DOLAR 15,9214 0.46%
EURO 16,8555 0.01%
ALTIN 941,880,16
BITCOIN 4786973,01%
Bursa
17°

AÇIK

13:06

ÖĞLE'YE KALAN SÜRE

YİTİRİLMİŞ ONUR…

YİTİRİLMİŞ ONUR…

ABONE OL
Nisan 21, 2022 21:35
YİTİRİLMİŞ ONUR…
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Musa CANKAT/ 22 NİSAN 2022

Geçmişte 23 Nisan 1920. Günlerden Cuma…
Hacı Bayram Veli Camisinden çıkan Ankaralılar, başta Mustafa Kemal Paşa olmak üzere tekbirlerle, bu günlerde Ulus Meydanı olarak anılan alana doğru yürüyorlardı… Kalplerine Allah’ı, beyinlerine tam bağımsız yurt sevdasını yüklemişler; büyük bir heyecan ve umutla eski İttihat ve Terakki binasının önünde durdular…
Tüm Ankaralılar oradaydı…
Kurbanlar kesildi…
Dualar okundu…
Boyunduruk altına girmeyecek bir ulusun var olduğunu; asla esaret altında yaşayamayacağını, tam bağımsızlık ilkesinin ilelebet vazgeçilmezliğinin simgesi; Büyük Millet meclisinin açılışını yaptılar ve adına Ankara Hükümeti dediler…
Ne demekti bu?
Misak-ı Milli, yani şehitlerimizin asil kanlarıyla çizilmiş, sınırlar içerisinde kalan topraklarda yaşayan, adına Türk Milleti denilen toplumun kendini yönetme özgürlüğe demekti…
Hedefi:
“Bila kaydı şart” tam bağımsızlıktı…
Örneğin:
Kendi hukuk düzeninde, dolayısıyla kendi yargı ve kararlarında ödünsüz güvenirlik esası; olmazsa olmazıydı…
“Olmazıydı” diyorum ve olması gerekenden bahsediyorum…?
Acaba:

  1. Yüz yılın ilk çeyreğinde yapılan halk yoklamalarında, Halkımızın kendi yargısına güveni neden çok zayıfladı…?
    Hatta:
    “Dış Güçlerin”(!) ülkemizdeki tek merkezli yargıya duydukları güven negatif ki; yabancı firmalar Türkiye ye yatırım yapmaya çekiniyorlar…
    Bunun için olsa gerek:
    Kendi yerli firmalarımız dahi, kendi ülkesinin yargısına güven duymuyor olmalılar ki ; doğacak olumsuzluklarda İngiliz Mahkemelerini etkili kıldıklarını şartnamelerine yazdırıyorlar…
    İyi mi, olacak iş mi bu?
    Allah’ım! ne günlere kaldık; koskoca Türk Milleti bunları da mı görecekti?
    Kendi öz varlığına güvenmeyen ne solcudur, ne sağcı,ne milliyetçidir ne de dinci…Atatürkçü hiç değildir,olamaz da zaten…
    Bir bakar mısınız?
    Bir gurup iş baz türüyor; ( Ya da türetiliyor…) ülkemizin nerede yağlı işi varsa; uyduruk, kişiye özel ihale yasalarıyla üstencisi oluyor; devlet bankalarından sınırsız kredilerle, cebinden bir kuruş çıkmadan, milletin parasıyla iş yapıyor…
    Yetmiyor…
    Yaptıkları işlerin günlük piyasa değeri Üç kuruş ise, Beş kuruşa mal edilmiş raporlarıyla hak edilmişlikten çok daha fazlasını alacak hanesine kaydettiriyorlar…
    Yine yetmiyor…
    Üç kuruşluk vergi borcunu zamanında ödemede zorlanan küçük esnafın, anasından emdiği burnundan getirtilirken: Bu ayrıcalıklı adamların Milyarlarca vergi borçlarını bir kararname ile siliniveriyor…
    Ve ülkemizin muhterem büyükleri:
    “Bu işleri, milletin cebinden Bir kuruş çıkmadan yapıyoruz, bunlara muhalefetin; hele, hele Bay Kemal’in aklı yetmez…(!)” söylemleriyle hava basıyorlar…
    Bu söylemleri dinleyen ve duyan Necip Milletimiz: “Türkiye sizinle gurur duyuyor…” diye kendinden geçercesine avazları çıktığı kadar bağırırken, ayakta alkışlıyor…(Ah Gobbels ah! Sen neymişsin sen…!)
    Peki, şimdi ben sormaz mıyım?
    -Milyarlarca silinen vergi borçları, kasaya girseydi; bu para kimin olacaktı…?
  • Devlet bankalarından kullandırılan krediler, kimin parasıdır?
    -Hepside hazine garantili; geçilmeyen köprü, yürünmeyen yol, girilmeyen tünel, uçulmayan hava alanları için devlet kasasından ödenen paracıklar kimin parası…?
    -Mal oluşumundan çok daha fazlasını,şu veya bu şekilde formüle edilerek üstenciye ödenen fazla paraların kaynağı nerededir?
    Şimdi:
    Yukarıdaki akçalı işlerde doğacak sorunları çözmek için; Türk mahkemeleri yerine, İngiliz Mahkemelerini adres göstermek,
    Ne demektir?
    Osmanlı’nın 19. Yüz Yılında, imparatorluk sınırlarında yaşayan yabancı uyrukluları işledikleri suçtan dolayı yargılama hakkı yoktu… Son 20 Yıldır; ülkemizin hakimi durumundaki AKP zihniyetinin Osmanlı özlemi; Türk hükümranlık haklarını başka ulusların himayesine terk etmek anlamı taşımaz mı?
    Uzun sözün sonucu:
    Ben, asılacak sam; Türk Yargı kararı ile asılırım. Yabancıların kararı, beni öldüremez, öldürmemeli de…! Benim Türk Milliyetçiliği anlayışım da budur…
    Kendi saltanatları uğruna ülkesinin onur kaynaklarını yabancıların kullanımına, istek ve kararlarına bağlayanlar; Mustafa Kemal’in mirasçıları değildir; olamazlar da… NOKTA!
    Bağımsız Türkiye Cumhuriyetinin temel taşı olan 23 NİSAN 1920 de açılan BÜYÜK MİLLET MECLİSİMİZİN kuruluşunu yürekten kutlarım… Bu kutsal günü, yarınımızın sigortası olan çocuklarımıza armağan edilmesinin ne denli anlamlı olduğuna inanarak saygı duyuyorum; küçük yavrularımıza da kutlu olsun!

En az 10 karakter gerekli