Arama
Üyelik
Üye Girişi
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Gazeteler Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Musa Cankat avatarı
Musa Cankat

HIRSIZLIKTA SINIR VAR MI?


Musa CANKAT// 26 OCAK 2024
Önce tanım:
Hırsızlık, ya da çalmak; başkalarına ait olan maddi ve manevi değerleri, sahibinin izni ve haberi olmadan, gizli veya açık olarak kendine mal edinmektir… Bu tanım bana aittir; siz dilerseniz kendinize özgü başka şekilde de hırsızlığı izah edebilirsiniz…
Hırsızlık:
Önce toplum Kuralları, arkadan Din Kuralları ve en sonun da, Hukuk kurallarıyla yönetilen insanlığın her evresinde varlığını sürdürmüştür…
Her ne hikmetse:
İnsan denilen yaratılmış mahlukun mayasında, başkalarının hakkını gizliden ya da açıktan gasp etmek, iç güdüsel bir hastalık olmalı ki; var oluştan günümüze kadar devam ede gelmiştir…
Bu nedenden olsa gerek:
Musevilik, İsevilik ve İslam öğretisinde; Yüce Allah, hırsızlığı yasaklamıştır.
Örneğin:
Kuran; Maide Suresinin 38. Ayetinde:
“ Hırsızlık eden erkek ve kadının yaptıklarına karşılık, Allah’tan bir ceza olarak ellerini kesin! Allah daima üstündür, hüküm ve hikmet sahibidir.” Diyerek emir buyurmuştur…
Dikkat edilirse:
Yüce Allah; caydırıcı örnek açısından, kendi işlevini kullarının yapmasını istemiştir. İstemiştir ama, pek de dinleyenin olmadığını yaşadığımız örneklerde görmekteyiz… Hırsızlık her alanda tüm haşmetiyle devamdır…
Sizler de bilirsiniz ki:
Hırsızlığın çeşidi çoktur. En masumu gönül hırsızlığıdır ki, o bile çok canları yakmıştır…
Para, mal hırsızlığında sınır yoktur. Küçük hırsızlık yapanlar hapishanelerin müdavimleri olurlarken; malı büyük götüren
muktedirler, her nedense toplumda saygın yerlerini hep korurlar… Örnekleri çoktur…
Ve hatta:
Hırsızlıklarına methiyeler düzülerek, alkış tutulan; “ Helal olsun, çalıyor ama……” Denilerek baş tacı edilenler bile vardır…?
Özellikle ülkemizde:
1980 den bu yana, şeytanın pabucunu dama attıracak düzeyde hırsızlık yöntemleri gelişmiştir. Bizler, %99 insanın Müslüman olduğu Bir ülkenin yurttaşlarıyız. İnancımız, kesin olarak hırsızlığı yasakladığı halde; ne çare ki, her seçim dönemlerinde OY HIRSIZLIĞI uykularımızı kaçırmaktadır…
En büyük hırsızlık…
Tee! Yüksek Seçim Kurumundan İl ve ilçe seçim kurullarına, oradan her seçim sandığının başında bulunan görevlilerine kadar; namusumuz ve şerefimiz üzerine yemin eder ant içeriz ama; göreceli olarak taraf görünmesek bile, iç güdüsel olarak gönül verdiğimiz partimize, gayri meşru, Bir oy kaydırmanın çabası içinde oluruz…
Bu neden böyledir, niçin yurttaşların tercih hakları gasp edilir?
En tabanda, Sandık Kurullarından başlayan oy hırsızlığına… Seçim torbalarının değiştirilmesine…
İlçe Seçim Kurullarında oy sayımındaki kaydırma hilelerine…
O da olmazsa:
Yüksek Seçim Kurullarında dokunmazlığı olan sözde tarafsız, yüksek yargı üyelerinin yorumlama ayağıyla; Milyonlarca mühürsüz oy zarflarını geçerli sayarak, seçmenin tercihlerine değil; muktedirlerin saltanatına hizmet etmek için, kitabına uydurma işlemlerine kadar yapılan OY HIRSIZLIĞINA ne diyeceğiz?
Bireyin değil, Yüz Binlerin umudunu söndürmek, hangi ahlakın ve hangi inancın insafına uyar?…
Elhamdülillah hep Müslüman şemsiyesinin altındayız…
Altındayız da:
İslam’ı hep işimize geldiğince yorumluyor; oruç tutmayanı, namaz kılmayanı, alkol kullananı aforoz ederken, hırsızlığımızı da: Allah, Din İman söylemleriyle, çift yüzlülüğü hüner sayıyoruz…
Bir hırsız:
Tembelliğinden, alışkanlığından ya da gerçekten o an için muhtaçlığından hırsızlık yaparken, genelde dar bir çevreyi hedef seçer…
Ya oy hırsızları?
Bunlar yaşamları sürecince, bir elleri balda, öbür elleri yağda ömür sürerlerken; bu yurt insanlarının geleceği üzerine hırsızlıklarıyla ipotek koyarlar…
Ve bunlar:
Toplum nezdinde muteberdir, muhteremdir, baş tacı edilip itibar görürler…
Ya dürüst ve namuslu olanlar?
Onları da sizler yorumlayın gari…

YAZARLAR
TÜMÜ

SON HABERLER

TÜMÜ