Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir
sinan unuak
sinan unuak

İnegöl Tarımının Kalbi Durdurulacak!

İnegöl Tarımının Kalbi Durdurulacak!

Uludağ Gazoz’un Derin Su Kuyuları ve Paşa Çayırı Yaylası’nın Haklı İsyanı
​Toprak ve su, bu toprakların sadece bereketi değil, aynı zamanda geçmişi, bugünü ve geleceğidir. Son günlerde İnegöl’den yükselen bir feryat, sanayi sermayesi ile doğanın, üreticinin ve sürdürülebilir yaşamın karşı karşıya geldiği o tanıdık ama bir o kadar da tehlikeli denklemi yeniden önümüze koydu.

​İnegöl Ziraat Odası Başkanı Sezai Çelik’in öncülüğünde; muhtarlar, üreticiler, çiftçiler, sulama kooperatifleri, STK’lar ve Siyasi partiler’in yükselttikleri ses, sıradan bir çevre protestosu değildir. Uludağ Gazoz firmasının Paşa Çayırı Yaylası’nda açmayı planladığı 200 metre derinliğindeki su kuyularına karşı verilen bu tepki, kelimenin tam anlamıyla bir varoluş mücadelesidir. Başkan Çelik’in “Bu proje sadece bir bölgeyi değil, tüm İnegöl tarımının kalbini durduracak” sözleri, yaklaşan ekolojik felaketin en net özetidir.

​İnegöl Ovası’nın Can Damarı Kurutuluyor mu?
​Söz konusu havza; Turgutalp, Fevziye, Elmaçayır, Süle, Paşaören, Kayapınar ve Doğanyurdu köylerini kapsayan, İnegöl’ün meyvecilikte, hayvancılıkta ve nitelikli tarımda en yüksek katma değer üreten bölgesidir. Burası alelade bir coğrafi alan değil, tüm İnegöl Ovası’nı besleyen yer altı ve yer üstü su rezervlerinin doğduğu ana kaynaktır.
​Dağlık bir havzada açılacak 200 metrelik derin kuyular, doğanın milyonlarca yılda oluşturduğu hidrolik dengeyi altüst etme potansiyeline sahiptir. Yer altı su tablalarının çökmesi ve su yataklarının yön değiştirmesi, kısa vadede bir fabrikanın kâr hanesini büyütebilir; ancak uzun vadede koca bir ovanın tarımsal sulama kapasitesini tamamen yok edecektir. Soru basittir: Birkaç yıllık ticari ve ekonomik kazanç, asırlık bir ovanın çölleşmesine değer mi?
​”Anayasa’nın 56. maddesi herkesin sağlıklı ve dengeli bir çevrede yaşama hakkını güvence altına alırken, 5403 sayılı Kanun tarım arazilerinin amaç dışı kullanımını kesinlikle yasaklamaktadır. Toprağımızın üstü, altındaki her türlü rant projesinden çok daha değerlidir.”

​İklim Krizi Kapıdayken Bu Lüks Neden?
​Küresel ısınmanın, kuraklığın ve iklim krizinin etkilerini her geçen gün daha derinden hissettiğimiz bir çağda yaşıyoruz. Suyun her damlasının altın değerinde olduğu bu dönemde, tarım topraklarını ve su kaynaklarını korumak sadece bir çevre duyarlılığı değil, anayasal bir zorunluluktur. Tarım biterse hayatın biteceğini, çiftçinin iflas etmesi durumunda İnegöl halkının gelecekte içecek temiz su dahi bulamayacağını görmek için kâhin olmaya gerek yoktur.
​Ziraat Odası’nın, toprağını ve suyunu korumak adına demokratik haklarını kullanan köylülerin arkasında durması bu yüzden kıymetlidir.

Şimdi gözler Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı ile ilgili kurumlardadır. Kamu idaresi, bilimsel gerçekleri görmezden gelmeden ve halkın haklı isyanına kulak tıkamadan bu projeyi derhal ve kayıtsız şartsız durdurmalıdır. Sermayenin büyüme iştahı, köylünün ekmeğinden ve geleceğinden daha büyük olamaz.