ise 1.500 lira ile 2.700 lira arasında değişiyor. Hububat ekimi yaklaştıkça gübre fiyatları daha da tırmanıyor. Bu şartlar altında ülkemizin en stratejik ürünü olan buğdayı çiftçimizin bu maliyetlerle ekmesi mümkün görünmüyor.”
Dekarda Kazanç Eridi: “50 Dönüm Eken 100 Bin Lira Kazanamıyor”
Tarladaki üretim ekonomisini somut rakamlarla ortaya koyan Ziraat Odası Başkanı Sezai Çelik, buğday üretimindeki kâr marjının tamamen tükendiğini dile getirdi: Bugünün fiyatlarıyla bir dekar buğdayın ekim ve bakım maliyeti 4.150 TL seviyesinde hesaplanıyor. Geçtiğimiz hasat döneminde ortalama verim ve TMO alım fiyatları baz alındığında bir dekardan elde edilen toplam gelir yaklaşık 6.000 TL oldu. Dekar başına geriye kalan net kâr yalnızca 1.850 TL düzeyinde kaldı. 50 dönüm arazisine buğday eken bir çiftçi, bir yıllık emeğinin karşılığında 100 bin lira dahi gelir elde edemiyor.
TMO’ya Çağrı: “Fiyatı Şimdiden Açıklayın ya da Özel Model Getirin”
Çiftçinin önünü görebilmesi için hükümetten ve Tarım ve Orman Bakanlığı’ndan acil müdahale beklediklerini kaydeden Çelik, iki somut çözüm önerisi sundu: Mazot ve gübre fiyatlarının düşmeyeceği öngörüsüyle, çiftçiye ekim öncesinde nakit ya da ayni doğrudan girdi desteği sağlanmalı. Toprak Mahsulleri Ofisi (TMO), “Siz tarlanızı ekin; seneye buğdayınızı şu tatmin edici fiyattan alacağız” diyerek taban fiyat garantisi vermeli ve üreticinin ekim motivasyonunu korumalı.
“Genel Başkanımız Şemsi Bayraktar çizmelerini ayağından çıkarmadan il il sahayı geziyor, her gün avazı çıktığı kadar sorunları haykırıyor. Bizim de bugün İnegöl’den bu feryadı yükseltmemizin sebebi; ekime yalnızca bir ay kalmış olmasıdır. Çiftçiyi ayakta tutacak acil bir formül şarttır.”
“Etrafımız Ateş Çemberi: Buğday Stoku Millî Güvenlik Meselesidir”
Buğdayın yalnızca ekonomik bir tarım ürünü değil, doğrudan bir beka ve gıda güvenliği unsuru olduğunu hatırlatan Sezai Çelik, bölgesel jeopolitik risklere dikkat çekti:
“Görüyorsunuz, etrafımız adeta bir ateş çemberi. Askeri birliklerimiz, tugaylarımız batı sınırlarına, stratejik noktalara intikal ediyor. Bölgede yarının ne getireceği belirsiz. Böyle bir tabloda ülkemizin ambarlarında haddinden fazla buğday stoku bulunmak zorundadır. Ekimi kesintisiz sürdürmek mecburiyetindeyiz. İnegöl’de yılda 50 bin ton buğday üretiyoruz; Türkiye genelinde üretim 18 milyon tondan 23 milyon tona kadar çıkabiliyor. Bu üretimi riske atamayız.”
Rekolte Düşer mi? “Bu Kez Kuraklıktan Değil Yoksulluktan Düşecek”
Basın toplantısının sonunda gazetecilerin “Girdi desteği verilmezse buğdayda rekolte düşer mi?” sorusunu yanıtlayan Sezai Çelik, tehlikenin boyutunu şu sözlerle özetledi:
“Tabii ki düşer, düşmez olur mu? Geçmiş yıllarda 23 milyon ton ürettiğimiz de oldu; 4-5 yıl önce aşırı kuraklık nedeniyle 17 milyon tona gerilediğimiz de oldu. Ancak bu kez rekolte düşüşü kuraklık gibi doğal afetlerden kaynaklanmayacak; çiftçinin cebinde mazot ve gübre alacak gücü kalmadığı için tarlasını ekememesinden kaynaklanacak. Eğer acil destek verilmezse verim ve üretim korkunç şekilde aşağılara inecektir.”
