TBMM’de Barolara İlişkin Kanun Teklifi Kabul Edildi

 TBMM’de Barolara İlişkin Kanun Teklifi Kabul Edildi

TBMM Genel Kurulu, Meclis Başkanvekili Celal Adan başkanlığında toplandı. Genel Kurulda, barolara ilişkin düzenlemeleri de içeren “Avukatlık Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi” kabul edildi

Meclis Başkanvekili Adan, gündeme geçmeden önce üç milletvekiline gündem dışı söz verdi.

MHP Kırıkkale Milletvekili Halil Öztürk “Kırıkkale’nin sorunları”, CHP Manisa Milletvekili Ahmet Vehbi Bakırlıoğlu “Somalı maden işçilerinin tazminat alacakları”, AK Parti İzmir Milletvekili Necip Nasır “Deprem riski” hakkında gündem dışı konuştu.

MHP Kırıkkale Milletvekili Öztürk, Kırıkkale’de geçen yıl 440 bin ton hububat elde edilen bölgelerde bu yıl rekoltenin düştüğünü belirterek, çiftçilerin mevcut borçlarının silinmesi, ertelenmesi ya da yeniden yapılandırılmasını önerdi.

CHP Manisa Milletvekili Bakırlıoğlu, İş Sağlığı ve Güvenliği Konseyinin iki yıldır toplanmadığını ifade ederek, “Böyle bir zamanda toplanmayacak da ne zaman toplanacak?” sorusunu yöneltti.

Kıdem tazminatlarını, hizmet alımıyla çalışanların aldığını, rödovansla çalışanların ise alamadığını savunan Bakırlıoğlu, “Soma’daki maden işçilerimiz kendilerinden kaynaklanmayan nedenlerden dolayı kıdem tazminatını alamıyor. Parlamento kapanmadan önce Soma’daki maden işçilerimizin tamamının mağduriyetini giderelim.” diye konuştu.

AK Parti İzmir Milletvekili Nasır, İzmir’de yapıların yüzde 65’inin kaçak, geri kalan kısmın yüzde 50’ye yakının deprem yönetmeliğine uygun olmayan yapılardan meydana geldiğini vurgulayarak, İzmir’in birinci derece deprem bölgesi olduğuna dikkati çekti.

Nasır, aynı riskteki İstanbul ile kıyasladığında, İzmir’de güncel deprem master planı, mikro bölge ve afet risk gösterme sistemi çalışmaları ile deprem hasar analizlerinin yapılmadığını anlattı. Nasır, deprem kuşağında olan Türkiye’de dönüşümle ilgili İzmir’de sadece 455 konut ve 38 bağımsız bölümün hak sahiplerine verildiğini anlattı.

Deprem gibi konuların siyaset üstü olduğunu, her türlü siyasi hesap ve beklentilerin dışında konuşulması gerektiğini ifade eden Nasır, “Biz, İzmir için üzerimize düşen her türlü göreve hazırız.” dedi.

TBMM Genel Kurulunda grup başkanvekilleri, yerlerinden söz alarak gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

İYİ Parti Grup Başkanvekili Müsavat Dervişoğlu, yazar Nurettin Topçu’yu vefatının, Çeçen komutan Şamil Basayev’i şehadetinin yıl dönümünde rahmet ve minnetle andığını söyledi.

Türkiye İstatistik Kurumunun nisan ayında işsizliğin yüzde 12,8 olarak açıkladığını anımsatan Dervişoğlu, “İşsizlik artıyor, istihdam azalıyor ancak iktidar grubuna göre, ülke bu karanlık tabloya rağmen şahlanıyor. Bu tabloda genç işsizlik ise özellikle dikkat çekiyor. Ülkenin yarınları olan gençlerin gelecek umutları sönmüş durumdadır. Bunun sebebi ekonominin kötü yönetilmesidir.” değerlendirmesinde bulundu.

MHP Grup Başkanvekili Erkan Akçay, adaleti şiar edinen Türk milletinin tarihin her safhasında nizam-ı alem için iline, töresine, örf ve adetlerine sahip çıktığını ifade etti. Akçay, “Dün ‘Üstte mavi gök çökmedikçe, altta yağız yer delinmedikçe, senin ilini ve töreni kim bozabilir’ seslenişi neyse, bugün kanunlarını millete göre, milletçe, milletle beraber yapan irade aynı hafızanın tecellisidir. Elbette ‘hukuk’ denilen kuşatıcı mefhum kanunlardan ibaret değildir. Hukuk, insan hayatının her yönünü kuşatan kapsamlı bir mefhumdur. Hukuk, kutup yıldızı olan adaletin tecessüm etmiş halidir. Hukuk vicdandır, haklı ile haksızı, doğru ile yanlışı tefrik eden terazidir. Daha insani ve demokratik bir hukuk düzenin tesis edilmesi temennisiyle dünya hukuk gününü kutluyorum.” diye konuştu.

HDP Grup Başkanvekili Meral Danış Beştaş, Ali İsmail Korkmaz’ın ölüm yıl dönümü olduğunu hatırlatarak, “Aradan geçen zaman bize Ali İsmail’i unutturmadığı gibi ona zulmedenleri de unutturmuyor.” ifadelerini kullandı.

Tarım ve Orman Bakanlığı 15. Bölge Müdürlüğü’nün, Dersim Alevi inancında kutsal sayılan dağ keçilerinin avlanması için ihale açtığını kaydeden Beştaş, “Evrensel hukuk normları çerçevesinde kesin korunması gereken türler arasında yer alan Hayvan Hakları Evrensel Beyannamesi’nde de ifade edildiği üzere soykırımla eş değer olan ve Dersim inancında kutsal sayılan dağ keçilerinin avlanmasına ilişkin karardan bir an önce vazgeçilmelidir. Dağ keçilerinin avlanması suçtur, ayıptır, günahtır, zulümdür, cinayettir.” dedi.

Okulların ne zaman açılacağının muamma olduğunu savunan Beştaş, Milli Eğitim Bakanı Ziya Selçuk’tan bu konuda bir açıklama beklediklerini söyledi.

CHP Grup Başkanvekili Özgür Özel, Ali İsmail Korkmaz’ın ölümünün 7’inci yılı olduğunu dile getirerek, “Ali İsmail ve tüm Gezi şehitlerinin anısını yaşatmaya, onların hayatını kaybetmesinde sorumlu olanların gerçekten hukuk önüne çıkarılmasına ve konunun sadece idari değil siyasi sorumlularının da tarih önünde hesap vermesine kadar bu konuda sözümüzü söylemeye devam edeceğiz.” diye konuştu.

Srebrenitsa Katliamı’nı 25’inci yılında lanetlediklerini ifade eden Özel, hayatını kaybedenleri rahmetle andı.

Sakarya’daki havai fişek fabrikasının mühimmatlarının taşınırken patlamasına işaret eden Özel, “Oradaki patlamamış olan havai fişeklerin bir başka yere taşınmasını bütün uzmanlar doğrudan intihar, doğrudan cinayet olarak görüyorlar. Soğutma yapılmadan ve bir başka yere taşınarak imha patlamaya davettir, aksi düşünülemez.” dedi.

Özgür Özel, TÜİK’in açıkladığı işsizlik oranına ilişkin de “İstihdam sayılarına baktık. Çalışan sayısı geçen sene 28,1 milyon, bu sene Nisan’da 25,6 milyon. Çalışan azalıyor da işsizlik nasıl azalıyor?” diye sordu.

TÜİK’in, bir kişiyi, son dört haftada iş arama kanallarından en az birini kullanmamış ise işsiz olarak kabul etmediğine dikkati çeken Özel, “Bu rakam yüzde 30,1. Milletimiz şöyle baksın; eğer etrafındaki 10 kişiden biri işsizse TÜİK doğru söylüyor. Ama eğer 10 kişiden 3’ü işsizse TÜİK milletimizi saf yerine koyuyor.” diye konuştu.

AK Parti Grup Başkanvekili Özlem Zengin, ölümünün yıl dönümünde Nurettin Topçu’yu rahmet anarak, Topçu’nun “İsyan Ahlakı” isimli kitabının okunması gerektiğini söyledi.

Srebrenitsa soykırımın 25. yılına ilişkin görüşlerini dile getiren Zengin, “Avrupalıların Avrupalılara uyguladığı böylesi bir katliamı dünyanın asla unutmaması lazım. Srebrenitsa’yı hatırlamak, o kültürün kendisinden farklı olana yaklaşımını görmek açısından önemlidir.” değerlendirmesinde bulundu.

Zengin, “Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Sakarya’daki havai fişek fabrikasının sahibini aramasını” eleştiren Özel’e şöyle cevap verdi:

“Sayın Cumhurbaşkanımız olayın yaşandığı iş yerinde ne olup ne bittiğini anlamak üzere iş yerinin sahibini ama önce sayın valimizi, kriz masasını, sayın bakanımızı, konuyla alakalı bulunanları aramıştır. Burada sadece bir yerin arandığının altının çizilmesi ve ‘Patrona itibar’ filan gibi lafları biraz tuhaf buluyorum. Patronun ne itibarı olacak bu olup bitenden sonra. Patron başına gelenlere dönsün baksın. İşverenin sorumluluğu anlamında neyse sorumluluğu, neyse yaptığı ya da yapması gerekirken yapmamış olan ne varsa bununla alakalı olarak biz takipçisiyiz. Bunu hiçbir şekilde savunmak olamaz. Hukuk zaten devreye girdi. Hak edenlerin cezasını almasıyla alakalı olarak el birliğiyle her şeyi hayata geçireceğiz.”

Zengin, okulların açılmasına ilişkin Milli Eğitim Bakanlığının yayınladığı genelgeye işaret ederek, “Pandemi denilen süreç gün be gün güncelleniyor. Bu konuyla alakalı belirsizlikten bahsetmek olayın doğasına aykırı.” dedi.

HDP Grup Başkanvekili Beştaş’ın Tunceli’de dağ keçilerin avlanmasına ilişkin açıklaması üzerine Tunceli Valisi Mehmet Ali Özkan’ı aradığını anlatan Zengin, Vali Özkan’ın il av komisyonunun avlanmayla ilgili benzer kararlar verdiğini, kendisi göreve başlamadan önce de böyle bir karar verildiğini söylemesinden sonra kendisinin de “Yaşasın bu keçiler. Keçileri avlamayalım.” dediğini aktardı.

Bu arada, MHP Grup Başkanvekili Muhammed Levent Bülbül, Sakarya’daki ikinci patlama üzerine bölgeye yaptığı ziyarete ilişkin bilgi verdi.

İkinci patlamanın da oldukça vahim olduğunu ve acılarının katmerleştiğini ifade eden Bülbül, “Patlamanın çok titiz bir şekilde araştırılması gerektiği kanaatindeyiz. Gerek adli gerek idari yoldan yapılacak soruşturmalar neticesinde ihmali olanlar hakkında gereken bütün hukuki ve cezai yaptırımların eksiksiz bir şekilde uygulanması gerekiyor.” değerlendirmesinde bulundu.

Genel Kurulda, Plan ve Bütçe Komisyonu, İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu, Dilekçe Komisyonu ile Kadın Erkek Fırsat Eşitliği Komisyonunun Meclisin tatilde ve ara vermede bulunduğu dönemde çalışabilmesine dair TBMM Başkanlığı tezkereleri kabul edildi.

Tezkerelerin oylanmasının ardından söz alan CHP Grup Başkanvekili Özgür Özel, bugün avukatların, baro düzenlemesine karşı TBMM Dilekçe Komisyonuna ulaşmayı ve dilekçelerini sunmayı talep ettiklerini, Meclise giriş yasağı nedeni ve elektronik başvurunun yapılabileceği ifade edilerek bu isteklerinin kabul edilmediğini savundu.

Daha sonra konuyu Meclis İdare Amirliği ile görüştüklerini ve avukatların talebinin kabul edildiğini aktaran Özel, Meclise gelmek isteyen avukatların Tunalı Hilmi Caddesi’nde güvenlik güçlerince engellendiğini iddia etti. Özel, “Bir hukuk devletinde böyle bir şey olmaz. Neden yürünmez? Meclise yürüyerek gitme hakkını kısıtlamak hangi aklın ürünü?” dedi.

HDP Grup Başkanvekili Meral Danış Beştaş, avukatların günlerdir Ankara’nın üç ayrı bölgesinde bekletildiğini, bunun kabul edilemeyeceğini söyleyerek, “Biz burada onların yasasını görüşüyoruz. Avukatlar komisyonda dinlenmedi, alanda haftalardır şiddete uğruyor şimdi de dilekçe haklarının kullanılması engelleniyor. Bu konuda acilen önlemler alınsın, baro başkanlarının ve isteyen avukatların dilekçe hakkının kullanılması engellenmesin.” diye konuştu.

Dilekçe Komisyonu Başkanı Belma Satır, komisyona müracaatın çeşitli yollarla yapılabildiğini, bunlardan birisinin e-devlet üzerinden e-dilekçe ile olabileceğini aktardı.

Satır, “Dilekçe vermek isteyen avukatlarımız Başkanlık Divanından izin alırlarsa kendilerini ağırlamaktan memnuniyet duyarım. Ama baro başkanı ise kendileri, tabii ki içeriye girmelerinde bir beis yok, yine Komisyonumda ağırlamaktan memnun olurum. E-dilekçe yoluyla da verecekleri dilekçeleri en detaylı şekilde inceleyip kararını da takip edeceğim.” açıklamasında bulundu.

AK Parti Grup Başkanvekili Özlem Zengin, Mecliste Kovid-19 tedbirleri kapsamında alınan kararların sadece avukatlar, baro mensupları ve baro başkanları için uygulanmadığını söyledi.

Baro başkanlarını temsilen, istenilen üç baro başkanının TBMM Adalet Komisyonuna gelerek görüşmelere katılmasını istediklerini ancak gelmediklerini anımsatan Zengin, şimdi de baro başkanlarının dilekçe vermek için TBMM’ye gelmek istediğini, bu konuda da iznin verildiğini aktardı. Zengin, “Eğer baro başkanlarından Meclisimize gelerek Dilekçe Komisyonuna bir dilekçe vermek isteyen varsa lütfen buyursun.” dedi.

CHP Grup Başkanvekili Özel’in, baro başkanlarının Meclise gelmesine emniyet güçlerinin izin vermediğini ifade etmesi üzerine Zengin, telefon numarasını vererek, içeriye giremeyen baro başkanlarının kendisini aramasını istedi ve Meclise davet etti.

Yeniden söz alan Dilekçe Komisyonu Başkanı Satır, “Kırşehir milletvekilimiz ve birkaç CHP’li milletvekilimiz, avukat arkadaşlarla Dilekçe Komisyonuna gelmişler, 354 imza içeren dilekçeyi Dilekçe Komisyonumuza vermişler. Ümit ediyorum ki dilekçe hem İçtüzüğümüzün hem Dilekçe Komisyonunun yetki ve görevleri dahilindedir. Gerekli işlemleri biz de yaparız.” değerlendirmesinde bulundu.

TBMM Genel Kurulunda, CHP, HDP ve İYİ Parti’nin grup önerleri kabul edilmedi.

İYİ Parti’nin “Çin hükümetince Uygur Türkleri’ne karşı yapılan uygulamar” konusunda verdiği araştırma önergesinin bugün görüşülmesine ilişkin önerisi üzerinde söz alan İYİ Parti Samsun Milletvekili Bedri Yaşar, Doğu Türkistan’da Uygur Türkleri’nin çilelerine her geçen gün yeni çileler eklendiğini, dünya kamuoyunun da hükümetin de bunları görmezden geldiğini söyledi.

Doğu Türkistan’da yapılan zulmü görmezden gelmenin dünyanın en büyük ayıplarından biri olduğunu ifade eden Yaşar, “Bugün Amerika bile Doğu Türkistan’da yapılan zulmü kınamıştır. Kınamayan parlamentolardan biri maalesef bizim parlamentomuzdur.” dedi.

HDP Kocaeli Milletvekili Ömer Faruk Gergerlioğlu, 3 milyon Uygur Türkünü barındıran, dikenli tellerle çevrilen toplama kamplarının tüm dünyanın bildiği bir gerçek olduğunu dile getirdi.

Çin ile Türkiye arasında yapılan 50 milyar dolarlık bir anlaşma dolayısıyla “ses çıkarılmadığını” iddia eden Gergerlioğlu, iktidarın bu anlaşma ile Uygur Türkleri’ni sattığını düşündüklerini söyledi.

Gergerlioğlu’nun bu sözlerine tepki gösteren MHP Grup Başkanvekili Erkan Akçay, “Konuşmacının, kürsüde yaptığı bu hadsiz lafları iade ediyorum, reddediyorum ve kınıyorum. Kim kimi satmış? Türkiye Cumhuriyeti elinden gelen gayreti göstermektedir. Ne yapacağız? Çin’e savaş mı açacağız? Yani, bu istismardan başka bir amaç taşımamaktadır. Ne demek ’50 milyar dolar için sattı…’ Türkiye Cumhuriyeti, dünyada insanlığın timsali bir ülkedir ve devlettir. Tarih boyunca da böyledir, bugün itibarıyla da böyledir.” diye konuştu.

Akçay, Doğu Türkistan’da, Çin’in yıllardır yaptığı zulümleri ciğerinde, yüreğinde hisseden, bunu adeta varlık sebebi haline getirmiş insanlar olduklarını vurgulayarak, “Hiç kimseye bunu emperyal provokasyonların emeli doğrultusunda, bir propaganda ve provokasyon meselesi yaptırtmayız.” dedi.

CHP İstanbul Milletvekili Sezgin Tanrıkulu, Uygur Türkleri’nin Çin’de sistematik bir biçimde asimilasyona ve ayrımcılığa tabi tutulduğunu belirtti.

Konuşmaların ardından yapılan oylamada İYİ Parti’nin grup önerisi kabul edilmedi.

Öte yandan Genel Kurulda, HDP’nin işsizlik, CHP’nin “fındık üreticilerinin sorunları” hakkındaki grup önerileri de kabul edilmedi.

Daha sonra, barolara ilişkin düzenlemeleri de içeren Avukatlık Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi’nin görüşülmesine geçildi.

TBMM Adalet Komisyonu Başkanvekili Bartın Milletvekili Yılmaz Tunç, Avukatlık Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi’nin TBMM Genel Kurulundaki görüşmeleri sırasında milletvekillerinin sorularını yanıtladı.

Avrupa Birliği raporlarında “hakları ve özgürlükleri korumakla yükümlü olan kamu kurumlarının parçalı ve gerçek anlamda uygulamada bağımsızlıklarının olmadığı” yönündeki tespitine katılmadıklarını kaydeden Tunç, bunun gerçekleri yansıtmadığını söyledi.

Türkiye’de kamu kurumlarının parçalı halde olmadığını dile getiren Tunç, teklifle üye sayısı 5 binden fazla olan barolarda avukatlık hukukuna ilişkin iş ve işlemlerin sağlıklı yürütülmesinde yaşanan gecikmelerin önlenmesinin amaçlandığını belirtti.

Kamu kurumu niteliğindeki baroların kurumsal yapısı ve tüzel kişiliklerinin korunduğuna işaret eden Tunç, “Baroların görev ve yetkilerinde, idari ve mali özerkliklerinde ve seçim usulünde hiçbir değişiklik yapılmamaktadır. 5 binden fazla avukat bulunan illerde sadece yeni baro kurulabilme imkanı getirilmektedir. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 11. maddesine göre örgütlenme özgürlüğü kapsamında değerlendirilmelidir.” diye konuştu.

Tunç, baroların kurumsal yapısının parçalandığı ve bağımsızlıklarının ortadan kaldırıldığı iddialarının doğru olmadığını ifade etti.

Tunç, kapanan adliyelerle ilgili, belli bir dosya sayısının altına düştüğünde bu kararı Hakimler Savcılar Kurulunun verdiğini kaydetti.

“Teklifte imzası olan milletvekillerinin, bir terör örgütünün projesine imza attığına” yönelik iddiaları Tunç, “Bu doğru bir beyan değildir, bundan kaçınmak gerekir. Milletvekilleri, kanun teklif etmeye yetkilidir. Başka kimse yetkili değildir. Milletten aldıkları yetkiyi, özgürce kullanabilirler. Bunu bu şekilde yorumlamak doğru değil.” diye yanıtladı.

Yeni baronun kurulmasında aranan asgari avukat sayısının 2 binin altına düşmesi durumunda ne olacağına ilişkin sorulara Tunç, “2 binin altına düşmesi durumunda, TBB asgari avukat sayısını 6 ay içinde ilgili baroya bildirecek. Verilen süre içinde eksiklik tamamlanamazsa baronun tüzel kişiliğine birlik tarafından son verilecektir. Bu baro, birliğin gözetim ve denetiminde tasfiye edilecek. Tüzel kişiliği sona eren baroya kayıtlı avukatlar ve stajyerler ilan tarihinden itibaren 15 gün içerisinde o ilde bir baro varsa o baroya, birden fazla baro varsa diledikleri baroya kayıt olabilecek.” karşılığını verdi.

Yılmaz Tunç, kurullarda baro temsillerinin, üye görevlendirmesinin baroların eşit ve dönüşümlü temsili esas alınarak yapılacağını bildirerek, görevlendirmeye ilişkin usul ve esasların, TBB tarafından çıkarılacak yönetmelikle belirleneceğini söyledi.

Tüm baroların genel kurullarının, baronun kuruluş tarihine bakılmaksızın son rakamı çift olan yıllarda olmak şartıyla iki yılda bir ekimin ilk haftasında yapılacağını dile getiren Tunç, seçim dönemi bitmeden önce bir baro başkanının görevden ayrılması durumunda, baro genel kurulunda yeniden seçim yapılmayacağını, baro yönetim kurulunun kendi üyeleri arasından baro başkanını seçeceğini kaydetti.

Bir ilde birden fazla baro kurulabilmesi için 5 bin avukatın olması gerektiğine işaret eden Tunç, bu 5 bin avukat sayısına kamu avukatlarının da dahil olduğunu bildirdi.

Baroya kayıt zorunluluğu olmayan kamu avukatlarının, 2 bin avukat arasında imza verip baro kuruluşunu sağlayabileceğini dile getiren Tunç, avukat ortaklığı durumunda farklı barolara kayıt olunabileceğini söyledi.

Avukatların da pandemiden etkilendiğini belirten Tunç, ekonomik kayıplarının hafife indirilmesi noktasında diğer sektörlerde olduğu gibi avukatlık bürolarında da destekler sağlandığını hatırlattı.

Öte yandan AK Parti Kahramanmaraş Milletvekili İmran Kılıç, 15 Temmuz şehitlerinin isimlerinin yazılı olduğu Meclis’teki 15 Temmuz anıtı üzerine, o gece Meclis’te olan gazi milletvekillerinin isimlerinin de yazılmasını önerdi.

AK Parti, TBMM Genel Kurulunda görüşülen, Avukatlık Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi’nin 15. maddesi üzerinde önerge verdi.

Kabul edilen önergeye göre, 5 binden fazla avukat bulunan illerde yeni baro kurulabilmesi için gereken 2 bin avukata, baro levhasına kayıtlı serbest avukatların yanı sıra, levhaya kayıtlı olup olmadığına bakılmaksızın kamu avukatlarıyla KİT avukatları da dahil olacak.

Kurucular kurulu en geç 6 ay içinde organ seçimlerini yapmak üzere kuruluş genel kurulunu toplayacak ve yeni baronun kuruluşunu tamamlayarak birliğe bildirecek. Yeni kurulan baro, seçimli ilk olağan genel kurulunu yapıncaya kadar Türkiye Barolar Birliğinde temsil edilmeyecek.

Bu Yazı İçin Ne Düşünüyorsun?

Yapılan Yorumlar
Bir Yorum Yapın