<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Sağlık &#8211; Haberizma Bursa Bölge Haberleri</title>
	<atom:link href="https://www.haberizma.com/category/saglik/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.haberizma.com</link>
	<description>Habersiz Kalma</description>
	<lastBuildDate>Tue, 05 May 2026 07:39:27 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.9.4</generator>

<image>
	<url>https://www.haberizma.com/wp-content/uploads/2025/07/cropped-hbfav-32x32.png</url>
	<title>Sağlık &#8211; Haberizma Bursa Bölge Haberleri</title>
	<link>https://www.haberizma.com</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Dünya Astım Günü’nde uzmanından önemli uyarılar</title>
		<link>https://www.haberizma.com/dunya-astim-gununde-uzmanindan-onemli-uyarilar/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Haberizma]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 05 May 2026 07:39:25 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.haberizma.com/dunya-astim-gununde-uzmanindan-onemli-uyarilar/</guid>

					<description><![CDATA[Astım, dünya genelinde milyonlarca insanı etkileyen, doğru tedavi ve takip ile kontrol altına alınabilen kronik bir solunum yolu hastalığıdır. Her yıl Mayıs ayının ilk Salı gününün Dünya Astım Günü olarak değerlendirildiğini belirten ve bu kapsamında açıklamalarda bulunan Göğüs Hastalıkları Uzmanı Dr. Fulya Gürkan, hastalığın erken tanı ve doğru yönetimle yaşam kalitesini önemli ölçüde artırabileceğine dikkat [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Astım, dünya genelinde milyonlarca insanı etkileyen, doğru tedavi ve takip ile kontrol altına alınabilen kronik bir solunum yolu hastalığıdır. Her yıl Mayıs ayının ilk Salı gününün Dünya Astım Günü olarak değerlendirildiğini belirten ve bu kapsamında açıklamalarda bulunan Göğüs Hastalıkları Uzmanı Dr. Fulya Gürkan, hastalığın erken tanı ve doğru yönetimle yaşam kalitesini önemli ölçüde artırabileceğine dikkat çekti.<br />
<br />Dr. Gürkan, astımın hava yollarında daralma ve iltihaplanma ile karakterize olduğunu belirterek, &#8220;Hastalarımızda en sık nefes darlığı, hırıltılı solunum, göğüste sıkışma hissi ve özellikle gece artan öksürük şikayetlerini görüyoruz. Bu belirtiler zaman zaman hafifleyebilir ancak kontrol altına alınmadığında ciddi ataklara yol açabilir&#8221; dedi.<br />
<br />Tetikleyicilere dikkat: Günlük yaşam yönetimi kritik<br />
<br />Astımın bireysel tetikleyicilerle yakından ilişkili olduğuna değinen Dr. Gürkan, özellikle polenler, ev tozu akarları, sigara dumanı, hava kirliliği ve solunum yolu enfeksiyonlarının hastalığı alevlendirebildiğini ifade etti ve &#8220;Her hastanın tetikleyicisi farklıdır. Bu nedenle kişiye özel bir yönetim planı oluşturulmalı ve hastalar bu konuda bilinçlendirilmelidir. Basit önlemlerle atak sıklığını ciddi ölçüde azaltmak mümkündür&#8221; şeklinde konuştu.<br />
<br />İlaç tedavisi düzenli kullanılmalı<br />
<br />Astım tedavisinde en sık yapılan hatalardan birinin ilaçların düzensiz kullanımı olduğunu vurgulayan Dr. Gürkan, &#8220;Hastalarımız çoğu zaman kendilerini iyi hissettiklerinde tedaviyi bırakma eğiliminde oluyor. Oysa astım süreklilik gerektiren bir hastalıktır. İnhaler tedavilerin doğru teknikle ve düzenli kullanımı hayati önem taşır&#8221; diye konuştu.<br />
<br />Erken tanı ve düzenli takip ile kaliteli yaşam mümkün<br />
<br />Astımın tamamen ortadan kalkmasa da kontrol altına alınabileceğini belirten Dr. Gürkan, düzenli hekim takibi ve hasta uyumunun tedavi başarısında belirleyici olduğunu ifade ederek,<br />
<br />&#8220;Doğru tedavi ile astım hastaları aktif, üretken ve kaliteli bir yaşam sürdürebilir. Burada en önemli unsur; hastalığın farkında olmak, belirtileri ciddiye almak ve uzman kontrolünü ihmal etmemektir&#8221; dedi.<br />
<br />Toplumsal farkındalık çağrısı<br />
<br />Dünya Astım Günü’nün amacının hastalıkla ilgili farkındalığı artırmak olduğunu hatırlatan Dr. Gürkan, sözlerini şöyle tamamladı: &#8220;Toplum olarak astım konusunda bilinçlenmek, erken tanıyı teşvik etmek ve doğru tedaviye erişimi artırmak, hastalık yükünü azaltmada kritik rol oynar.&#8221;<br /></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Bel ağrısının ilacı planlı hareket</title>
		<link>https://www.haberizma.com/bel-agrisinin-ilaci-planli-hareket/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Haberizma]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 04 May 2026 07:23:25 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.haberizma.com/bel-agrisinin-ilaci-planli-hareket/</guid>

					<description><![CDATA[Kas ve iskelet sistemi hastalıkları arasında en sık rastlanan şikayetlerin başında gelen bel ağrıları, modern yaşamın getirdiği hareketsizlik ve yanlış duruş alışkanlıklarıyla tetikleniyor. Burtom Biyofiz Nilüfer Tıp Merkezi Fiziksel Tıp ve Rehabilitasyon Uzmanı Dr. Kemal Kayserili, bel sağlığını korumada ve mevcut ağrıların tedavisinde &#8220;egzersiz&#8221; faktörünün hayati önemine dikkat çekti. Egzersizi, düzenli olarak yapılan tekrarlı ve [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Kas ve iskelet sistemi hastalıkları arasında en sık rastlanan şikayetlerin başında gelen bel ağrıları, modern yaşamın getirdiği hareketsizlik ve yanlış duruş alışkanlıklarıyla tetikleniyor. Burtom Biyofiz Nilüfer Tıp Merkezi Fiziksel Tıp ve Rehabilitasyon Uzmanı Dr. Kemal Kayserili, bel sağlığını korumada ve mevcut ağrıların tedavisinde &#8220;egzersiz&#8221; faktörünün hayati önemine dikkat çekti.<br />
<br />Egzersizi, düzenli olarak yapılan tekrarlı ve planlı fiziksel aktivite olarak tanımlayan Dr. Kemal Kayserili, bu sürecin sağlıklı yaşam için spor yapmakla eşdeğer olduğunu belirtti. Bel ağrısı ile kas dengesi arasındaki ilişkiye değinen Kayserili, &#8220;Egzersiz, hem bel ağrısının tedavisinde önemlidir hem de bel ağrısını önlemede. Şöyle ki nedeni ne olursa olsun, belde ağrı varsa bunun nedeni veya sonucu olarak bozulmuş bir kas dengesi var demektir. Kişiye göre seçilen hareketlerle kısalmış ve gerilmiş kaslar esnetilmeli, güçsüz kalmış kaslar da kuvvetlendirilmelidir&#8221; diye konuştu.<br />
<br />Kademeli geçiş ve süreklilik şart<br />
<br />Tedavi sürecinde izlenmesi gereken yöntemi açıklayan Dr. Kayserili, egzersizlerin ağrı sınırını aşmaması gerektiğini vurgulayarak, &#8220;İlk aşamada ağrıya neden olmayan egzersizler seçilmeli ve her gün yapılmalı, tekrar sayıları ve çeşitleri giderek arttırılmalıdır. Duruş, oturuş bozuklukları olan kişide, belini zorlayacak şekilde çalışan ve hareket edenlerde, sedanter yaşayanlarda izlenecek düzenli bir egzersiz programı da bel ağrısını önleyecektir&#8221; dedi.<br />
<br />Ameliyat sonrası dönemde egzersizin rolü<br />
<br />Bel sağlığında cerrahi müdahale gerektiren durumlarda dahi egzersizin ihmal edilmemesi gerektiğini belirten Dr. Kemal Kayserili; omurlarda kayma, bel fıtığı ve kanal darlığı gibi operasyonlardan sonra hastaların mutlaka egzersize başlaması gerektiğini ifade etti. Egzersizlerin sıklığı konusunda öneride bulunan Burtom Biyofiz Nilüfer Tıp Merkezi Fiziksel Tıp ve Rehabilitasyon Uzmanı Dr. Kemal Kayserili, kas hafızası ve güç artışının korunması için zamanlamanın önemini şu sözlerle aktardı:<br />
<br />&#8220;Egzersiz uygulanmasının, başlangıçta her gün ve günde 2 kez yapılması uygundur. Sonrasında hekim değerlendirmesi ile gün aşırı veya haftada 3 gün şeklinde de devam edilebilir. Ama 2 egzersiz seansı (günü) arası 72 saati geçmemelidir ki kaslarda sağlanan olumlu etkiler esneklik ve güç artışı kaybolmasın.&#8221;<br />
<br />Son olarak, egzersizlerin doğru uygulanması konusunda önemli bir uyarıda bulunan Dr. Kemal Kayserili, &#8220;Düzenlenen bel egzersizleri hekim veya eğitimli sağlık personeli eşliğinde anlatılmalı, gösterilmeli ve hastanın egzersizleri nasıl yaptığı gözlenmelidir&#8221; ifadesini kullandı.<br /></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>&#8220;Makyaj yaparken göz sağlığınızdan olmayın&#8221;</title>
		<link>https://www.haberizma.com/makyaj-yaparken-goz-sagliginizdan-olmayin/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Haberizma]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 03 May 2026 06:47:22 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.haberizma.com/makyaj-yaparken-goz-sagliginizdan-olmayin/</guid>

					<description><![CDATA[Yanlış ve bilinçsiz kozmetik ürün kullanmanın ve makyajda hijyene dikkat etmemenin, göz sağlığı açısından büyük risk oluşturduğunu belirten Göz Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Op. Dr. Şermin Ünal İpçioğlu, bilinçsiz göz makyajının alerji, göz enfeksiyonları ve tahrişe bağlı cilt hastalıkları gibi pek çok soruna yol açabildiğini söyledi. Makyaj malzemeleri kişiye özel olması gerektiğini, ürünlerin açıldıktan sonra [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Yanlış ve bilinçsiz kozmetik ürün kullanmanın ve makyajda hijyene dikkat etmemenin, göz sağlığı açısından büyük risk oluşturduğunu belirten Göz Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Op. Dr. Şermin Ünal İpçioğlu, bilinçsiz göz makyajının alerji, göz enfeksiyonları ve tahrişe bağlı cilt hastalıkları gibi pek çok soruna yol açabildiğini söyledi.<br />
<br />Makyaj malzemeleri kişiye özel olması gerektiğini, ürünlerin açıldıktan sonra genellikle 3-4 ay içinde tüketilmesinin önemli olduğunu belirten Medicana Bursa Hastanesi Göz  Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Op. Dr.  Şermin İpçioğlu, &#8220;Aksi halde bakteriler oluşabilir. Göz makyajı yapılırken, eyeliner ve göz kalemi gibi ürünler gözün iç kısmına sürülmemelidir. Kozmetik ürün kullanımında pek çok hata yapılıyor. Bunlardan biri de makyaj malzemelerinin başkalarıyla paylaşılmasıdır. Göz enfeksiyonu geçirmekte olan bir kişiye makyaj malzemenizi verirseniz, gözünüz enfeksiyon kapabilir. Mağazalarda veya ortak kullanım alanlarında bulunan deneme ürünleri de göz sağlığınızı tehdit edebilir&#8221; dedi.</p>
<p>&#8220;Kullanım süresi dolan makyaj ürünü bitmese bile atılmalı&#8221;<br />
<br />Her kozmetik ürünü gibi makyaj malzemelerinin de belirli bir kullanım süresi olduğuna dikkat çeken Op. Dr. İpçioğlu, &#8220;Makyaj malzemeleri açıldıktan sonra belli bir süre içinde kullanılmalıdır. Bu süre genel olarak 3 ya da 4 ay olarak kabul edilmekle birlikte, makyaj malzemesinin özelliğine göre süre değişebilir. Kullanım süresi dolan malzeme bitmese bile atılmalıdır. Çünkü süresinden daha fazla kullanılan makyaj malzemelerinin hemen hemen hepsinde bakteri ürediği kanıtlanmıştır&#8221; diye konuştu.</p>
<p>&#8220;Gözdeki yağ bezleri tıkanabilir&#8221;<br />
<br />Makyaj malzemelerinde bulunan etkin ve koruyucu maddelerin alerjik bünyesi olan kişilerde göz alerjisine neden olabileceğini vurgulayan Op. Dr. Şermin Ünal İpçioğlu, şu bilgileri verdi:<br />
<br />&#8220;Alerjik bir bünyeniz varsa ve birden çok kozmetik ürünü aldıysanız, bunları sırayla denemeli ve alerji yapmadığına emin olduğunuz ürünleri kullanmaya devam etmelisiniz. Kirpik diplerinde göz sınırlarını belirgin hale getirmek için eyeliner veya göz kalemi kullanırken, kirpiklerin göze yakın olan iç kısmına değil, dışına sürmeye dikkat etmelisiniz. Çünkü kirpiklerin göze yakın olan iç kenarlarında gözyaşına katkıda bulunan Meibomean yağ bezleri bulunur. Bu bezler, makyaj yapılırken tıkanırsa gözyaşı kalitesizleşir ve gözde batma, yanma, kızarma gibi rahatsızlıklara sebep olabilir. Hatta göz kapağında arpacık gibi enfeksiyonlar gelişebilir. Rimel, kalem, far gibi göz makyajı ürünlerini uygularken, uygulama yönü gözden dışarıya (uzağa) doğru olmalıdır. Böylece ürünleri sürmek için kullandığınız fırça, kalem gibi araçların saydam tabakaya (kornea) batma ihtimali azalır. Makyaj yaparken bir ürün gözünüze batarsa önce bol suyla yıkamalı, gözde rahatsızlık devam ederse göz hekimine danışılmalıdır.&#8221;<br /></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Büyükşehir’den diyabetli öğrencilere sensör desteği</title>
		<link>https://www.haberizma.com/buyuksehirden-diyabetli-ogrencilere-sensor-destegi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Haberizma]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 01 May 2026 12:41:32 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.haberizma.com/buyuksehirden-diyabetli-ogrencilere-sensor-destegi/</guid>

					<description><![CDATA[Bursa’da gençlerin daha iyi bir eğitim alabilmesi ve gelecek kaygısı yaşamaması için çalışmalarını sürdüren Bursa Büyükşehir Belediyesi, sosyal güvencesi bulunmayan Tip 1 diyabet hastası üniversite öğrencilerine yönelik, ‘Şeker Sensörü Desteği’ni başlattı. Sağlık İşleri Dairesi Başkanlığı koordinesinde hayata geçirilen ‘Sürekli Glikoz Ölçüm Sensörü’ desteğiyle, üniversitelerin örgün eğitim programlarında öğrenim gören 18 yaş üzerindeki Tip 1 diyabetli [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Bursa’da gençlerin daha iyi bir eğitim alabilmesi ve gelecek kaygısı yaşamaması için çalışmalarını sürdüren Bursa Büyükşehir Belediyesi, sosyal güvencesi bulunmayan Tip 1 diyabet hastası üniversite öğrencilerine yönelik, ‘Şeker Sensörü Desteği’ni başlattı.<br />
<br />Sağlık İşleri Dairesi Başkanlığı koordinesinde hayata geçirilen ‘Sürekli Glikoz Ölçüm Sensörü’ desteğiyle, üniversitelerin örgün eğitim programlarında öğrenim gören 18 yaş üzerindeki Tip 1 diyabetli gençlerin, kan şekeri seviyelerini gün içerisinde anlık olarak takip edebilmesi amaçlanıyor. Bursa Büyükşehir Belediyesi tarafından başlatılan destek programıyla eğitimine devam eden gençlerin yaşam kalitesinin artırılması ve hastalık yönetimlerinin daha güvenli hale gelmesi hedefleniyor.<br />
<br />Projenin başvuruları, 1 Mayıs-15 Mayıs tarihleri arasında alınacak. Destekten yararlanmak isteyen öğrencilerin Bursa’da ikamet etmesi, 18 yaşını doldurmuş olması, Tip 1 diyabet tanısına sahip bulunması ve üniversitelerin örgün eğitim programlarında aktif olarak öğrenim görmesi gerekiyor. Değerlendirme süreçlerinin ardından uygun bulunan öğrencilere sensör desteği sağlanacak.<br />
<br />Başvurular için https://www.bursa.bel.tr/form/?form_id=b8b53cd277 adresi ziyaret edilebilir.<br /></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>19 yıl ömür biçilen 39 yaşındaki Müge 11 gündür süren yaşam mücadelesini kaybetti</title>
		<link>https://www.haberizma.com/19-yil-omur-bicilen-39-yasindaki-muge-11-gundur-suren-yasam-mucadelesini-kaybetti/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Haberizma]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 01 May 2026 11:19:58 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.haberizma.com/19-yil-omur-bicilen-39-yasindaki-muge-11-gundur-suren-yasam-mucadelesini-kaybetti/</guid>

					<description><![CDATA[Bursa’da doğumundan itibaren nadir görülen Rubistein-Taybi Sendromu ile mücadele eden 39 yaşındaki Müge Demirci, Bursa Kestel Devlet Hastanesi’nde 11 gündür süren yaşam mücadelesini kaybetti. Doktorların en fazla 19 yıl ömür biçtiği evladını azmi ve sevgisiyle 39 yıl hayatta tutmayı başaran annesi organ bağışına onay vererek, üç hastanın hayata tutunmasına vesile oldu. Kestel’de bulunan özel bir [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><iframe frameborder="0" width="560" height="315" src="https://geo.dailymotion.com/player.html?video=xa7qb1e&#038;" allowfullscreen allow="autoplay; fullscreen; picture-in-picture; web-share"></iframe>Bursa’da doğumundan itibaren nadir görülen Rubistein-Taybi Sendromu ile mücadele eden 39 yaşındaki Müge Demirci, Bursa Kestel Devlet Hastanesi’nde 11 gündür süren yaşam mücadelesini kaybetti. Doktorların en fazla 19 yıl ömür biçtiği evladını azmi ve sevgisiyle 39 yıl hayatta tutmayı başaran annesi organ bağışına onay vererek, üç hastanın hayata tutunmasına vesile oldu.<br />
<br />Kestel’de bulunan özel bir rehabilitasyon merkezinde tedavi gören Müge Demirci, 17 Nisan’da kalp durması teşhisi ile Kestel Devlet Hastanesi’ne kaldırıldı. Yoğun bakımda 11 gün süren yaşam mücadelesinin ardından 28 Nisan’da Demirci’nin beyin ölümü gerçekleşti. Hastane organ nakli koordinatörlerinin görüştüğü aile, organ bağışına onay verdi. 30 Nisan’da gerçekleştirilen operasyonla Demirci’nin karaciğeri ve iki böbreği, nakil bekleyen hastalara ulaştırılmak üzere alındı.<br />
<br />Kızı Müge Demirci’ye henüz 16 günlükken Rubestein-Taybi Sendromu teşhisi konulduğunu anlatan anne Sema Öztekin, yıllar boyunca hastalıkla mücadele ettiklerini vurguladı. Müge’nin en son Kestel’de özel bir rehabilitasyon merkezinde tedavi gördüğünü ifade eden Öztekin, &#8220;Orada da ses getirdi. ’Nasıl yetiştirdiniz?’ dediler ve özel görevler üstlendi, saf sevgiyi yaydı. Sonra 13 gün önce kalbi durmuş kurumda ve bu hastaneye getirilmiş. Kalbi iki kez burada da durmuş. Ben Yalova’dan acil geldim. Dün akşam tekrar çağırıldım. Beyin ölümünün gerçekleştiğini ve artık geri dönüşün olmadığını söylediler. Ertesi gün Ayşegül Hanım, Büşra Hanımlarla ağlayarak konuşmalar yaptık. Organ bağışını ağlayarak kabul ettim. O annesinin inci çiçeğiydi. Giderken bile üç cana can oldu&#8221; şeklinde konuştu.</p>
<p>&#8220;İyi ki onun annesi oldum&#8221;<br />
<br />Doktorların hastalığı nedeniyle kızına en fazla 19 yıl ömür biçtiğini belirten Öztekin, &#8220;Bize dediler ki ’En fazla 19 yaşına kadar yaşar’. Onunla anne-kız sevgi seli olduk. Oğlum da bize dahil oldu. Özel bakımla gecemizi gündüzümüze kattık. Sevgiyle 39 yaşına kadar baktım. İyi ki öyle bir evladın annesi olarak bunları tatmışım. İyi ki o beni anne olarak seçmiş. Onun annesi olmaktan gurur duyuyorum&#8221; diye konuştu.<br />
<br />Operasyon hakkında bilgi veren Anestezi ve Reanimasyon Uzmanı Dr. Ayşegül Aydemir ise, aileye beyin ölümünün tıbbi gerçeklerini titizlikle anlattıklarını belirtti. Aydemir, &#8220;Beyin ölümünün geri dönüşsüz bir durum olduğunu, bitkisel hayattan farklı olduğunu, tıbbi olarak ölü olduğunu hasta yakınlarına bildirdik. Hasta yakınlarıyla bu süreçte uzun konuşmalar yaptık. Onlara durumu, gerekliliğini, organ naklinin önemini anlattık. Aile için zor bir karardı ama hasta yaşadığı süre boyunca zorluklar yaşamış, bu zorluklardan insanlara faydası olabilmiş bir insandı. Onlar da hayattaki misyonunun bir parçası olarak ölürken de insanlara faydalı olabileceği kanaatine vardı ve organ naklini kabul ettiler. Hastanemiz, Organ Nakli Bölge Koordinasyon Merkezi, İl Sağlık Müdürlüğü, üniversite, tüm ekip bir arada çalıştık. Hastamızdan karaciğer ve iki böbrek alındı. Organların üç insana umut olmasını umuyoruz&#8221; dedi.<br /></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Ebeler her zaman gebelerin yanında</title>
		<link>https://www.haberizma.com/ebeler-her-zaman-gebelerin-yaninda/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Haberizma]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 29 Apr 2026 08:59:46 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.haberizma.com/ebeler-her-zaman-gebelerin-yaninda/</guid>

					<description><![CDATA[Sağlık Bakanlığı’nın &#8220;Her Gebeye Bir Ebe&#8221; uygulaması kapsamında Bursa’da son üç ayına giren gebelerin doğuma hazırlık konusunda danışmanlık hizmetleri ve yüksek riskli gebelerin takibi &#8220;Koordinatör Ebeler&#8221; ile sağlanıyor. Bursa İl Sağlık Müdürlüğü koordinasyonunda ilçe sağlık müdürlükleri ve sağlıklı hayat merkezlerinde görev alan koordinatör ebeler, Sağlık Bakanlığı’nın &#8220;Annelik Yolculuğu&#8221; mobil uygulamasından da yararlanarak, şehrin merkeze en [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Sağlık Bakanlığı’nın &#8220;Her Gebeye Bir Ebe&#8221; uygulaması kapsamında Bursa’da son üç ayına giren gebelerin doğuma hazırlık konusunda danışmanlık hizmetleri ve yüksek riskli gebelerin takibi &#8220;Koordinatör Ebeler&#8221; ile sağlanıyor. Bursa İl Sağlık Müdürlüğü koordinasyonunda ilçe sağlık müdürlükleri ve sağlıklı hayat merkezlerinde görev alan koordinatör ebeler, Sağlık Bakanlığı’nın &#8220;Annelik Yolculuğu&#8221; mobil uygulamasından da yararlanarak, şehrin merkeze en uzak noktasında bile doğum sürecinde gebeleri yalnız bırakmıyor.<br />
<br />Mustafakemalpaşa İlçe Sağlık Müdürlüğü’nde koordinatör ebe olarak görev yapan Fatmanur Demirarslan, koordinatör ebenin bir gününü anlattı. 3 arkadaşı ile birlikte görev yaptığını belirten Demiraslan, gebelere gebeliğinin başından lohusalık dönemi boyunca sonuna kadar hizmet verdiklerine dikkat çekti. Gebe eğitimleri, lohusa eğitimleri ve yüksek riskli gebelerin takibini yaptıklarını dile getiren Demiraslan, &#8220;Aynı zamanda son üç ayı kalan gebelere gebelik yolcuğunu anlatıyoruz. Yüksek riskli gebelerin takiplerini yapıyoruz. İlk gebeliği olan gebelerimize ev ziyareti yapıyoruz.&#8221; şeklinde konuştu.<br />
<br />Gebelerin bu hizmetten oldukça memnun olduğunun altını çizen Demiraslan, &#8220;Verdiğimiz eğitimlerden çok memnun olan gebelerimiz var. Eğitimlerimiz emzirme döneminde de lohusa döneminde de devam ediyor. Bu süreçte tabii ki de gebelerimize ve lohusalarımıza her şeyden bahsetmeye, her şekilde destek olmaya çalışıyoruz&#8221; dedi.</p>
<p>Normal doğum teşvik ediliyor<br />
<br />Normal doğumu teşvik etmek için çalışmalar gerçekleştirdiklerini vurgulayan Demiraslan, &#8220;İlk gebeliği olan hastalarımıza doğum egzersizleri, normal doğumu kolaylaştıran hareketler öğretilip, normal doğumun doğal bir süreç olduğundan, hastalar için eğer ki herhangi bir riski yoksa normal doğum yararlarından, faydalarından bahsetmeye çalışıyoruz.&#8221; diye konuştu.<br />
<br />Gebeleri ve lohusaları, ilçe sağlık müdürlüğüne davet eden Demiraslan; burada bireysel ve toplu eğitimler gerçekleştirdiklerini ancak vakti olmayan gebeler için de bire bir danışmanlık hizmeti verdiklerini sözlerine ekledi.</p>
<p>En uzak noktadaki gebeye ziyaret<br />
<br />Ebe Demiraslan daha sonra yerinde takip amacıyla merkeze en uzak noktalarından biri olan Fevzidede mahallesinde hayvancılıkla uğraşan Gebe Rejkane Sattari’ye ziyareti gerçekleştirdi. Afgan uyruklu aile, erkek olarak dünyaya gelecek ikinci çocukları gün sayarken, Ebe Demiraslan tarafından rutin kontrolleri yapıldı. Aldığı hizmetten oldukça memnun olduğunu ifade eden Gebe Rejkane Sattari, emeği geçen herkese teşekkürlerini iletti.<br /></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Bursa’da gebelere yakın takip: ‘Her Gebeye Bir Ebe’ Sahada&#8221;</title>
		<link>https://www.haberizma.com/bursada-gebelere-yakin-takip-her-gebeye-bir-ebe-sahada/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Haberizma]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 29 Apr 2026 08:33:38 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.haberizma.com/bursada-gebelere-yakin-takip-her-gebeye-bir-ebe-sahada/</guid>

					<description><![CDATA[Sağlık Bakanlığı’nın &#8220;Her Gebeye Bir Ebe&#8221; uygulaması kapsamında Bursa’da son üç ayına giren gebelerin doğuma hazırlık konusunda danışmanlık hizmetleri ve yüksek riskli gebelerin takibi &#8220;Koordinatör Ebeler&#8221; ile sağlanıyor. Bursa İl Sağlık Müdürlüğü koordinasyonunda ilçe sağlık müdürlükleri ve sağlıklı hayat merkezlerinde görev alan koordinatör ebeler, Sağlık Bakanlığı’nın &#8220;Annelik Yolculuğu&#8221; mobil uygulamasından da yararlanarak, şehrin merkeze en [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Sağlık Bakanlığı’nın &#8220;Her Gebeye Bir Ebe&#8221; uygulaması kapsamında Bursa’da son üç ayına giren gebelerin doğuma hazırlık konusunda danışmanlık hizmetleri ve yüksek riskli gebelerin takibi &#8220;Koordinatör Ebeler&#8221; ile sağlanıyor. Bursa İl Sağlık Müdürlüğü koordinasyonunda ilçe sağlık müdürlükleri ve sağlıklı hayat merkezlerinde görev alan koordinatör ebeler, Sağlık Bakanlığı’nın &#8220;Annelik Yolculuğu&#8221; mobil uygulamasından da yararlanarak, şehrin merkeze en uzak noktasında bile doğum sürecinde gebeleri yalnız bırakmıyor.<br />
<br />Mustafakemalpaşa İlçe Sağlık Müdürlüğü’nde koordinatör ebe olarak görev yapan Fatmanur Demirarslan, koordinatör ebenin bir gününü anlattı. 3 arkadaşı ile birlikte görev yaptığını belirten Demiraslan, gebelere gebeliğinin başından lohusalık dönemi boyunca sonuna kadar hizmet verdiklerine dikkat çekti. Gebe eğitimleri, lohusa eğitimleri ve yüksek riskli gebelerin takibini yaptıklarını dile getiren Demiraslan, &#8220;Aynı zamanda son üç ayı kalan gebelere gebelik yolcuğunu anlatıyoruz. Yüksek riskli gebelerin takiplerini yapıyoruz. İlk gebeliği olan gebelerimize ev ziyareti yapıyoruz.&#8221; şeklinde konuştu.<br />
<br />Gebelerin bu hizmetten oldukça memnun olduğunun altını çizen Demiraslan, &#8220;Verdiğimiz eğitimlerden çok memnun olan gebelerimiz var. Eğitimlerimiz emzirme döneminde de lohusa döneminde de devam ediyor. Bu süreçte tabii ki de gebelerimize ve lohusalarımıza her şeyden bahsetmeye, her şekilde destek olmaya çalışıyoruz.&#8221; dedi.<br />
<br />Normal Doğum Teşvik Ediliyor<br />
<br />Normal doğumu teşvik etmek için çalışmalar gerçekleştirdiklerini vurgulayan Demiraslan, &#8220;İlk gebeliği olan hastalarımıza doğum egzersizleri, normal doğumu kolaylaştıran hareketler öğretilip, normal doğumun doğal bir süreç olduğundan, hastalar için eğer ki herhangi bir riski yoksa normal doğum yararlarından, faydalarından bahsetmeye çalışıyoruz.&#8221; diye konuştu.<br />
<br />Gebeleri ve lohusaları, ilçe sağlık müdürlüğüne davet eden Demiraslan; burada bireysel ve toplu eğitimler gerçekleştirdiklerini ancak vakti olmayan gebeler için de bire bir danışmanlık hizmeti verdiklerini sözlerine ekledi.<br />
<br />Ebe Demiraslan daha sonra yerinde takip amacıyla merkeze en uzak noktalarından biri olan Fevzidede mahallesinde hayvancılıkla uğraşan Gebe Rejkane Sattari’ye ziyareti gerçekleştirdi. Afgan uyruklu aile, erkek olarak dünyaya gelecek ikinci çocukları gün sayarken, Ebe Demiraslan tarafından rutin kontrolleri yapıldı. Aldığı hizmetten oldukça memnun olduğunu ifade eden Gebe Rejkane Sattari, emeği geçen herkese teşekkürlerini iletti.<br /></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Diz protezi her zaman kalıcı mı?</title>
		<link>https://www.haberizma.com/diz-protezi-her-zaman-kalici-mi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Haberizma]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 27 Apr 2026 10:52:04 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.haberizma.com/diz-protezi-her-zaman-kalici-mi/</guid>

					<description><![CDATA[Nev Sağlık Grubu Ortopedi ve Travmatoloji Bölümü’nden Op. Dr. Murat Altıntaş, revizyon diz protezinin hangi durumlarda uygulandığını ve ameliyat sürecinin nasıl ilerlediğini anlattı. Balıkesir, 27.04.2026 &#8211; &#8220;Diz protezinde zaman içinde oluşabilecek enfeksiyon, gevşeme veya dengesizlik gibi durumlar ikinci bir ameliyatı gerekli kılabilir&#8221; diyen Nev Sağlık Grubu Ortopedi ve Travmatoloji Bölümü’nden Op. Dr. Murat Altıntaş, revizyon [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Nev Sağlık Grubu Ortopedi ve Travmatoloji Bölümü’nden Op. Dr. Murat Altıntaş, revizyon diz protezinin hangi durumlarda uygulandığını ve ameliyat sürecinin nasıl ilerlediğini anlattı.<br />
<br />Balıkesir, 27.04.2026 &#8211; &#8220;Diz protezinde zaman içinde oluşabilecek enfeksiyon, gevşeme veya dengesizlik gibi durumlar ikinci bir ameliyatı gerekli kılabilir&#8221; diyen Nev Sağlık Grubu Ortopedi ve Travmatoloji Bölümü’nden Op. Dr. Murat Altıntaş, revizyon diz protezi hakkında açıklamalarda bulundu.<br />
<br />Revizyon diz protezi nedir?<br />
<br />Revizyon diz protezinin, daha önce diz protezi ameliyatı olan hastalarda yapılan protez değiştirme ameliyatı olduğunu belirten Op. Dr. Murat Altıntaş, bazı durumlarda eklemdeki protezin yalnızca bir parçasının değiştirilmesinin yeterli olabildiğini ifade etti. Ancak bazı hastalarda tüm protez parçalarının tamamen değiştirilmesi gerekebildiğini belirten Altıntaş, bu ameliyatın ayrıntılı bir ameliyat öncesi planlama gerektirdiğini söyledi.<br />
<br />Revizyon ameliyatlarında özel protez setleri ve malzemeleri kullanıldığını vurgulayan Altıntaş, bu operasyonların aynı zamanda tecrübe gerektirdiğini ve iyileşme süresinin diğer diz protezi ameliyatlarına göre daha uzun olabildiğini ifade etti. Diz protezlerinin uzun yıllar sorunsuz kullanılabildiğini de belirten Altıntaş, diz protezi yapılan hastaların yaklaşık yüzde 90’ının protezlerini ortalama 20 yıl boyunca problem yaşamadan kullanabildiğini söyledi.<br />
<br />Revizyon ameliyatı neden yapılır?<br />
<br />Revizyon diz protezi ameliyatının en sık nedenlerinden birinin enfeksiyon olduğunu belirten Op. Dr. Murat Altıntaş, diz protezi ameliyatlarından sonra enfeksiyon riskinin yüzde 1’den az olduğunu ancak gelişmesi durumunda hastalarda dizde ağrı, şişlik, kızarıklık, ısı artışı ve bazen akıntı gibi şikayetlerin görülebildiğini dile getirdi.<br />
<br />Dizde boşluk ve dengesizlik oluşmasının da revizyon ameliyatı gerektirebilen durumlar arasında yer aldığını belirten Altıntaş, ayakta dururken, dizi hareket ettirirken veya yürürken gerekli bağ dengesi bozulduğunda dizin işlevselliğinin de bozulabileceğini ifade etti.<br />
<br />Bunun yanında, dizde sertlik oluşmasının da revizyon ameliyatını gerektirebileceğini belirten Altıntaş, geniş kas dokusu veya dizdeki protez bileşenlerinin konumunun hareket açıklığını engelleyebildiğini söyledi. Ayrıca zaman içinde protez parçalarında aşınma ve gevşeme görülebileceğini ifade eden Altıntaş, protez çevresinde oluşan kırıkların da revizyon ameliyatı gerektirebilen nedenler arasında yer aldığını belirtti.<br />
<br />Ameliyat nasıl yapılır?<br />
<br />Revizyon diz protezi ameliyatının önceki diz ameliyatındaki yara izinin bulunduğu bölgeden ekleme ulaşılarak yapıldığını belirten Op. Dr. Murat Altıntaş, ameliyat sırasında enfeksiyon olup olmadığının tekrar değerlendirildiğini ifade etti. Protezin hangi parçalarının yıprandığı, gevşediği veya yerinden çıktığını belirlemek için protezin metal ve plastik parçalarının detaylı şekilde incelendiğini söyledi.<br />
<br />Kemiği korumak amacıyla protez parçalarının dikkatli bir şekilde çıkarıldığını ifade eden Altıntaş, daha önce çimento kullanılmışsa çimento artıklarının temizlendiğini belirtti. Revizyon protezi için kemik yüzeylerinin hazırlandığını kaydeden Altıntaş, önemli kemik kaybı bulunan durumlarda protezin ana bileşenlerine metal takviyeli bloklar eklenebildiğini dile getirdi.<br />
<br />Diz protezi implantının çimentolu olarak kemiğe yerleştirildiğini ve tutunmasının sağlandığını belirten Altıntaş, ameliyatın sonunda eklem içinde birikebilecek kan ve sıvının boşaltılması için dren yerleştirildiğini, ardından eklem kapsülünün onarıldığını sözlerine ekledi.<br /></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Uzmanı Dr. Merve Dede Akpınar: &#8220;Nefesinizin çığlığını duyun&#8221;</title>
		<link>https://www.haberizma.com/uzmani-dr-merve-dede-akpinar-nefesinizin-cigligini-duyun/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Haberizma]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 27 Apr 2026 10:47:22 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.haberizma.com/uzmani-dr-merve-dede-akpinar-nefesinizin-cigligini-duyun/</guid>

					<description><![CDATA[Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Uzmanı Dr. Merve Dede Akpınar, kronik solunum sorunu olan bireylerin, egzersiz, eğitim ve yaşam tarzı düzenlemelerini içeren çok yönlü bir tedavi yaklaşımı olan pulmoner rehabilitasyonla hayat kalitelerini artırabileceğini kaydetti. Pulmoner rehabilitasyonun, özellikle Kronik Obstrüktif Akciğer Hastalığı (KOAH), Astım, Akciğer Fibrozu ve uzun süreli solunum problemleri yaşayan kişilerde önemli katkılar sağladığını belirten [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Uzmanı Dr. Merve Dede Akpınar, kronik solunum sorunu olan bireylerin, egzersiz, eğitim ve yaşam tarzı düzenlemelerini içeren çok yönlü bir tedavi yaklaşımı olan pulmoner rehabilitasyonla hayat kalitelerini artırabileceğini kaydetti.<br />
<br />Pulmoner rehabilitasyonun, özellikle Kronik Obstrüktif Akciğer Hastalığı (KOAH), Astım, Akciğer Fibrozu ve uzun süreli solunum problemleri yaşayan kişilerde önemli katkılar sağladığını belirten BURTOM Biyofiz Tıp Merkezi Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Uzmanı Dr. Merve Dede Akpınar, nefes darlığı yaşayan bireylerin zamanla fiziksel aktivitelerden uzaklaşabildiğini, bu durumun kas gücünün azalmasına ve dayanıklılığın düşmesine yol açarak solunum sorunlarının daha belirgin hale gelmesine sebep olabildiğine dikkati çekti. Uzm. Dr. Akpınar, &#8220;Pulmoner rehabilitasyon programları bireyin hem fiziksel kapasitesini hem de psikolojik dayanıklılığını desteklemeyi amaçlar&#8221; dedi.<br />
<br />Pulmoner rehabilitasyonun yalnızca solunum egzersizlerinden oluşmadığını, program kapsamında kişiye özel egzersiz planları, solunum teknikleri, hastalık hakkında eğitim, doğru ilaç kullanımı ve günlük hayat aktivitelerini kolaylaştırmaya yönelik önerilerin de yer aldığını dile getiren Akpınar, şunları kaydetti;<br />
<br />&#8220;Bu bütüncül yaklaşım sayesinde nefes darlığının azaltılması, fiziksel dayanıklılığın artırılması ve bireyin günlük yaşamda daha bağımsız hareket edebilmesi hedeflenir. Düzenli olarak uygulanan rehabilitasyon programlarının egzersiz kapasitesini artırdığı, hastaneye yatış oranlarını azalttığı ve genel yaşam kalitesini yükselttiği bilinmektedir.&#8221;<br />
<br />Uzm. Dr. Merve Dede Akpınar, solunum hastalıklarında erken değerlendirme ve tedavi sürecine zamanında başlanmasının önemini vurguladı. Nefes darlığı, çabuk yorulma, merdiven çıkarken zorlanma veya uzun süre devam eden öksürük gibi belirtilerin ihmal edilmemesi gerektiği uyarısında bulunan Akpınar, &#8220;Bu tür şikâyetler çoğu zaman yaşa ya da sigara kullanımına bağlanarak göz ardı edilebilmektedir. Oysa erken dönemde başlanan pulmoner rehabilitasyon programları hastalığın etkilerini azaltmada önemli rol oynayabilir&#8221; diye konuştu.<br />
<br />Akciğer sağlığını korumak ve solunum kapasitesini desteklemek için ise Akpınar, şu önerilerde bulundu;<br />
<br />&#8220;Sigara ve tütün ürünlerinden uzak durulmalı. Düzenli fiziksel aktivite yapılmalı. Temiz hava ortamlarında yürüyüş ve nefes egzersizleri uygulanmalı. Solunum hastalıkları olan bireyler düzenli doktor kontrolü yaptırmalı. Gerektiğinde pulmoner rehabilitasyon programlarına iştirak edilmesi. Doğru egzersizler, eğitim ve düzenli takip ile solunum hastalığı olan bireylerin daha aktif ve bağımsız bir yaşam sürmesi mümkündür.&#8221;<br /></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Bahar aylarındaki göz alerjisi görme kaybına yol açabilir</title>
		<link>https://www.haberizma.com/bahar-aylarindaki-goz-alerjisi-gorme-kaybina-yol-acabilir-2/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Haberizma]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 27 Apr 2026 07:25:41 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.haberizma.com/bahar-aylarindaki-goz-alerjisi-gorme-kaybina-yol-acabilir-2/</guid>

					<description><![CDATA[Bahar ayları, uzun ve soğuk kış sonrası ortaya çıkan polen seviyelerinin yükselmesi sebebiyle alerjiye yatkın insanlar için rahatsız edici olabildiğini belirten Op. Dr. Adnan İpçioğlu, &#8220;Bu dönemde alerjik bünyede olan pek çok kişi gözlerinde kırmızılık, sulanma, batma ve kaşınma yaşayabiliyor ve bu durumun kısa sürede geçeceğini düşünüyor. Ancak, sıradan gibi görülen bu durum görme bozukluğu [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Bahar ayları, uzun ve soğuk kış sonrası ortaya çıkan polen seviyelerinin yükselmesi sebebiyle alerjiye yatkın insanlar için rahatsız edici olabildiğini belirten Op. Dr. Adnan İpçioğlu, &#8220;Bu dönemde alerjik bünyede olan pek çok kişi gözlerinde kırmızılık, sulanma, batma ve kaşınma yaşayabiliyor ve bu durumun kısa sürede geçeceğini düşünüyor. Ancak, sıradan gibi görülen bu durum görme bozukluğu ya da görme kaybına neden olabiliyor&#8221; dedi.<br />
<br />Bahar aylarında en çok görülen hastalıklar arasında başı çeken göz alerjileri, alerjik bünyedeki kişileri olumsuz etkilediğini ifade eden Medicana Bursa Hastanesi Göz Sağlığı ve Hastalıkları Bölümü’nden Op. Dr. Adnan İpçioğlu, bahar aylarında yoğunlaşan polenlerin ve gözle görülmeyen tozların gözlerde alerjiye yol açtığını belirterek, bunun tedavi edilmediğinde görme kaybına kadar uzanan ciddi sorunlara sebep olabileceğini söyledi. Göz alerjilerinden korunmak için birkaç püf nokta olduğunu belirten Op. Dr. Adnan İpçioğlu, &#8220;Öncelikle alerjik bünyesi olan kişilerin tozlu ortamlardan uzak durması gerekir. Bu süreçte, gözlerde yanma, batma ve kaşıntı şeklinde ortaya çıkabilmektedir. Özellikte gözdeki meydana gelen kaşınma, bazı kimselerde gözün önündeki saydam tabaka olan korneanın yapısında bozulmalara sebep olur. Kesinlikle kaşıntı durumunda göze dokunulmamalıdır. Çünkü basit bir kaşıntının neden olduğu en ciddi sorun, görme kaybına yol açan keratokonustur&#8221; diye konuştu.<br />
<br />Güneşin de gözdeki alerjiyi tetiklediğine dikkat çeken Op. Dr. Adnan İpçioğlu, &#8220;Güneşteki ultraviyole, yanmayı, batmayı, kızarıklığı artırır. Bunun için güneşin yoğun olduğu saatlerde dışarı çıkılmaması, çıkmak gerekiyorsa da korunmak gerekir. UV korumalı güneş gözlüğü kullanmak, alerjik konjonktivitlerden ciddi bir şekilde korumaktadır&#8221; dedi.<br />
<br />Göz alerjisinin tedavisinin başlarda hafif ilaçlarla yapıldığını belirten Op. Dr. Adnan İpçioğlu, &#8220;Daha ciddi vakalarda yoğun ilaç kullanımı da gerekebilir. Onun için doktor kontrolü bu noktada çok önemlidir. Kişilerin göz alerjisini anladığı anda göz hekimine başvurması büyük önem taşımaktadır&#8221; ifadelerine yer verdi.<br /></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>&#8220;Doğru tedavi ve alışkanlıkların düzenlenmesiyle astım hastaları, günlük hayatlarına güvenle devam edebilir&#8221;</title>
		<link>https://www.haberizma.com/dogru-tedavi-ve-aliskanliklarin-duzenlenmesiyle-astim-hastalari-gunluk-hayatlarina-guvenle-devam-edebilir/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Haberizma]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 26 Apr 2026 07:29:53 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.haberizma.com/dogru-tedavi-ve-aliskanliklarin-duzenlenmesiyle-astim-hastalari-gunluk-hayatlarina-guvenle-devam-edebilir/</guid>

					<description><![CDATA[Astım, dünya genelinde milyonlarca insanı etkileyen kronik bir solunum yolu hastalığı olduğunu belirten Göğüs Hastalıkları Uzmanı Dr. Nazan Nalcı Savaş, doğru tedavi ve alışkanlıkların düzenlenmesiyle kişilerin günlük hayatlarına güvenle devam edebileceğini söyledi. Astım hastalarının günlük hayatta karşılaştığı zorluklara dikkat çeken Medicana Bursa Hastanesi Göğüs Hastalıkları Uzmanı Dr. Nazan Nalcı Savaş, hastalığın yalnızca ataklardan ibaret olmadığını [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Astım, dünya genelinde milyonlarca insanı etkileyen kronik bir solunum yolu hastalığı olduğunu belirten Göğüs Hastalıkları Uzmanı Dr. Nazan Nalcı Savaş, doğru tedavi ve alışkanlıkların düzenlenmesiyle kişilerin günlük hayatlarına güvenle devam edebileceğini söyledi.<br />
<br />Astım hastalarının günlük hayatta karşılaştığı zorluklara dikkat çeken Medicana Bursa Hastanesi Göğüs Hastalıkları Uzmanı Dr. Nazan Nalcı Savaş, hastalığın yalnızca ataklardan ibaret olmadığını vurguladı. Savaş, &#8220;Astım, çoğu zaman sadece nefes darlığı ile ilişkilendirilse de aslında günlük hayatı pek çok açıdan etkileyen kronik bir hastalıktır. Bazen gece uykusunu bölen bir öksürük, bazen merdiven çıkarken hissedilen göğüs sıkışması ya da gün içinde artan yorgunluk astımın bir parçası olabilir&#8221; dedi.</p>
<p>&#8220;Sadece akciğerleri değil, hayat kalitesini de etkiler&#8221;<br />
<br />Astımın yalnızca fiziksel belirtilerle sınırlı olmadığını belirten Savaş, hastaların günlük hayatta birçok zorlukla karşılaştığını ifade etti. Soğuk hava, sigara dumanı, parfüm kokuları, toz ve hava kirliliği gibi faktörlerin hastalar için önemli tetikleyiciler olduğunu belirten Savaş, astım hastalarının sıkça yaşadığı sorunları ise şu şekilde sıraladı:<br />
<br />&#8220;Gece öksürük nedeniyle bölünen uyku. Sabah yorgun uyanma. Günlük işlerde çabuk yorulma. Merdiven çıkarken nefes darlığı. Spor yapmaktan kaçınma. Sosyal ortamlarda endişe.&#8221;<br />
<br />Astım hastalarının zaman zaman kendini yalnız hissedebildiğini ifade eden Savaş, &#8220;Dışarıdan sağlıklı görünseler bile, içten içe sürekli bir nefes kontrolü ve atak endişesi yaşayabilirler. Bu durum zamanla stres, yorgunluk ve sosyal geri çekilmeye yol açabilir. Aslında, astım kontrol altına alınabilir bir hastalıktır. Düzenli hekim takibi ve doğru tedavi önemlidir. Özellikle inhaler ilaçların doğru teknikle kullanılması tedavi başarısında kritik rol oynamaktadır. İnsanların önemli bir kısmı, inhaler cihazlarını doğru kullandığını düşünse de teknik hatalar nedeniyle yeterli fayda göremeyebiliyor. Bu sebeple tedavi düzenli olarak gözden geçirilmelidir&#8221; dedi.<br />
<br />Dr. Savaş, şu soruların hastalar için yol gösterici olabileceğini belirtti:<br />
<br />&#8220;Geceleri öksürük oluyor mu? Haftada kaç kez nefes darlığı hissediliyor? Günlük aktiviteler kısıtlanıyor mu? İlaçlar düzenli ve doğru kullanılıyor mu? Bu sorulara verilen cevaplar önemlidir. Şikayetlerin devam etmesi halinde mutlaka bir göğüs hastalıkları uzmanına başvurulması gerekir. Astım teşhisi, hayatı kısıtlamak zorunda olmadığımız bir sağlık sorunudur. Doğru tedavi ve takip ile hastalar aktif ve kaliteli bir hayat sürdürebilirler. Nefes almak hayatın en temel konforudur. Bu konfor bozulduğunda yalnızca fiziksel değil, ruhsal ve sosyal hayat da etkilenir. Yaşanan sıkıntıları normalleştirmeyiniz. Daha rahat nefes almak herkesin hakkı.&#8221;<br /></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Baharla birlikte gelen polen mevsimi kabusunuz olmasın</title>
		<link>https://www.haberizma.com/baharla-birlikte-gelen-polen-mevsimi-kabusunuz-olmasin/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Haberizma]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 23 Apr 2026 07:07:48 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[bursa]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.haberizma.com/baharla-birlikte-gelen-polen-mevsimi-kabusunuz-olmasin/</guid>

					<description><![CDATA[Bahar aylarıyla birlikte en sık gözlenen rahatsızlıkların başında polenlerin gözle görülemese de sinüzitten nefes darlığına kadar pek çok sağlık sorununa yol açabildiğini belirten Göğüs Hastalıkları Uzmanı Dr. Başak Burgazlıoğlu, korunma yolları hakkında bilgi verdi. Polen alerjisinin mevsimine girildiğini söyleyen Medicana Bursa Hastanesi Göğüs Hastalıkları Uzmanı Dr. Başak Burgazlıoğlu, &#8220;Bahar aylarında polenler ortaya çıkmaktadır. Polenler, alerjik [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Bahar aylarıyla birlikte en sık gözlenen rahatsızlıkların başında polenlerin gözle görülemese de sinüzitten nefes darlığına kadar pek çok sağlık sorununa yol açabildiğini belirten Göğüs Hastalıkları Uzmanı Dr. Başak Burgazlıoğlu, korunma yolları hakkında bilgi verdi.</p>
<p>Polen alerjisinin mevsimine girildiğini söyleyen Medicana Bursa Hastanesi Göğüs Hastalıkları Uzmanı Dr. Başak Burgazlıoğlu, &#8220;Bahar aylarında polenler ortaya çıkmaktadır. Polenler, alerjik kişilerde pek çok soruna neden olmaktadır. Bunların arasında burun akıntısı, kaşıntısı, gözlerde kaşıntı, sulanma, hapşırma, sinüzit, nefes darlığı bulunmaktadır. Bu mevsimde polenlerden korunmak için bazı çözüm yolları bulunmaktadır&#8221; dedi.</p>
<p>Uzm. Dr. Başak Burgazlıoğlu, polen alerjisi ile ilgili alınacak önlemleri şöyle sıraladı:</p>
<p>&#8220;Polen alerjisi varsa hayatı kolaylaştırmak için bazı önlemler alınabilir. Polenler sabaha karşı 04.00-05.00 saatlerinde uçuşmaya başlar ve akşam 21.00-22.00’ye kadar etkili olmaya devam ederler. Sabah saatlerinde havada daha yoğundurlar ve etkileri ilerleyen saatlerle azalır. Mümkünse sabah erken saatlerde dışarı çıkılmamalı; mutlaka çıkmak gerekiyorsa maske takılmalı veya bir mendille ağız, burun kapatılmalı. Açık havada olabildiğince kısa kalınmalı ve doğadan, piknik alanlarından uzak durulmalı. Evler, sabah saatleri yerine akşam saatlerinde havalandırılmalı. Kalkar kalkmaz evi havalandırmak için balkon kapılarını ve pencereleri açmamak gerekir. Alerji yoğunsa ve dış ortama çıkılmadığı ve ilaçlar da düzenli kullanıldığı halde rağmen şikâyetler gerilemiyorsa kapalı ortamlardaki havayı polenlerden arındıracak filtreli havalandırma veya hava temizleme cihazı kullanılmalıdır.&#8221;</p>
<p>Ev ve araba klimalarının bakımdan geçirilmesi gerektiğini ifade eden Uzm. Dr. Başak Burgazlıoğlu, &#8220;Polen filtreleri mutlaka yılda bir defa temizletilmelidir. Gözlük kullanılıyorsa gözlükler düzenli olarak yıkanmalı. Çünkü gözlüğe yapışan her polen rahatsızlanmaya sebep olacaktır. Günlük kıyafetler, yatak odasında çıkartılmamalı. Çamaşırlar dış ortamda kurutulmamalıdır. Polenler çamaşırların üzerine yerleşebilir. Dışardan eve girildiğinde eller ve yüz mutlaka yıkanmalı. Polen mevsiminde açık havada spor yapmak doğru değildir. Yine gözlerin yan taraflarını kapatan güneş gözlüklerinin faydası olabilir. Polen döneminde ilaç tedavisi ile istenilen sonuç alınamayan ve alerjileri cilt testleri ile doğrulanmış hastalarda aşı tedavisi olarak da bilinen immünoterapi uygulanabilir&#8221; diye konuştu.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Bilim dünyası Parkinson’da geleceğin tedavilerini konuştu</title>
		<link>https://www.haberizma.com/bilim-dunyasi-parkinsonda-gelecegin-tedavilerini-konustu/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Haberizma]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 22 Apr 2026 08:46:09 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.haberizma.com/bilim-dunyasi-parkinsonda-gelecegin-tedavilerini-konustu/</guid>

					<description><![CDATA[Türkiye Parkinson Hastalığı Derneği tarafından düzenlenen ve 16-19 Nisan 2026 tarihleri arasında Bodrum’da gerçekleştirilen Parkinson Hastalığı ve Hareket Bozuklukları Sempozyumu başarıyla tamamlandı. Ana teması Nörogenetik olarak belirlenen Sempozyumda, Parkinson hastalığının tanı ve tedavisi, ileri evre Parkinson hastalığının yönetimi, Parkinson hastalığında non-motor semptomlara yaklaşım, Parkinson hastalığı patofizyolojisinde yenilikler, hareket bozukluklarında az konuşulan veya ender görülen durumlar, [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Türkiye Parkinson Hastalığı Derneği tarafından düzenlenen ve 16-19 Nisan 2026 tarihleri arasında Bodrum’da gerçekleştirilen Parkinson Hastalığı ve Hareket Bozuklukları Sempozyumu başarıyla tamamlandı.<br />
<br />Ana teması Nörogenetik olarak belirlenen Sempozyumda, Parkinson hastalığının tanı ve tedavisi, ileri evre Parkinson hastalığının yönetimi, Parkinson hastalığında non-motor semptomlara yaklaşım, Parkinson hastalığı patofizyolojisinde yenilikler, hareket bozukluklarında az konuşulan veya ender görülen durumlar, parkinsonizm izleminde nörogörüntülemenin geleceği, hareket bozukluklarına güncel genetik yaklaşım, hiperkinetik hareket bozukluklarında tanıdan tedaviye güncelleme ve hareket bozukluklarında yenilikçi ve rasyonel yaklaşımlar ile atipik parkinsonizmlerin yönetiminde güncel ve gelecek uygulamalar  görüşüldü.<br />
<br />Sempozyumun ardından değerlendirmelerde bulunan Sempozyum Başkanı Prof. Dr. Ayşe Bora Tokçaer, &#8220;Türkiye Parkinson Hastalığı Derneği olarak aslında iki aşamalı aktivitelerimiz var. Bunlardan biri nöroloji uzmanlık alanına yönelik ve nörolojinin de özellikle hareket bozuklukları, Parkinson hastalığı alt grubuna yönelik aktivitelerimiz, bir diğeri de toplumda öncelikle Parkinson hastalığı hakkında farkındalığı arttıracak aktivitelerimiz. Bu yıl tesadüfen bu iki gruba da etkinliklerimiz bir hafta arayla gerçekleşti. İlk aktivite 11 Nisan’da Ankara Büyükşehir Belediyesi ile paydaş olarak yaptığımız topluma yönelik ‘Parkinson Hastalığı Farkındalık Etkinliği’ idi. ‘Eğrisiyle Doğrusuyla Parkinson’u Konuşalım’ mottosu ile hastalıkla ilgili yanlış bilinenleri, yanlış olduğu sanılan doğruları uzman kişilerin ağzından aktarmaya çalıştık. Derneğimizin üyesi Öğretim Üyeleri tarafından da Türkiye’nin farklı illerinde, kurumlarda toplumsal aktiviteler yapıldı. Bilimsel aktivitemizi ise 16- 19 Nisan tarihleri arasında Bodrum Muğla’da gerçekleştirdik. Bu toplantıda Hareket Bozuklukları ve Parkinson Hastalığı alanında uzmanlaşmış akademisyen nörologlar, Fizyoterapi Uzmanları, Ses Konuşma Terapistleri yer aldılar ve yaptıkları çalışmaları günlük pratiklerindeki deneyimleri sahada çalışan, genel nörolojiyle uğraşan uzmanlar ile bilgi ve deneyim kazanmak isteyen araştırma görevlilerine aktardılar. Böylelikle hastalarımızın üçüncü basamak özelleşmiş polikliniklere ulaşmadan da doğru tanı, doğru tedavi ve doğru yönetime ulaşabilmesi için gerekli bilgilendirmeler yapıldı. Kongremizde genel güncel bilgilerin yanı sıra bizi ileride bekleyen yeni gelişecek, tanı yöntemleri ve tedaviye eklenecek yenilikler, özellikle gen tedavileri, kök hücre tedavileri, derin beyin uyarıları yerine ameliyat gerektirmeyen kafatası dışından uygulanabilen sinir sistemi işlevini düzenleyici tedaviler gibi konular da ele alındı&#8221; dedi.<br />
<br />Hasan Eker yönetimindeki Burkon tarafından organize edilen Sempozyumda 14 Panel, 1 Olgu Sunumları Gecesi, 4 Uydu Sempozyumu, 2 Sözel Bildiri oturumu gerçekleştirildi. Sempozyumda biri uluslararası olmak üzere 11 sözel, 12 tartışmalı poster ve 65 e-poster sunuldu.<br /></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kalça ağrısına kapalı cerrahiyle konforlu çözüm</title>
		<link>https://www.haberizma.com/kalca-agrisina-kapali-cerrahiyle-konforlu-cozum/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Haberizma]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 22 Apr 2026 08:37:30 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.haberizma.com/kalca-agrisina-kapali-cerrahiyle-konforlu-cozum/</guid>

					<description><![CDATA[Hayat Hastanesi Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı Op. Dr. F. Volkan Tercan, kalça eklemi hastalıklarının tanı ve tedavisinde güncel bir yöntem olan kalça artroskopisine ilişkin önemli değerlendirmelerde bulundu. Minimal invaziv cerrahi teknikle uygulanan yöntem, hastalara hem güvenli hem de konforlu bir tedavi süreci sunuyor. Kalça artroskopisinin ileri teknolojiye dayalı kapalı bir cerrahi yöntem olduğunu belirten Op. [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Hayat Hastanesi Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı Op. Dr. F. Volkan Tercan, kalça eklemi hastalıklarının tanı ve tedavisinde güncel bir yöntem olan kalça artroskopisine ilişkin önemli değerlendirmelerde bulundu. Minimal invaziv cerrahi teknikle uygulanan yöntem, hastalara hem güvenli hem de konforlu bir tedavi süreci sunuyor.<br />
<br />Kalça artroskopisinin ileri teknolojiye dayalı kapalı bir cerrahi yöntem olduğunu belirten Op. Dr. Tercan, &#8220;Kalça eklemi içerisini yüksek çözünürlükle görüntüleyebilen özel kamera sistemleri sayesinde hem tanı koyabiliyor hem de gerekli cerrahi müdahaleleri aynı seansta gerçekleştirebiliyoruz. Bu yaklaşım, hastalarımız için daha güvenli ve konforlu bir süreç sağlıyor&#8221; dedi.<br />
<br />Yöntemin özellikle belirli hasta gruplarında başarılı sonuçlar verdiğine dikkat çeken Op. Dr. F. Volkan Tercan, femoroasetabular sıkışma sendromu (FAI), kalça labrum yırtıkları, kıkırdak hasarları, eklem içinde serbest cisimler ile hareket kısıtlılığı ve kronik kalça ağrıları gibi durumlarda kalça artroskopisinin etkili bir seçenek olarak öne çıktığını ifade etti.<br />
<br />Açıklamasında minimal invaziv cerrahinin sağladığı avantajlara da değinen Hayat Hastanesi Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı Op. Dr. F. Volkan Tercan, &#8220;Kalça artroskopisi sayesinde daha küçük kesilerle işlem yapıyoruz. Bu da daha az ağrı, daha düşük komplikasyon riski ve daha hızlı iyileşme anlamına geliyor. Hastalarımızın büyük bir kısmını aynı gün veya ertesi gün taburcu edebiliyoruz&#8221; diye konuştu.<br />
<br />Ameliyat sonrası sürecin en az operasyon kadar önemli olduğunu vurgulayan Op. Dr. F. Volkan Tercan, planlı bir fizik tedavi ve rehabilitasyon sürecinin hastaların hareket kabiliyetini yeniden kazanmasında kritik rol oynadığını belirtti.<br />
<br />Kalça artroskopisinin her hasta için uygun olmadığının altını çizen Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı Op. Dr. F. Volkan Tercan, &#8220;İleri düzey kireçlenmesi olmayan, erken ve orta evre kalça problemleri yaşayan hastalarda bu yöntem oldukça başarılı sonuçlar vermektedir. Doğru hasta seçimi, tedavi başarısını doğrudan etkiler&#8221; ifadelerini kullandı.<br />
<br />Uzun süreli kalça ağrılarının yaşam kalitesini ciddi şekilde düşürdüğünü de hatırlatan Op. Dr. F. Volkan Tercan, doğru hasta grubunda uygulanan kalça artroskopisinin ağrıyı azaltarak bireylerin aktif yaşamlarına daha hızlı dönmelerine katkı sağladığını sözlerine ekledi.<br /></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kilo vermek için başvurduğu merkezde kanser olduğunu öğrendi</title>
		<link>https://www.haberizma.com/kilo-vermek-icin-basvurdugu-merkezde-kanser-oldugunu-ogrendi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Haberizma]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 20 Apr 2026 10:31:50 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[bursa kanser]]></category>
		<category><![CDATA[bursa kilo verme]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.haberizma.com/kilo-vermek-icin-basvurdugu-merkezde-kanser-oldugunu-ogrendi/</guid>

					<description><![CDATA[Kilo vermek için başvurduğu Osmangazi Sağlıklı Hayat Merkezi’nde doktor tarafından kanser taraması da yaptırması tavsiye edilen 44 yaşındaki hastada, erken evrede meme kanseri tespit edildi. Sağlık Bakanlığı tarafından yürütülen Ulusal Kanser Tarama Programı kapsamında Bursa’da kanser erken teşhis çalışmaları tüm hızıyla sürüyor. Bursa İl Sağlık Müdürlüğü koordinasyonunda sağlıklı hayat merkezlerinde yer alan KETEM (Kanser Erken [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><iframe src="https://geo.dailymotion.com/player.html?video=xa62m5i&amp;" width="560" height="315" frameborder="0" allowfullscreen="allowfullscreen"></iframe>Kilo vermek için başvurduğu Osmangazi Sağlıklı Hayat Merkezi’nde doktor tarafından kanser taraması da yaptırması tavsiye edilen 44 yaşındaki hastada, erken evrede meme kanseri tespit edildi.</p>
<p>Sağlık Bakanlığı tarafından yürütülen Ulusal Kanser Tarama Programı kapsamında Bursa’da kanser erken teşhis çalışmaları tüm hızıyla sürüyor. Bursa İl Sağlık Müdürlüğü koordinasyonunda sağlıklı hayat merkezlerinde yer alan KETEM (Kanser Erken Teşhis Tarama ve Eğitim Merkezleri) birimleri ve aile sağlığı merkezlerinde vatandaşlara ücretsiz kanser taramaları gerçekleştirilirken, riskli belirtilere sahip vatandaşlar hızlıca tedavi merkezlerine sevk ediliyor. Bu vatandaşlardan biri olan 44 yaşındaki Yasemin Çelik, diyetisyen hizmeti almak için Osmangazi Sağlıklı Hayat Merkezi’ne başvurdu. Yaşı itibarıyla meme kanseri taraması (mamografi) yaptırması gerektiği belirtilen Çelik, görevlilerin tavsiyesine uyarak, çekim yaptırdı. Kısa süre sonra çıkan sonuçlarda birinci evre meme kanser belirtilerine rastlanılan Çelik, ileri tetkik ve tedavi için hastaneye sevk edildi.</p>
<p>2025 yılı Ağustos ayında diyetisyen randevusu için Osmangazi Sağlıklı Hayat Merkezi’ne başvurduğunu belirten Çelik, &#8220;Büşra Hoca, mamografi çekilmemi tavsiye etti. O dönem sonuçlar çıktığı zaman birinci evre meme kanseri teşhisi konuldu. Şu anda tedavim devam ediyor. KETEM çalışanlarına, Sağlıklı Hayat Merkezi çalışanlarına çok teşekkür ediyorum. Yönlendirmeselerdi ben şu anda belki de çok farklı bir süreçte yaşayabilirdim. Erken teşhis hayat kurtarır. Herkesi korkmadan gelip KETEM’de taramalarını yaptırmalarını tavsiye ediyorum. Herkese teşekkürler&#8221; şeklinde konuştu.</p>
<p>Çelik’e mamografi çekilmesini tavsiye eden Osmangazi Sağlıklı Hayat Merkezi Sorumlu Hekimi Dr. Büşra Kaba ise, &#8220;Hastamız diyetisyen randevusu için Sağlıklı Hayat Merkezimize başvurdu. Kendisine kanser taramalarını yaptırıp yaptırmadığını sorduğumuzda KETEM’e yönlendirebileceğimizi ilettik. Hastamız KETEM’e başvurdu ve erken evre kanser tespit edildi. ’Şikâyetim yok’ diyerek ya da ’vaktim yok’ diyerek kanser taramalarınızı ihmal etmeyin. Çok fazla vaktinizi almıyor. Kanserde erken teşhis gerçekten hayat kurtarıyor. Sizler de en yakın Sağlıklı Hayat Merkezlerine, KETEM’lere başvurarak taramalarınızı yaptırabilirsiniz&#8221; dedi.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kanserden korkma geç kalmaktan kork</title>
		<link>https://www.haberizma.com/kanserden-korkma-gec-kalmaktan-kork/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Haberizma]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 17 Apr 2026 08:19:37 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.haberizma.com/kanserden-korkma-gec-kalmaktan-kork/</guid>

					<description><![CDATA[Sağlıklı bir yaşamın anahtarının düzenli kontrol ve erken teşhis olduğunu vurgulayan BURTOM Konur Cerrahi Tıp Merkezi İç Hastalıkları ve Gastroenteroloji Uzmanı Dr. Mahmut Öztürk, modern çağın en korkulan hastalıklarına karşı bazı uyarılarda bulundu. Mide ve kalın bağırsak kanserlerinin dünyada en sık görülen kanser türleri arasında ilk sıralarda yer aldığını belirten Dr. Mahmut Öztürk, bu hastalıklarda [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Sağlıklı bir yaşamın anahtarının düzenli kontrol ve erken teşhis olduğunu vurgulayan BURTOM Konur Cerrahi Tıp Merkezi İç Hastalıkları ve Gastroenteroloji Uzmanı Dr. Mahmut Öztürk, modern çağın en korkulan hastalıklarına karşı bazı uyarılarda bulundu.<br />
<br />Mide ve kalın bağırsak kanserlerinin dünyada en sık görülen kanser türleri arasında ilk sıralarda yer aldığını belirten Dr. Mahmut Öztürk, bu hastalıklarda tedavi sürecinin başarısının tamamen teşhis zamanlamasına bağlı olduğunu ifade etti. Öztürk, &#8220;Mide ve kalın bağırsak kanserlerinde erken teşhis konulduğu takdirde, cerrahi müdahale ile yüzde 100 iyileşme sağlamak mümkündür. 45 yaş üzerinde olup geçmeyen ağrı, aşırı kilo kaybı, kan kusma veya rektal kanama gibi ‘alarm semptomları’ gösteren kişilerin mutlaka gastroskopik ve kolonoskopik tetkik yaptırması gerekir&#8221; dedi.<br />
<br />Karaciğer yetmezliği olarak tanımlanan siroz hastalığında da benzer bir durumun söz konusu olduğunu kaydeden BURTOM Konur Cerrahi Tıp Merkezi İç Hastalıkları ve Gastroenteroloji Uzmanı Dr. Öztürk, şu bilgileri paylaştı:<br />
<br />&#8220;Sirozun çok ileri dönemdeki kesin tedavisi karaciğer naklidir. Ancak erken dönemde sebebe yönelik tedavi ile hem hastalığın ilerlemesini önleyebilir hem de hastanın durumunda iyileşme sağlanabilir. Alkol kullanımı, hepatit B ve C ile yağlı karaciğer siroza yol açan en temel faktörlerdir. Bu etkenlerden uzak durmak ve koruyucu tedbirleri almak hayati önem taşır.&#8221;<br />
<br />Günümüzde obezite ve şeker hastalığına bağlı olarak artış gösteren karaciğer yağlanması hakkında da konuşan Uzm. Dr. Öztürk, hastalığın çoğu zaman sinsi ilerlediğini belirtti. Halsizlik ve karnın sağ üst kısmında beliren ağrıların belirti olabileceğini söyleyen Öztürk, &#8220;Karaciğer yağlanmasının ispatlanmış kesin bir ilaç tedavisi yoktur. En etkili tedavi yöntemi kararlı bir şekilde uygulanan diyet ve düzenli egzersizdir&#8221; açıklamasında bulundu.<br />
<br />Ülser gibi mide rahatsızlıklarında ise endoskopinin önemine değinen Dr. Öztürk, sağlığın her şeyin başında geldiğini hatırlatarak, sözlerini şöyle tamamladı;<br />
<br />&#8220;Hastalıkların tedavisindeki en kritik faktör zamanlamadır. Unutmayın; erken dönemde tedavi, hastalığın ilerlemesini önler. Kanserden değil, geç kalmaktan korkmalıyız.&#8221;<br /></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Nilüfer Sağlık Buluşmaları’nda çocukluk aşılarının önemi vurgulandı</title>
		<link>https://www.haberizma.com/nilufer-saglik-bulusmalarinda-cocukluk-asilarinin-onemi-vurgulandi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Haberizma]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 16 Apr 2026 08:57:37 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.haberizma.com/nilufer-saglik-bulusmalarinda-cocukluk-asilarinin-onemi-vurgulandi/</guid>

					<description><![CDATA[Nilüfer Belediyesi tarafından &#8220;Çocukluk Çağı Aşıları Koruyucu Sağlığın Temeli&#8221; konulu bilgilendirme semineri gerçekleştirildi. Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Dilara Yılmaz’ın konuşmacı olarak katıldığı seminere, ebeveynler ve öğrenciler yoğun ilgi gösterdi. Nilüfer Belediyesi Dr. Ceyhun İrgil Sağlık Müzesi’nde düzenlenen seminerde, aşıların bağışıklık sistemini eğiten en önemli unsurlardan biri olduğunu açıklayan Dr. Dilara Yılmaz, toplum bağışıklığının [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Nilüfer Belediyesi tarafından &#8220;Çocukluk Çağı Aşıları Koruyucu Sağlığın Temeli&#8221; konulu bilgilendirme semineri gerçekleştirildi. Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Dilara Yılmaz’ın konuşmacı olarak katıldığı seminere, ebeveynler ve öğrenciler yoğun ilgi gösterdi.</p>
<p>Nilüfer Belediyesi Dr. Ceyhun İrgil Sağlık Müzesi’nde düzenlenen seminerde, aşıların bağışıklık sistemini eğiten en önemli unsurlardan biri olduğunu açıklayan Dr. Dilara Yılmaz, toplum bağışıklığının korunması için aşılama oranının yüzde 85’in altına düşmemesi gerektiğini vurguladı. Türkiye’nin aşılama konusunda başarılı bir ülke olduğunu ifade eden Yılmaz, çiçek hastalığının dünya üzerinden silinmesi ve çocuk felcinin ülkemizde son bulmasının bu başarının kanıtı olduğunu dile getirdi.</p>
<p>Sosyal medya spekülasyonları ve ebeveynlerin aşı kararsızlığına da değinen Dr. Yılmaz, aşıların otizm veya kısırlık yaptığına dair iddiaların hiçbir bilimsel temeli olmadığını açıkladı. Aşılardaki belli içeriklerin sanılanın aksine vücuda zarar verecek düzeyde olmadığını, hatta günlük hayatta maruz kalınan miktarlardan çok daha düşük olduğunu kaydeden Yılmaz, &#8220;Doğal yolla hastalık geçirmek daha iyidir inanışı yanlıştır. Aşısız geçirilen kızamık gibi hastalıkların yıllar sonra ölümle sonuçlanabilecek hasarlara yol açabileceğini unutmamak gerekir&#8221; dedi.</p>
<p>Seminerin sonunda aşı takibinin hem aile hekimleri hem de çocuk doktorları tarafından titizlikle yapıldığını belirten Dr. Dilara Yılmaz, &#8220;Aşılanmayan her çocuk, toplumdaki diğer çocukların da sağlığını tehdit etmektedir. Aşılar hayat kurtarır&#8221; diyerek sözlerini tamamladı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Zayıflamak isteyenlere sağlıklı tavsiyeler</title>
		<link>https://www.haberizma.com/zayiflamak-isteyenlere-saglikli-tavsiyeler-2/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Haberizma]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 16 Apr 2026 08:24:25 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.haberizma.com/zayiflamak-isteyenlere-saglikli-tavsiyeler-2/</guid>

					<description><![CDATA[Türkiye’de sağlıklı beslenme alışkanlıklarının azalması ile birlikte obezite ve aşırı zayıflığa bağlı hastalıklarır da hızla yaygınlaştığını belirten uzmanlar, ideal kilosuna kavuşmak isteyen kişiler için beslenme ve diyet uzmanları eşliğinde uygulanacak doğru ve sağlıklı diyet programlarının büyük önem taşıdığını söyledi. Medicana Bursa Hastanesi Beslenme ve Diyet Uzmanı Uzman Diyetisyen Veysel Ciğerli, yazın gelmesiyle zayıflama sürecine giren [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Türkiye’de sağlıklı beslenme alışkanlıklarının azalması ile birlikte obezite ve aşırı zayıflığa bağlı hastalıklarır da hızla yaygınlaştığını belirten uzmanlar, ideal kilosuna kavuşmak isteyen kişiler için beslenme ve diyet uzmanları eşliğinde uygulanacak doğru ve sağlıklı diyet programlarının büyük önem taşıdığını söyledi.<br />
<br />Medicana Bursa Hastanesi  Beslenme ve Diyet Uzmanı Uzman Diyetisyen Veysel Ciğerli, yazın gelmesiyle zayıflama sürecine giren kişilerin yaptığı hatalara değinerek, hangi besinlerin tüketilmesi gerektiğini anlattı. Lifli gıdaların daha uzun süre tok tuttuğunu ancak midenin ne yenilirse yenilsin 4 saat içinde boşaldığını söyleyen Ciğerli, &#8220;Bir sonraki öğününüzde fazla yemeyi engellemek için 2-2,5 saatte bir beslenmenizde fayda vardır. Kan şekerinin dengelenmesi için ’3 ana, 3 ara öğün’ şeklinde beslenme kuralına uymak gerekmektedir&#8221; dedi.<br />
<br />Düzenli kahvaltı edinme alışkanlığının sağlıklı bir hayat için şart olduğunu vurgulayan Ciğerli, &#8220;Metabolizma uyandıktan hemen sonra kahvaltı yapınca metabolizma hızlanmaya başlayacaktır. Aksi takdirde kahvaltı yapmadan öğle yemeğine kadar aç kalınırsa yavaşlamış metabolizma hızı ile birlikte diğer öğünümüzde daha fazla yemek kaçınılmaz olacağından kilo almakta beklenen bir sonuç olacaktır. Sabahın erken saatlerinde dengeli bir kahvaltı ile güne başlamak metabolizmamızın hızlanmasını sağlayarak, daha rahat kilo vermemize yardımcı olacaktır&#8221; diye konuştu.<br />
<br />Zayıflamak için yemek tabaklarının ve çorba kaselerinin küçültülmesi tavsiyesinde bulunan Beslenme ve Diyet Uzmanı Ciğerli, şöyle devam etti:<br />
<br />&#8220;Böylece ’sadece 1 kase çorba’ diye kendinizi kandırmazsınız. Psikolojik olarak o tabaktaki yemekleriniz bittiği zaman kendinizi doymuş hissedersiniz. Bir diğer önemli nokta da ekmek tüketimidir. Ekmek ve yerine geçen tahıl ürünleri yemeden zayıflamak söz konusu olduğunda ne yazık ki işin sağlık boyutundan hiç bahsedilmiyor. Bu denli bilinçsizce yapılan öneriler bireylerde birçok hastalığın artışına sebep olabiliyor. Tam tahıllı ekmek içeren diyet, lif oranı yüksek olduğundan dolayı acıkmayı geciktirir ve uzun süre tok kalmanıza yardımcı olur. Karbonhidrat kaynağı bir besin olan ekmeğin sindirimi ağızda başlar ve çok kısa sürede beyne tokluk sinyallerini iletir. Öğününüze bir parça ekmeği çiğneyerek başlayın. Böylece daha kontrollü bir öğün geçirerek, tokluk hissi sağlamış olacaksınız. Ayrıca tam tahıl ekmeği B12 vitamini hariç bütün B grubu vitaminlerinin temel kaynağıdır.</p>
<p>&#8220;Lifli besinler sindirim sisteminin daha aktif çalışmasını sağlar&#8221;<br />
<br />Liflerin sadece bitkisel kökenli besinlerde bulunduğunu belirten Ciğerli, &#8220;Lifler sindirim sisteminden parçalanmadan geçmektedir. Bu da kişinin uzun süre tok kalmasını sağlayarak daha az yemek yenmesini sağlamaktadır. Lifler, kandaki kötü kolesterolün düşürülmesine yardımcı olup, sindirim sisteminin daha aktif çalışmasını sağlamaktadır. Ayrıca lifli besinler kabızlığın geçmesini, hemoroid problemlerinin giderilmesini, vücudun şeker seviyesinin dengelenmesini sağlar, aynı zamanda kalp sağlığını koruma açısından da önem arz etmektedir. Yapılan araştırmalar lifli besin tüketenlerin, tüketmeyenlere göre daha fazla kilo verdiklerini ortaya koymuştur&#8221; dedi.<br />
<br />Diyetisyen Ciğerli, lif içeren yiyecekleri de buğday kepeği, kepekli çavdar unu, arpa unu, yulaf, kuru erik, armut, narenciye ürünleri, elma, muz, fasulye, nohut, sarı ve yeşil mercimek, yeşil yapraklı sebzeler, karnabahar, lahana, brokoli, yeşil fasulye, salatalık, kereviz, soğan, domates, biber, patlıcan ve havuç olarak sıraladı. Ciğerli, sağlıklı bir zayıflama için paketli olarak satılan hazır gıdalardan uzak durulması gerektiğini ifade etti. Bu ürünlere gıdanın dayanıklılığını artırmak için katkı maddeleri, gıda boyaları ve kimyasal içeren yiyecekler konulduğuna dikkat çeken Ciğerli, &#8220;Evde yapılmayan, organik olmayan ve marketlerden alınan hemen hemen tüm paketli ürünler hazır gıdalar sınıfına girmektedir. Hazır gıdaları daha az tüketmek için domates salçası, biber salçası, turşu ve tarhana gibi bütün bir yıl tüketilebilecek besinleri evde yapabilirsiniz. Hazır bulyonları kullanmak yerine et, tavuk ve balık sularını evde hazırlamak, yemeğinize daha az katkı maddesinin girmesini sağlar&#8221; şeklinde konuştu.</p>
<p>&#8220;Düzenli uyku metabolizma hızının artmasına yardımcı olur&#8221;<br />
<br />&#8220;Tatlı krizlerinizde tercihinizi meyve ve kuru meyvelerden yana kullanın&#8221; diyen Uz. Dyt. Veysel Ciğerli, sözlerini şöyle tamamladı:<br />
<br />&#8220;Tatlı ve şeker tüketimini azaltmak veya ortadan kaldırmak için mutlaka diyete doğal şeker içeren kuru meyveler, taze meyveler, meyveli yoğurtlar eklenmelidir. Bu besinleri ara öğün olarak tüketebilirsiniz. Artan sıcak havaların etkisiyle terleme sonucu sıvı kaybı artacağından su tüketimi arttırılmalıdır. Su, metabolizmanın hızlanmasına katkı sağlar, böbreklerdeki toksik maddelerin atımına yardımcı olur. Su içmek için susamayı beklemeyiniz. Ortalama yetişkin bir insanın 2-2,5 litre su tüketmesi, her mevsim ve yaş için önerilir. Metabolizmayı hızlandıran en temel faktör fiziksel aktivitenin arttırılmasıdır. Günlük hayatta yakın mesafelere araba ile gitmek yerine yürüyüşü tercih etmek, asansör kullanmak yerine merdivenleri kullanmak gibi fiziksel aktivitelerle ya da dans etmek gibi eğlenceli aktivitelerle hem kendinizi daha iyi hissedebilir hem de daha sağlıklı bir vücuda sahip olabilirsiniz. Düzenli uyku ile kilo kaybınızın ve diyete olan uyumunuzun direkt ilişkili olduğunu unutmayın. Düzenli uyku zihinsel gelişim ve dinlenmeyi olumlu yönde etkileyerek metabolizma hızının artmasına yardımcı olur.&#8221;<br /></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Osmangazi’ye dev bir hizmet daha kazandırılıyor</title>
		<link>https://www.haberizma.com/osmangaziye-dev-bir-hizmet-daha-kazandiriliyor/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Haberizma]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 14 Apr 2026 07:48:06 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.haberizma.com/osmangaziye-dev-bir-hizmet-daha-kazandiriliyor/</guid>

					<description><![CDATA[Osmangazi ilçesini modern, güvenli ve nitelikli kreşlerle donatarak geleceğin teminatı çocuklara daha güçlü bir yarın hazırlamayı hedefleyen Osmangazi Belediye Başkanı Erkan Aydın, ortaya koyduğu vizyonu kararlılıkla hayata geçiriyor. Eğitim ve sosyal belediyecilik alanındaki yatırımlarıyla dikkat çeken Başkan Aydın, geçtiğimiz aylarda temeli atılan ve kaba inşaatı tamamlanma aşamasına gelen Macide Gazioğlu Kreş ve Gündüz Bakımevi ile [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Osmangazi ilçesini modern, güvenli ve nitelikli kreşlerle donatarak geleceğin teminatı çocuklara daha güçlü bir yarın hazırlamayı hedefleyen Osmangazi Belediye Başkanı Erkan Aydın, ortaya koyduğu vizyonu kararlılıkla hayata geçiriyor. Eğitim ve sosyal belediyecilik alanındaki yatırımlarıyla dikkat çeken Başkan Aydın, geçtiğimiz aylarda temeli atılan ve kaba inşaatı tamamlanma aşamasına gelen Macide Gazioğlu Kreş ve Gündüz Bakımevi ile Aile Sağlığı Merkezi inşaatını yerinde inceledi.<br />
<br />Geleceğe umutla bakan nesillerin yetişeceği kreşleri Osmangazi’ye kazandırmayı sürdüren Osmangazi Belediye Başkanı Erkan Aydın, hayata geçirdiği projelerle ilçede önemli bir dönüşüme imza atıyor. Bu kapsamda Başkan Aydın, Kükürtlü Mahallesi’nde Şubat ayında temeli atılan ve inşaat çalışmaları hızla yükselen Macide Gazioğlu Kreş ve Gündüz Bakımevi ile Aile Sağlığı Merkezi’ni ziyaret ederek yürütülen çalışmalar hakkında yetkililerden bilgi aldı. Kaba inşaatı tamamlanma aşamasına gelen binayı detaylı şekilde inceleyen Başkan Aydın’a ziyaret sırasında, projenin hayata geçirilmesine katkı sunan hayırsever iş insanları Sabahattin Gazioğlu ve Hikmet Bozut da eşlik etti.<br />
<br />Kükürtlü Mahallesi’nde yaşayan vatandaşlara önemli hizmetler sunacak olan merkezde; kreş, gündüz bakımevi, aile sağlığı merkezi, kültür merkezi ve sosyal donatı alanları bir arada bulunacak. 2026-2027 eğitim-öğretim yılına yetiştirilmesi planlanan merkez, 600 metrekarelik alan üzerine 3 katlı olarak inşa ediliyor. İnşaat çalışmaları hızla devam eden olan tesiste, 80 öğrencinin eğitim göreceği 4 sınıfın yanı sıra aile sağlığı merkezi ve çeşitli sosyal donatı alanları yer alacak.<br />
<br />&#8220;Sağlık ocağı, kreş ve sosyal donatı alanlarını tek çatı altında topladık&#8221;<br />
<br />Macide Gazioğlu Kreş ve Gündüz Bakımevi ile Aile Sağlığı Merkezi inşaatının hızla devam ettiğini belirten Osmangazi Belediye Başkanı Erkan Aydın, sözlerinde şu ifadelere yer verdi:<br />
<br />&#8220;Kükürtlü Mahallesi’nde yapımı devam eden Macide Gazioğlu Kreş ve Gündüz Bakımevi, Sağlık Ocağı ve Kültür Merkezi inşaatını bugün yerinde inceledik. Çalışmaların hızlı bir şekilde ilerlediğini görmek bizleri memnun ediyor. Bu kıymetli projenin hayata geçirilmesine katkı sağlayan hayırsever ailemize gönülden teşekkür ediyorum. Kükürtlü Mahallemizde, hem çocuklarımıza hem de vatandaşlarımıza hizmet verecek olan sağlık ocağı, kreş ve sosyal donatı alanlarını tek çatı altında toplamış bulunuyoruz. İnşallah yaz aylarında açılışını gerçekleştirerek, yeni eğitim-öğretim döneminde öğrenci kayıtlarımızı burada yapmayı planlıyoruz. Bu merkezin yapımında emeği geçen herkese bir kez daha teşekkür ediyor, projemizin mahallemize ve ilçemize hayırlı olmasını diliyorum.&#8221;<br /></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İnegöl&#8217;de &#8221;Klinik  Psikolog&#8221; hizmete girdi</title>
		<link>https://www.haberizma.com/inegolde-klinik-psikolog-hizmete-girdi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Haberizma]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 13 Apr 2026 15:09:02 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[berk aykut]]></category>
		<category><![CDATA[İnegöl]]></category>
		<category><![CDATA[klinik psikolog]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.haberizma.com/?p=241360</guid>

					<description><![CDATA[İnegöllü genç psikolog Berk Aykut, yeni açtığı Klinik Psikolog işyeriyle hizmet vermeye başladı. 2024 yılında İngiltere’deki Sussex Üniversitesi’nde klinik psikoloji yüksek lisansını onur derecesiyle tamamlayan  genç psikolog Berk  Aykut, uzmanlık eğitimi aldığı mesleğinde  hastalarıyla yüz yüze ve online sistemiyle de hizmet verecek. Ahmet Akyollu caddesi Yıldız taksi üzerindeki  ofisinde hizmete başlayan genç  psikolog Berk Aykut&#8217;a [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>İnegöllü genç psikolog Berk Aykut, yeni açtığı Klinik Psikolog işyeriyle hizmet vermeye başladı.</p>
<p>2024 yılında İngiltere’deki Sussex Üniversitesi’nde klinik psikoloji yüksek lisansını onur derecesiyle tamamlayan  genç psikolog Berk  Aykut, uzmanlık eğitimi aldığı mesleğinde  hastalarıyla yüz yüze ve online sistemiyle de hizmet verecek.</p>
<p>Ahmet Akyollu caddesi Yıldız taksi üzerindeki  ofisinde hizmete başlayan genç  psikolog Berk Aykut&#8217;a en büyük desteği ailesi verdi</p>
<p>&nbsp;</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>El bileği cerrahisi ve ortopedi alanında önemli bir yenilik</title>
		<link>https://www.haberizma.com/el-bilegi-cerrahisi-ve-ortopedi-alaninda-onemli-bir-yenilik/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Haberizma]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 13 Apr 2026 11:17:44 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.haberizma.com/el-bilegi-cerrahisi-ve-ortopedi-alaninda-onemli-bir-yenilik/</guid>

					<description><![CDATA[Türkiye’de ilk kez el bileği artroskopisi için özel olarak hazırlanmış maket modelleri üzerinde gerçekleştirilen &#8220;El Bileği Artroskopisi Eğitimi&#8221; başarıyla tamamlandı. Alanında uzman eğitmenler tarafından düzenlenen El Bileği Artroskopisi kurs programı, katılımcılara hem teorik hem de uygulamalı bir eğitim olanağı sundu. Özel olarak hazırlanan ve Avustralya’dan temin edilen maketler üzerinde yapılan uygulamalar sayesinde, katılımcılar &#8220;El Bileği [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Türkiye’de ilk kez el bileği artroskopisi için özel olarak hazırlanmış maket modelleri üzerinde gerçekleştirilen &#8220;El Bileği Artroskopisi Eğitimi&#8221; başarıyla tamamlandı.<br />
<br />Alanında uzman eğitmenler tarafından düzenlenen El Bileği Artroskopisi kurs programı, katılımcılara hem teorik hem de uygulamalı bir eğitim olanağı sundu. Özel olarak hazırlanan ve Avustralya’dan temin edilen maketler üzerinde yapılan uygulamalar sayesinde, katılımcılar &#8220;El Bileği Kapalı Ameliyatları&#8221; konusunda deneyim kazanma fırsatı elde etti.<br />
<br />Bursa Özel Hayat Hastanesi’nde el bileği anatomisi ve kapalı ameliyat girişim teknikleri detaylı şekilde ele alındı. Katılımcıların kapalı el bileği ameliyatları konusundaki becerileri geliştirildi. Minimal invaziv cerrahi teknikler arasında yer alan el bileği artroskopisinin, doğru eğitim modelleriyle desteklenmesinin önemi ortaya konuldu. Katılımcılar, bu yenilikçi eğitim yaklaşımının klinik uygulamalarına önemli katkılar sağlayacağını ifade etti.<br />
<br />Son derecede başarılı geçen toplantı sonrasında El Bileği Artroskopisi Derneği Başkanı Prof. Dr. Tufan Kaleli şu açıklamalarda bulundu:<br />
<br />&#8220;Bilindiği gibi Hayat Hastanesi IWC (International Wrist Centers-Uluslararası El Bileği Merkezleri) nin resmi temsilcisidir. İnsan vücudunun çeşitli anatomik boşluklarında yaklaşık 40 yıldır endoskopik cerrahi metotları uygulanıyor. Hatta son 10 senedir robotik ameliyatlar, çeşitli branşlarda, yurt dışında olduğu gibi ülkemizde de başarıyla yapılıyor. El bileği eklemimiz 8 adet küçük kemik içeren karmaşık bir eklem. El bileğinde robotik ameliyat uygulaması henüz Dünya’da yok. Ancak küçük, ince optik sistemler kullanarak artroskopik ameliyatlar yapıyoruz. Hayat Hastanesi El Bileği Artroskopik Ameliyat cihazlarını aldı. Biz de ekip olarak el bileği ameliyatlarını artık kapalı yöntemle yapıyoruz. Halihazırda Güney Marmara’da el bileği hastalık ve travmalarını artroskopik yöntemle tedavi eden bir hastaneyiz.&#8221;<br />
<br />Prof. Dr. Tufan Kaleli, &#8220;El Bileği Artroskopisi Derneği olarak, düzenlenen kurs ile ilgili gerekli olan eğitim maket sistemini ve kapalı ameliyat cerrahisi ile ilgili cihazları temin eden başta Bursa Özel Hayat Hastanesi Yönetim Kurulu Başkanı Uz. Dr. Ahmet Özkul olmak üzere, Başhekim Uz. Dr. Fatih Özkul’a ayrıca organizasyona katkı sunan Hastane Müdürü Nurten Molla’ ya, Uluslararası Pazarlama ve Marka Müdürü Yasemin Gilaner Acı’ya teşekkürlerimizi sunuyoruz. Eğitim programımıza Pamukkale Üniversitesi’nden Dernek Başkan Yardımcısı Prof. Dr. Fahir Demirkan, İstanbul’dan Prof. Dr. Mehmet Alp ve Doç. Dr. Ali Cavit, Bursa’dan Prof. Dr. Alparslan Öztürk, Doç. Dr. Abdullah Küçükalp ve Op. Dr. Ahmet Özdel, Sakarya’dan Öğr. Üyesi Op. Dr. Kutay Yılmaz eğitmenler olarak değerli katkılarını sundular. El Bileği Artroskopisi Derneği gelecekte meslektaşlarımıza her organizasyonda yeni eğitim metodları ile eğitime devam edecektir&#8221; dedi.<br />
<br />Dünya’ da ilk kez maketler üzerinde gerçekleştirilen eğitim programı, katılımcılar ve ortopedi uzmanları tarafından, el bileği cerrahisi açısından önemli bir adım olarak değerlendirildi.<br /></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kanserde kişiselleştirilmiş tedavi dönemi</title>
		<link>https://www.haberizma.com/kanserde-kisisellestirilmis-tedavi-donemi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Haberizma]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 12 Apr 2026 06:46:04 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.haberizma.com/kanserde-kisisellestirilmis-tedavi-donemi/</guid>

					<description><![CDATA[Prof. Dr. İlhan Sezgin, kanserle mücadelede genetik biliminin sunduğu yeni imkanlara dikkat çekti. Sezgin, modern tıpta kanserin artık yalnızca görüntüleme ve klasik patoloji ile değil, genetik analizlerle çok daha derinlemesine değerlendirildiğini vurguladı. Kanserin temelinde DNA’da meydana gelen mutasyonların yer aldığını belirten Medicana Bursa Hastanesi Genetik Hastalıkları Değerlendirme Merkezi’nden Prof. Dr. Sezgin, bu değişimlerin iki ana [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Prof. Dr. İlhan Sezgin, kanserle mücadelede genetik biliminin sunduğu yeni imkanlara dikkat çekti. Sezgin, modern tıpta kanserin artık yalnızca görüntüleme ve klasik patoloji ile değil, genetik analizlerle çok daha derinlemesine değerlendirildiğini vurguladı.<br />
<br />Kanserin temelinde DNA’da meydana gelen mutasyonların yer aldığını belirten Medicana Bursa Hastanesi Genetik Hastalıkları Değerlendirme Merkezi’nden Prof. Dr. Sezgin, bu değişimlerin iki ana grupta incelendiğini ifade ederek, &#8220;Kalıtsal (germline) mutasyonlar anne veya babadan geçerek bireyin tüm hücrelerinde bulunur ve nesilden nesile aktarılabilir. Somatik mutasyonlar ise yaşam boyunca çevresel faktörler veya yaşlanma sonucu oluşur ve yalnızca belirli dokularda görülür&#8221; dedi.</p>
<p>&#8220;Her hastanın kanseri farklıdır&#8221;<br />
<br />Kanserin artık tek tip bir hastalık olarak değerlendirilmediğini belirten Sezgin, &#8220;Her kanser hastası moleküler düzeyde kendine özgü bir profile sahiptir. Bu nedenle tedavi yaklaşımı da kişiye özel olmalıdır&#8221; dedi.</p>
<p>Genetik testler teşhis ve tedavide yol gösteriyor<br />
<br />Tümörden alınan örneklerle yapılan genetik analizlerin, hastalığın nedenini ortaya koyduğunu ifade eden Sezgin, şu bilgileri paylaştı:<br />
<br />&#8220;Genetik testler sayesinde kanserin moleküler alt tipi belirlenir, erken evrede risk tespiti yapılabilir ve özellikle bazı kan hastalıklarında tanı netleştirilebilir. Ayrıca kişiye özel tarama programları oluşturmak da mümkün hale gelir.&#8221;</p>
<p>Aile öyküsü kritik önemde<br />
<br />Kanserlerin yaklaşık yüzde 5 ila 10’unun kalıtsal olduğunu hatırlatan Sezgin, aile öyküsünün önemine dikkat çekerek, &#8220;Ailede kanser öyküsü bulunan bireylerde genetik testler, hastalık ortaya çıkmadan riskin belirlenmesini sağlar. Bu sayede erken tarama ve önleyici tedbirler planlanabilir. Aynı zamanda diğer aile bireylerinin de değerlendirilmesine imkan tanır&#8221; ifadelerini kullandı.</p>
<p>Kişiselleştirilmiş tedavi dönemi<br />
<br />Modern onkolojide artık standart tedavi yaklaşımlarının yerini kişiselleştirilmiş tıbbın aldığını belirten Sezgin, sözlerini şöyle sürdürdü:<br />
<br />&#8220;Günümüzde birçok kanser türünde, belirli genetik mutasyonları hedef alan akıllı ilaçlar kullanılmaktadır. Genetik testler, hangi hastanın hangi tedaviden fayda göreceğini gösteren bir yol haritası sunar. Böylece gereksiz kemoterapilerden kaçınılabilir, en etkili tedaviye hızlıca başlanabilir.&#8221;<br />
<br />Genetik analizlerin, hastalığın agresifliğini, metastaz riskini ve tedaviye yanıtı öngörmede kritik rol oynadığını vurgulayan Sezgin, hedefe yönelik tedaviler ve immünoterapi seçiminde de bu testlerin belirleyici olduğunu sözlerine ekledi. Prof. Dr. Sezgin, kanserle mücadelede genetik biliminin sunduğu imkanların her geçen gün geliştiğini belirterek, &#8220;Artık hastalığı değil, hastayı tedavi ediyoruz&#8221; dedi.<br /></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Psikofarmakologlar 15-18 Nisan’da Antalya’da toplanıyor</title>
		<link>https://www.haberizma.com/psikofarmakologlar-15-18-nisanda-antalyada-toplaniyor/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Haberizma]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 11 Apr 2026 08:09:28 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.haberizma.com/psikofarmakologlar-15-18-nisanda-antalyada-toplaniyor/</guid>

					<description><![CDATA[17. Uluslararası Psikofarmakoloji ve Çocuk-Ergen Psikofarmakolojisi / Psikoterapi Kongresi 15-18 Nisan 2026 tarihlerinde Antalya Belek’te gerçekleştirilecek. Türk Psikofarmakoloji Derneği (TAP) tarafından düzenlenen ve &#8220;Tedavi Direncinin Üstesinden Gelmek&#8221; ana temasıyla planlanan uluslararası katılımlı Kongrede, tedaviye dirençli vakalardaki son trendler etkileşimli bir şekilde paylaşacak, klinisyenlerin karşılaştığı güncel zorluklara pratik çözümler sunacak ve temel bilimler, biyolojik psikiyatri, sinirbilim [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>17. Uluslararası Psikofarmakoloji ve Çocuk-Ergen Psikofarmakolojisi / Psikoterapi Kongresi 15-18 Nisan 2026 tarihlerinde Antalya Belek’te gerçekleştirilecek.<br />
<br />Türk Psikofarmakoloji Derneği (TAP) tarafından düzenlenen ve &#8220;Tedavi Direncinin Üstesinden Gelmek&#8221; ana temasıyla planlanan uluslararası katılımlı Kongrede, tedaviye dirençli vakalardaki son trendler etkileşimli bir şekilde paylaşacak, klinisyenlerin karşılaştığı güncel zorluklara pratik çözümler sunacak ve temel bilimler, biyolojik psikiyatri, sinirbilim ve psikiyatrik nörogörüntüleme alanlarındaki son gelişmeleri gözden geçirecek. Kongrede ayrıca, en güncel klinik araştırmalarla desteklenen tanı yaklaşımları, psikoterapiler ve diğer farmakolojik olmayan tedaviler ile bunların uygulama standartları ve kılavuzları hakkında kapsamlı tartışmalar yoluyla psikiyatrik tedavilerde bütünleştirici yaklaşımlar ele alınacak.<br />
<br />17. Uluslararası Psikofarmakoloji ve Çocuk-Ergen Psikofarmakolojisi / Psikoterapi Kongresi hakkında bilgi veren Kongre Başkanı Erişkin Psikiyatristi Dr. Ayşe Sakallı Kani, &#8220;Kongremizin mottosu &#8220;Tedavi Direncini Aşmaktır. Dört gün sürecek bu kongrede; seçkin ulusal ve uluslararası konuşmacılar ile araştırmacılar, psikofarmakoloji ve diğer klinik uygulama alanlarındaki en güncel bilgileri ve çığır açan gelişmeleri aktaracak, tedaviye dirençli vakalardaki en son eğilimleri etkileşimli olarak paylaşacak, klinisyenlerin karşılaştığı güncel zorluklara pratik çözümler sunacak; ayrıca temel bilimler, biyolojik psikiyatri, nörobilim ve psikiyatrik nörogörüntüleme alanlarındaki en yeni gelişmeleri değerlendireceklerdir. Bunun yanında, teşhise dair  yaklaşımlar, psikoterapiler ve diğer farmakolojik olmayan tedavi yöntemleri ile bunların uygulama standartları ve kılavuzlarını kapsayan kapsamlı tartışmalarla, psikiyatrik tedavilerde bütüncül yaklaşıma katkı sağlamayı hedeflemekteyiz. ICP 2026’nın en önemli hedeflerinden biri, klinik uygulayıcı ile araştırmacı arasındaki bağı güçlendirmek olacaktır. Önceki kongrelerimizde olduğu gibi, değerli konuşmacılar paneller, konferanslar, ikili konferanslar ve workshoplar aracılığıyla alanındaki en son gelişmeleri aktaracaklardır. Tüm bu oturumların, en güncel klinik araçlarla etkileşim kurmaya, uzmanlardan doğrudan öğrenmeye, etiyoloji, tanı ve tedaviye yönelik yenilikçi fikirler keşfetmeye ve araştırma alanlarının sınırlarını genişletmeye katkı sağlaması beklenmektedir&#8221; dedi.<br />
<br />Kongre Eş Başkan Çocuk ve Ergen Psikiyatristi Dr. Alperen Bıkmazer, &#8220;Her ICP’ de olduğu gibi, kongrede sunulmak üzere kabul edilen ve katılımcılar tarafından gerçekleştirilen en iyi üç sözlü/poster araştırma sunumu özeti, Bilimsel Komite tarafından ICP 2026 Olağanüstü Araştırma Sunumları Ödülleri ile onurlandırılacaktır. Değerlendirme sürecinde, ödüle aday çalışmaların kısa raporları incelenecek ve kongre sırasında sunulan tüm özetler ve konuşma metinleri ile birlikte dijital kitapta çevrimiçi olarak yayımlanacaktır&#8221; derken, Kongrenin Uluslararası İlişkiler Başkanı Dr. Allan Young da, &#8220;ICP 2026’nın tüm katılımcılar için hem kişisel hem de mesleki anlamda unutulmaz bir deneyim olacağına inanıyoruz. Kongremize katılanlar, ilham verici araştırmacı ve klinisyenlerle etkileşimde bulunarak zenginleştirici bilimsel oturumlardan faydalanma imkanı bulacaklardır&#8221; şeklinde konuştu.<br />
<br />Kongre Başkanı Dr. Ayşe Sakallı Kani’nin verdiği bilgiye göre, 700 Psikiyatrist ve Psikoterapistin katılacağı ve 4 gün devam edecek kongrede 5 konferans, 18 genel oturum, 9 yıldızlar oturumu, 67 panel, 6 kurs, 7 uzmanlarla buluşma oturumu, 3 uydu sempozyum, 10 sözel bildiri oturumu, 148 sözel bildiri, 97 poster bildiri sunumu gerçekleştirilecek.<br />
<br />Hasan Eker yönetimindeki BURKON tarafından organize edilen, bilimsel düzeyi yüksek toplantılar ve bildirilerle 4 gün sürecek olan, Türkiye’nin değişik illerinden 700 Psikiyatrist ve Psikoterapistin katılacağı kongrede güncel konular yenilikler ele alınacak.<br /></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Parkinsonla yaşamak</title>
		<link>https://www.haberizma.com/parkinsonla-yasamak/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Haberizma]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 10 Apr 2026 14:45:50 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.haberizma.com/parkinsonla-yasamak/</guid>

					<description><![CDATA[Nilüfer Belediyesi’nin ‘Dünya Parkinson Günü’ nedeniyle düzenlediği seminerde konuşan uzmanlar, parkinson hastalığının belirtileri, tedavi yöntemleri ve hastaların yaşam kalitesini artıracak beslenme önerilerini paylaştı. Nilüfer Belediyesi, ‘Dünya Parkinson Günü’ kapsamında Karaman Dernekler Yerleşkesi’nde ‘Parkinsonla Yaşamak’ başlıklı bir seminer düzenledi. Bursa Uludağ Üniversitesi Tıp Fakültesi Nöroloji Ana Bilim Dalı’ndan Prof. Dr. Çiğdem Sevda Erer Özbek’in moderatörlüğünde Bursa [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Nilüfer Belediyesi’nin ‘Dünya Parkinson Günü’ nedeniyle düzenlediği seminerde konuşan uzmanlar, parkinson hastalığının belirtileri, tedavi yöntemleri ve hastaların yaşam kalitesini artıracak beslenme önerilerini paylaştı.<br />
<br />Nilüfer Belediyesi, ‘Dünya Parkinson Günü’ kapsamında Karaman Dernekler Yerleşkesi’nde ‘Parkinsonla Yaşamak’ başlıklı bir seminer düzenledi. Bursa Uludağ Üniversitesi Tıp Fakültesi Nöroloji Ana Bilim Dalı’ndan Prof. Dr. Çiğdem Sevda Erer Özbek’in moderatörlüğünde Bursa Sağlık Bilimleri Üniversitesi Yüksek İhtisas Eğitim Araştırma Hastanesi’nden Doç. Dr. Demet Yıldız ve Bursa Sağlık Bilimleri Üniversitesi Yüksek İhtisas Eğitim Araştırma Hastanesi’nden Doç. Dr. Nilüfer Büyükkoyuncu Pekel bilgilerini paylaştı. Toplumda parkinson hastalığına dair farkındalık oluşturmayı hedefleyen seminere katılım yoğun oldu. Uzmanlar, parkinson ile mücadelenin sadece ilaçla değil; egzersiz, doğru beslenme alışkanlıkları ve hasta yakınlarının sabırlı desteğiyle bir bütün olarak yürütülmesi gerektiği vurguladı.<br />
<br />Seminerin açılışında konuşan Prof. Dr. Çiğdem Sevda Erer Özbek, parkinsonun artık ölümcül bir hastalık kategorisinde yer almadığını söyledi. 1960’lı yıllarda dopaminin keşfinden sonra parkinsonun ölümcül hastalık grubundan çıktığını hatırlatan Özbek, &#8220;Artık bu hastalığı, şeker hastalığı gibi kronik bir süreç olarak yaşayabiliyoruz&#8221; dedi.<br />
<br />Hastalığın artış nedenlerine de değinen Özbek, &#8220;Yaşam süresi uzadı ama çevresel faktörler de artık çok etkili. Özellikle hava ve su kirliliğinin yanı sıra tarım ilaçları en önemli faktörler arasında yer alıyor&#8221; diye konuştu.<br />
<br />Hastalığın tıbbi boyutlarını ve tanı sürecini anlatan Doç. Dr. Demet Yıldız, parkinsonun sinsi bir hastalık olduğunu kaydetti. 65 yaş üzerinde her 100 kişiden bir veya ikisinde görüldüğünü anlatan Yıldız, &#8220;Tanı koydurucu temel belirtilerimiz; hareketlerde yavaşlama, istirahat halindeyken görülen el titremesi ve eklemlerdeki sertliktir&#8221; dedi.<br />
<br />Erken tanının önemini vurgulayan Yıldız, &#8220;Tedavisiz kalan hastalar 5-10 yıl içinde bağımlı hale gelebilirken, doğru tedaviyle bu süreyi 15-20 yıla kadar uzatabiliyoruz. İleri evrelerde ise farklı tedavi yöntemlerine başvuruyoruz&#8221; şeklinde konuştu.<br />
<br />Beslenme konusundaki detayları aktaran Doç. Dr. Nilüfer Büyükkoyuncu Pekel ise ilaç kullanımı ile beslenme arasındaki bağı aktardı. Parkinson ilaçlarının vücutta proteinlerle yarışacağını belirten Pekel, &#8220;Bu yüzden maksimum fayda sağlamak için ilacınızı aç karna almalı ve yemek yemek için en az bir saat beklemelisiniz&#8221; diye konuştu.<br />
<br />Hastaların yüzde 90’ında görülen kabızlık sorunu için de tavsiyelerde bulunan Pekel, &#8220;Günde 8-10 bardak su tüketimi, lifli gıdalar ve düzenli yürüyüş olmazsa olmazımızdır. Ayrıca yutma güçlüğü çeken hastalarımızı asla yatar pozisyonda beslenmemeli, gerekirse gıdaları blenderden geçirerek lapa kıvamında sunmalıyız&#8221; dedi.<br />
<br />Seminer, katılımcılardan gelen soruların yanıtlanmasıyla sona erdi.<br /></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Yıldırım’da kansere karşı farkındalık buluşması</title>
		<link>https://www.haberizma.com/yildirimda-kansere-karsi-farkindalik-bulusmasi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Haberizma]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 10 Apr 2026 09:39:37 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.haberizma.com/yildirimda-kansere-karsi-farkindalik-bulusmasi/</guid>

					<description><![CDATA[Bursa Yıldırım Belediyesi, Kanser Haftası kapsamında toplumda farkındalık oluşturmak amacıyla anlamlı bir programa imza attı. Kadın ve Aile Müdürlüğü tarafından İncirli Kültür Merkezi’nde düzenlenen ‘Kanserle Mücadele Söyleşisi’, alanında uzman isimleri ve vatandaşları bir araya getirdi. Yoğun katılımla gerçekleşen programda; Medikal Onkoloji Uzmanı Prof. Dr. Nilüfer Avcı, Psikolog Seda Nur Altuntaş ve kanser mücadeleyi kazanan Onkoloji [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Bursa Yıldırım Belediyesi, Kanser Haftası kapsamında toplumda farkındalık oluşturmak amacıyla anlamlı bir programa imza attı.<br />
<br />Kadın ve Aile Müdürlüğü tarafından İncirli Kültür Merkezi’nde düzenlenen ‘Kanserle Mücadele Söyleşisi’, alanında uzman isimleri ve vatandaşları bir araya getirdi. Yoğun katılımla gerçekleşen programda; Medikal Onkoloji Uzmanı Prof. Dr. Nilüfer Avcı, Psikolog Seda Nur Altuntaş ve kanser mücadeleyi kazanan Onkoloji Survivorı Sevgi Uyumaztürk, katılımcılarla bilgi ve deneyimlerini paylaştı. Mine Cansever’in moderatörlüğünü yaptığı söyleşide, kanserle mücadelede erken teşhisin önemi, tedavi süreçlerinde psikolojik desteğin rolü ve hastaların yaşam motivasyonunu artırmaya yönelik konular üstüne katılımcılar bilgilendirildi.  Toplum sağlığını koruyan çalışmalara büyük önem verdiklerini belirten Yıldırım Belediye Başkanı Oktay Yılmaz, &#8220;Kanserle mücadelede en güçlü silahımız bilinç ve erken teşhistir. Bu tür hastalıklarla ilgili olarak hemşerilerimizin doğru bilgiye ulaşmasını sağlamak, farkındalık oluşturmak çok önemli. Yıldırım Belediyesi olarak sağlık alanında bilinçlendirme çalışmalarımızı kararlılıkla sürdüreceğiz. Tüm vatandaşlarımızı düzenli kontrollerini yaptırmaya davet ediyorum&#8221; ifadelerini kullandı.<br /></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>3. nörogenetik ve nörometabolik hastalıklar kongresi İstanbul’da başladı</title>
		<link>https://www.haberizma.com/3-norogenetik-ve-norometabolik-hastaliklar-kongresi-istanbulda-basladi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Haberizma]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 09 Apr 2026 12:41:32 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.haberizma.com/3-norogenetik-ve-norometabolik-hastaliklar-kongresi-istanbulda-basladi/</guid>

					<description><![CDATA[Türk Nöroloji Derneği Nörogenetik ve Nörometabolik Hastalıklar Çalışma Grubu tarafından düzenlenen ve 12 Nisan’a kadar devam edecek kongrede, nörogenetik ve nörometabolik hastalıkların tanı, takip ve tedavisindeki güncel gelişmeleri, ulusal ve uluslararası uzmanların katkılarıyla bütüncül bir bakış açısıyla ele alınacak. Kongre Başkanlığını Prof. Dr. Hacer Durmuş Tekçe’nin yaptığı etkinliğin ilk gününde nadir hastalıklar alanında çalışan farklı [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Türk Nöroloji Derneği Nörogenetik ve Nörometabolik Hastalıklar Çalışma Grubu tarafından düzenlenen ve 12 Nisan’a kadar devam edecek kongrede, nörogenetik ve nörometabolik hastalıkların tanı, takip ve tedavisindeki güncel gelişmeleri, ulusal ve uluslararası uzmanların katkılarıyla bütüncül bir bakış açısıyla ele alınacak.<br />
<br />Kongre Başkanlığını Prof. Dr. Hacer Durmuş Tekçe’nin yaptığı etkinliğin ilk gününde nadir hastalıklar alanında çalışan farklı branşlardan akademisyenlerin katılımı ile 12. Nadir Hastalıklar Okulu gerçekleştirildi.<br />
<br />4 gün devam edecek 3. Nörogenetik ve Nörometabolik Hastalıklar Kongresi’nde yurtdışından alanında uzman 5 akademisyenin de katılımı ile 16 panel, 3 uydu sempozyum, 7 sözel bildiri oturumu düzenlenecek.<br /></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Bahar yorgunluğu ile başa çıkmanın yolları</title>
		<link>https://www.haberizma.com/bahar-yorgunlugu-ile-basa-cikmanin-yollari/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Haberizma]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 09 Apr 2026 07:04:07 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.haberizma.com/bahar-yorgunlugu-ile-basa-cikmanin-yollari/</guid>

					<description><![CDATA[Mevsim geçişleri, hastalıkların artışa geçtiği dönemler arasında yer alıyor. Özellikle ilkbahara adım attığımız bugünlerde görülen bahar yorgunluğu, kişilerin sosyal ve iş yaşamını olumsuz etkilerken, hayat kalitesini düşürebiliyor. İç Hastalıkları Uzmanı Dr. Serdal Baysal, bahar aylarında ortaya çıkan şikayetlerin önemsenmesi gerektiğini belirterek, &#8220;Halsizlik, yorgunluk gibi durumlar iki haftadan uzun sürüyorsa, bir hekimden yardım alınmalı&#8221; dedi. Kış [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Mevsim geçişleri, hastalıkların artışa geçtiği dönemler arasında yer alıyor. Özellikle ilkbahara adım attığımız bugünlerde görülen bahar yorgunluğu, kişilerin sosyal ve iş yaşamını olumsuz etkilerken, hayat kalitesini düşürebiliyor. İç Hastalıkları Uzmanı Dr. Serdal Baysal, bahar aylarında ortaya çıkan şikayetlerin önemsenmesi gerektiğini belirterek, &#8220;Halsizlik, yorgunluk gibi durumlar iki haftadan uzun sürüyorsa, bir hekimden yardım alınmalı&#8221; dedi.<br />
<br />Kış aylarında yavaşlayan metabolizmanın baharın gelişine ayak uyduramamasından kaynaklanan bahar yorgunluğu, ortalama iki-üç hafta süren halsizlik, yorgunluk ve isteksizlik haliyle kendini gösteriyor. Medicana Bursa Hastanesi İç Hastalıkları Uzm. Dr. Serdal Baysal, bahar yorgunluğunun belirtilerini şöyle anlattı:<br />
<br />&#8220;Boyun, sırt, omuz ve yaygın eklem ağrıları, mide bağırsak sisteminde değişikliğe bağlı olarak mide ağrıları, şişlik, gaz, kabızlık ve ishal, iştah değişiklikleri, nöropsikiyatrik değişikliklere bağlı olarak sinirlilik, baş ağrısı, sıkıntı, uyku düzensizlikleri, cilt, kalp, tansiyon ve şeker hastalıklarında artış görülür. Bahar aylarında havadaki ısı, ışık, nem ve havadaki iyon değişikliklerine bağlı olarak insan metabolizmasında da değişiklikler olur. Hormonal değişikliklere bağlı olarak mide şikayetlerinde artış veya mide hastalıklarının nüksü, tansiyon ve şeker regülasyonunda bozulma görülebilir. Yine bahar aylarındaki hareket ve beslenme alışkanlığındaki değişiklik de bahar yorgunluğunun ortaya çıkmasına neden olabilir.&#8221;</p>
<p>Baharda vücudun vitamin ve mineral ihtiyacı artar<br />
<br />Uzm. Dr. Serdal Baysal, açık havada yürüyüş yaparak, günlük duş almak, bol sıvı tüketmek, az ve sık aralıklarla beslenmek, vitamin ve mineral içeriği zengin içecek ve yiyecekler tüketmek, hobilerle uğraşmak, müzik dinlemek, sigara, alkol ve kafein içeren gıda tüketimini azaltmakla bahar yorgunluğundan korunalabileceğini kaydetti. Bahar yorgunluğuna karşı düzenli egzersiz, stres ve gürültüden uzak durma, manyetik ortamlardan uzak durma, cep telefonu ile uzun süre konuşmama, sağlıklı beslenme, düzenli ve yeterli sıvı tüketme, kola, alkol, çay ve kafein gibi metabolizmamızı uyaran sıvıları fazla tüketmeme gibi önlemlerin de alınabileceğini belirten Uzm. Dr. Baysal, şöyle devam etti:<br />
<br />&#8220;Vücudun susuz kalması susuzluğun düzeyi ile bağlı olmakla birlikte yorgunluktan komaya kadar değişen ciddi sağlık sorunlarına neden olur. Düzenli egzersiz olarak sabah veya akşam yürüyüşleri, bisiklet kullanma, jimnastik yapılabilir. Bahar aylarında vücudun vitamin ve mineral ihtiyacı arttığı için bol sebze ve meyve tüketilmeli. Sıcak havalarda artan su ihtiyacı nedeniyle günlük 2-3 litre sıvı alınmalı, alkollü ve kafeinli içecekler mümkün olduğunca az tüketilmeli, karbonhidratlı gıdalar yorgunluk ve dikkatsizliğe neden olduğu için az tüketilmeli. Ağır yemekler yerine sebzeli ve zeytinyağlı gıdalar tercih edilmeli, kavurma ve ızgara etler yerine de haşlama etler tüketilmelidir. Yorgunluk, bir hastalık değil bir şikayettir. Birçok hastalıkta yorgunluk ilk bulgu olabilir, bu nedenle uzun süren yorgunluklarda mutlaka sağlık kuruluşuna başvurulmalı.&#8221;<br /></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kanser hastalarına sosyal ve psikolojik destek verilecek</title>
		<link>https://www.haberizma.com/kanser-hastalarina-sosyal-ve-psikolojik-destek-verilecek/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Haberizma]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 08 Apr 2026 10:17:45 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.haberizma.com/kanser-hastalarina-sosyal-ve-psikolojik-destek-verilecek/</guid>

					<description><![CDATA[Bursa Ali Osman Sönmez Onkoloji Hastanesi’nde kanser tanısı almış bireyler ile yakınlarının, hastalık sürecini daha iyi anlayabilmeleri, tedaviye uyumlarını arttırmaları ve yaşam kalitelerini yükseltmeleri amacıyla &#8220;Onkoloji Hasta Okulu&#8221; açıldı. Bursa Kanserle Savaş Derneği’nin katkıları ile Bursa Ali Osman Sönmez Onkoloji Hastanesi’nde &#8220;Onkoloji Hasta Okulu&#8221; açıldı. Hastaların tedavi sürecini doğru ve güvenilir bilgilerle öğrenmesi hedeflenen &#8220;Onkoloji [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Bursa Ali Osman Sönmez Onkoloji Hastanesi’nde kanser tanısı almış bireyler ile yakınlarının, hastalık sürecini daha iyi anlayabilmeleri, tedaviye uyumlarını arttırmaları ve yaşam kalitelerini yükseltmeleri amacıyla &#8220;Onkoloji Hasta Okulu&#8221; açıldı.<br />
<br />Bursa Kanserle Savaş Derneği’nin katkıları ile Bursa Ali Osman Sönmez Onkoloji Hastanesi’nde &#8220;Onkoloji Hasta Okulu&#8221; açıldı. Hastaların tedavi sürecini doğru ve güvenilir bilgilerle öğrenmesi hedeflenen &#8220;Onkoloji Hasta Okulu&#8221; için hastane konferans salonunda açılış töreni gerçekleştirildi.<br />
<br />Törende konuşan Başhekim Uzm. Dr. Mehmet Akın, Onkoloji Hasta Okulu’nda tıbbi onkolog, hematolog, diyetisyen, psikolog gibi alanında uzman birçok  sağlık profesyonelinin hasta ve hasta yakınlarına eğitim vereceğini belirtti. Kanserin tedavi edilmesi gereken bir hastalık olmasının yanında sosyal ve psikolojik yönleri de olduğunu vurgulayan Uzm. Dr. Akın, &#8220;Kanser, aileyi ve çevreyi de ilgilendiriyor. O duygusal süreçleri iyi yönetmek gerekiyor. Biz burada size sadece ders anlatmayacağız. Bu tedavi süresi boyunca da yoldaşlık edeceğiz, size destek olmaya çalışacağız. Çünkü özellikle kemoterapi tedavisi başlanan hastalarımızın; ‘Başıma neler gelecek? Günlük hayatım nasıl etkilenecek? Ne gibi yan etkilerle karşılaşacağım?’ gibi birçok soru kafalarını meşgul ediyor. Bizim amacımız da bu derslerde doğru ve güvenilir bilgileri sunarak, onlara bu süreçte karşılaşacakları ufak tefek problemlerle, yan etkilerle nasıl daha doğru bir şekilde başa çıkabileceklerini anlatmak, göstermek. Gerçekten çok ufak müdahalelerle bu yan etkiler atlatılabiliyor ve gereksiz yere tedavilerimiz yarım kalmamış oluyor&#8221; dedi.</p>
<p>&#8220;Dayanışma sergileyeceğiz&#8221;<br />
<br />Kanser tedavisini eksiksiz tamamlamanın çok önemli olduğunun altını çizen Akın, &#8220;Bazen üzülerek görüyoruz ki bazı hastalarımız bu süreçte işin psikolojik boyutunda pes ederek kemoterapiyi yarıda bırakabiliyorlar. Bunu yapmamamız gerekiyor. Bunlarla ilgili hem eğitim hem dayanışma sergileyeceğiz. Bu eğitimler süresince ve burada Kanserle Savaş Derneği’nin de destekleriyle haftada bir gün, 8 saat boyunca ders anlatmayı planlıyoruz. Bu derslerde hem konular anlatılacak hem de hastalarımızın yaşadığı farklı deneyimler konuşulacak ve bunlarla ilgili çözüm önerileri üzerine konuşacağız&#8221; şeklinde konuştu.</p>
<p>Akademik çalışmalarla desteklenecek<br />
<br />Bursa Kanserle Savaş Derneği’nin katkıları ile Onkoloji Hasta Okulu’nu hayata geçirmekten duyduğu memnuniyeti dile getiren İl Sağlık Müdürü Uzm. Dr. Mustafa Çetin ise, &#8220;Bu okuldan çıktıktan sonra hastalarımızın sağlık okuryazarlığı artacak, sağlık okuryazarlığı artan bir kanser hastasının da tedaviyle uyumu çok iyi hale gelecektir. Biz bu noktada İl Sağlık Müdürlüğü olarak Bakanlığımızdan aldığımız ilhamla sahada bu tür uygulamalarımızı, iyi uygulama örneklerimizi artıracağız ve bunu akademik çalışmalarla destekleyeceğiz. Bu akademik çalışmalar ışığında yeni verilerin ortaya çıkacağına ve sonraki çalışmalarımızı daha üst seviyelere çıkaracağından eminiz. Bu okulumuzun, bize sunduğu bu imkanların vatanımıza, milletimize, Bursa’mıza ve bölgemize hayırlı olmasını temenni ediyorum.&#8221; İfadelerini kullandı. Çetin son olarak, kanser tedavisi sürecinin zorlu ancak rehberlik eşliğinde yürünürse çok kolay atlatılacak bir süreç olduğuna dikkat çekerek; yeni teşhis almış bütün kanser hastaları, bu okuldan hizmet almaya davet etti.<br />
<br />Törene Bursa İl Sağlık Müdürü Uzm. Dr. Mustafa Çetin, Kamu Hastaneleri Hizmetleri Başkanı Dr. Melike Savaş, Sağlık Müdürlüğü yöneticileri, Başhekim Uzm. Dr. Mehmet Akın, Bursa Kanserle Savaş Derneği Başkanı Ümit Ecemiş, hastane personeli ve kanser tanısı almış hasta ile yakınları katıldı.<br /></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Sosyal medya üzerinde satılan diş parlatıcı ve benzeri ürünlere inanmayın</title>
		<link>https://www.haberizma.com/sosyal-medya-uzerinde-satilan-dis-parlatici-ve-benzeri-urunlere-inanmayin/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Haberizma]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 08 Apr 2026 06:36:27 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[diş parlatma]]></category>
		<category><![CDATA[diş parlatma ilacı]]></category>
		<category><![CDATA[diş temizliği]]></category>
		<category><![CDATA[ucuz diş parlatıcısı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.haberizma.com/sosyal-medya-uzerinde-satilan-dis-parlatici-ve-benzeri-urunlere-inanmayin/</guid>

					<description><![CDATA[Özellikle sosyal medya üzerinde satılan diş parlatıcı, beyazlatıcı ve benzeri ürünler konusunda diş hekimlerinden uyarı geldi. Diş Hekimi Ahmet Toka, &#8220;Bu tip ürünlere kesinlikle inanmayın&#8221; dedi. Sosyal medya üzerinden satın alınan diş ürünlerini kullanan vatandaşların dişleri mahvolurken dişlerde diş eti çekimleri ve yıkımlar başlıyor. Bursa’nın Yenişehir ilçesinde faaliyet gösteren Diş hekimi Ahmet Toka, &#8220;Bizim mesleğimizde [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Özellikle sosyal medya üzerinde satılan diş parlatıcı, beyazlatıcı ve benzeri ürünler konusunda diş hekimlerinden uyarı geldi. Diş Hekimi Ahmet Toka, &#8220;Bu tip ürünlere kesinlikle inanmayın&#8221; dedi.</p>
<p>Sosyal medya üzerinden satın alınan diş ürünlerini kullanan vatandaşların dişleri mahvolurken dişlerde diş eti çekimleri ve yıkımlar başlıyor.</p>
<p>Bursa’nın Yenişehir ilçesinde faaliyet gösteren Diş hekimi Ahmet Toka, &#8220;Bizim mesleğimizde de doğru bildiğimiz yanlışlar var. Diş taşı temizliğini 6 ayda bir rutin kontrollerle yaptırmalıyız. Yaptırmadığımız zaman dişeti kanamaları, diş eti çekilmeleri, uyandığımızda kanamalar yemek yerken ya da fırçalama anında olabilir. Bunun sebebi o bölgede diş taşları oluşması ve diş etlerinin çekilmesi ve kemiklerin açığa çıkmasıdır. Düzenli diş bakımları sayesinde herhangi diş taşı birikmesi ve enfeksiyon oluşmaz. Diş sağlığımıza kavuşmuş oluruz&#8221; dedi.</p>
<p>Toka, &#8221; Sosyal medyalarda satılan diş temizliği parlatıcı gibi bu tip ürünler hatalı ve asılsızdır. Bunlar firmaların kendi satış projeleridir. Bunları sosyal medyalarda satıyorlar. Bunları kullanan hastalar genellikle bize geldiklerinde ilk başlarda çok güzel beyazladığını ardından dişlerinin mahvolduğunu diş eti çekimleri ve yıkımlar olduğunu söylüyorlar. Lütfen bunlara inanmayın diş hekimlerinize danışın sağlıklı kalın&#8221; diye konuştu.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Uzmanlardan suçiçeği uyarısı</title>
		<link>https://www.haberizma.com/uzmanlardan-sucicegi-uyarisi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Haberizma]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 07 Apr 2026 07:47:48 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.haberizma.com/uzmanlardan-sucicegi-uyarisi/</guid>

					<description><![CDATA[Uzmanlar çocukluk hastalığı olarak bilinen suçiçeğinin aksine bulaşma hızı yüksek ciddi bir enfeksiyon hastalığı olduğunu söyledi. Ülke genelinde suçiçeği (varisella) vakalarında ara ara gözlemlenen artış aileleri tedirgin ederken, özellikle okul ve kreş gibi toplu alanlarda yayılan hastalıkla ilgili Burtom Özlüce Tıp Merkezi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Uzm. Dr. Ufuk Sevgican, şu açıklamayı yaptı : [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Uzmanlar çocukluk hastalığı olarak bilinen suçiçeğinin aksine bulaşma hızı yüksek ciddi bir enfeksiyon hastalığı olduğunu söyledi.<br />
<br />Ülke genelinde suçiçeği (varisella) vakalarında ara ara gözlemlenen artış aileleri tedirgin ederken, özellikle okul ve kreş gibi toplu alanlarda yayılan hastalıkla ilgili Burtom Özlüce Tıp Merkezi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Uzm. Dr. Ufuk Sevgican, şu açıklamayı yaptı :<br />
<br />&#8220;Suçiçeği, özellikle çocukluk çağında sık görülen bulaşıcı bir hastalıktır. Geçmişte oldukça yaygın olan bu hastalık, günümüzde aşı sayesinde büyük ölçüde kontrol altına alınmış olsa da, hâlâ dikkat edilmesi gereken önemli bir sağlık sorunu olmaya devam etmektedir.<br />
<br />Suçiçeği oldukça bulaşıcıdır ve enfekte bir kişinin öksürmesi veya hapşırmasıyla havaya karışan solunum damlacıklarını soluyarak veya açık yaralardan gelen sıvıyla doğrudan temas yoluyla kolayca yayılır. Özellikle hastalığı daha önce geçirmemiş veya aşı olmamış kişiler için risk oldukça yüksektir.<br />
<br />Suçiçeği genellikle kaşıntılı küçük sıvı dolu kabarcıklarla kendini gösterir. Virüse maruz kaldıktan sonra belirtilerin ortaya çıkması 7 ila 21 gün sürebilir. Döküntüler ise genellikle 5 ila 10 gün içinde seyrini tamamlar. Döküntüden önce görülebilen belirtiler arasında ateş, iştahsızlık, baş ağrısı ve genel bir halsizlik hali yer alır.<br />
<br />Hastalığın seyri sırasında döküntüler üç aşamadan geçer. İlk olarak papül adı verilen kabarık şişlikler ortaya çıkar. Ardından vezikül olarak adlandırılan, içi sıvı dolu küçük kabarcıklar oluşur. Son aşamada ise kabarcıklar kabuk bağlar ve iyileşme süreci başlar. Virüs, tüm kabarcıklar kabuk bağlayana kadar bulaşıcı özelliğini sürdürür.<br />
<br />Uzmanlar, suçiçeği olan çoğu sağlıklı bireyde semptomatik tedavinin yeterli olduğunu belirtiyor.<br />
<br />Çocukların tırnaklarının kısa tutulması, ılık banyo yapılması ve gerekirse ağızdan antihistaminlerin kullanılması önerilir.  Ateş ve ağrıyı azaltmak için parasetamol tercih edilirken, aspirin asla verilmemelidir. Ayrıca 12 yaşından büyük bireylerde antiviral ilaç tedavisi gerekebilmektedir.<br />
<br />Hastalığın yayılmasını önlemek adına izolasyon büyük önem taşımaktadır. Suçiçeği olan bir kişi, döküntü ortaya çıkmadan 1-2 gün önce bulaşıcı hale gelir ve tüm kabarcıklar kabuk bağlayana kadar bu durum devam eder. Bu nedenle çocukların bu süreçte okul ve kreş gibi toplu ortamlardan uzak tutulması gerekmektedir.<br />
<br />Sonuç olarak, suçiçeği her ne kadar çoğu zaman hafif seyirli bir hastalık olarak bilinse de, bulaşıcılığı ve yayılma hızı göz önünde bulundurulduğunda ciddiye alınması gereken bir enfeksiyondur. Aşılama, hijyen ve bilinçli yaklaşım, hem bireysel hem de toplumsal sağlığın korunmasında kilit rol oynamaktadır.<br /></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Toplum yaşlandıkça fizik tedavi ihtiyacı artıyor</title>
		<link>https://www.haberizma.com/toplum-yaslandikca-fizik-tedavi-ihtiyaci-artiyor/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Haberizma]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 06 Apr 2026 08:14:25 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.haberizma.com/toplum-yaslandikca-fizik-tedavi-ihtiyaci-artiyor/</guid>

					<description><![CDATA[Türkiye Fiziksel Tıp ve Rehabilitasyon Derneği tarafından 2-5 Nisan 2026 tarihlerinde Antalya’da düzenlenen 31. Ulusal Fiziksel Tıp ve Rehabilitasyon Kongresi, yoğun katılım ve kapsamlı bilimsel içeriğiyle tamamlandı. Sağlık Bakanı Prof. Dr. Kemal Memişoğlu’nun da iştirak ettiği kongre, &#8220;Gelenekten Geleceğe: Kanıt, Teknoloji ve İnsan&#8221; ana temasıyla fiziksel tıp ve rehabilitasyon alanında güncel gelişmeleri, yeni tedavi yaklaşımlarını [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Türkiye Fiziksel Tıp ve Rehabilitasyon Derneği tarafından 2-5 Nisan 2026 tarihlerinde Antalya’da düzenlenen 31. Ulusal Fiziksel Tıp ve Rehabilitasyon Kongresi, yoğun katılım ve kapsamlı bilimsel içeriğiyle tamamlandı. Sağlık Bakanı Prof. Dr. Kemal Memişoğlu’nun da iştirak ettiği kongre, &#8220;Gelenekten Geleceğe: Kanıt, Teknoloji ve İnsan&#8221; ana temasıyla fiziksel tıp ve rehabilitasyon alanında güncel gelişmeleri, yeni tedavi yaklaşımlarını ve geleceğe yönelik vizyonu ele aldı.<br />
<br />Türkiye’nin dört bir yanından ve yurt dışından gelen yaklaşık 1500 fizik tedavi ve rehabilitasyon uzmanı ile asistan hekimin katıldığı kongrede; serebral palsi, omurilik yaralanmaları, inme, romatizmal hastalıklar ve kas-iskelet sistemi ağrıları gibi geniş kitleleri ilgilendiren hastalıklar multidisipliner bir bakış açısıyla değerlendirildi. Ayrıca telerehabilitasyon, evde fizik tedavi uygulamaları ve robotik rehabilitasyon gibi yenilikçi yöntemler de bilimsel programın öne çıkan başlıkları arasında yer aldı.<br />
<br />Kongre Başkanı Doç. Dr. İbrahim Halil Erdem, kongrenin bilimsel derinliği ve katılım düzeyiyle dikkat çektiğini belirterek, &#8220;Türkiye’nin dört bir yanından ve yurt dışından gelen meslektaşlarımızla bilgi ve deneyim paylaşımı gerçekleştirdik. Özellikle inme, serebral palsi ve omurilik yaralanmaları gibi hastalıklarda yeni tedavi yaklaşımlarını ve teknolojik gelişmeleri kapsamlı şekilde ele aldık. Kongremiz, fiziksel tıp ve rehabilitasyon alanında hem bugünü değerlendiren hem de geleceğe yön veren güçlü bir platform oldu&#8221; dedi.<br />
<br />Bilimsel oturumlarda, hastaların yaşam kalitesini doğrudan etkileyen kas-iskelet sistemi hastalıklarının yanı sıra nörolojik rehabilitasyon süreçleri, girişimsel tedavi yöntemleri ve rejeneratif uygulamalar da geniş kapsamda ele alındı. Alanında uzman konuşmacılar tarafından gerçekleştirilen sunumlar, katılımcılara hem teorik hem de pratik anlamda önemli katkılar sundu.<br />
<br />Kongre Sekreteri Dr. Ümit Yalçın, organizasyona gösterilen ilgiden memnuniyet duyduklarını ifade ederek, &#8220;Artan yaşlı nüfusla birlikte rehabilitasyon ihtiyacının büyüdüğü günümüzde, telerehabilitasyon ve evde bakım uygulamalarının yaygınlaştırılması kaçınılmaz bir gereklilik haline gelmiştir&#8221; dedi.<br />
<br />Kongre Sekreteri Dr. Kaan Uslu ise fizik tedavi ve rehabilitasyonun koruyucu sağlık hizmetlerindeki rolüne vurgu yaparak, &#8220;Kas-iskelet sistemi şikayetlerinde hastaların ilk başvuru noktasının fiziksel tıp ve rehabilitasyon uzmanları olması gerektiği konusunda toplumsal farkındalığın artırılması büyük önem taşıyor&#8221; diye konuştu. Uslu ayrıca, kongrenin başarılı organizasyonuna katkı sunan tüm paydaşlara teşekkür ederek, özellikle sürecin sorunsuz ilerlemesinde önemli rol üstlenen organizasyon firması BURKON’a ve BURKON Yönetim Kurulu Başkanı Hasan Eker’e de teşekkürlerini iletti.<br />
<br />Düzenleme Kurulu Üyesi Dr. Aysun Özlü de kongrenin uygulamaya dönük yönünün güçlü olduğunu vurgulayarak, &#8220;Bilimsel oturumların yanı sıra son teknoloji cihazların birebir deneyimlenmesi, meslektaşlarımız açısından son derece verimli bir öğrenme ortamı sağladı&#8221; ifadelerini kullandı.<br />
<br />Kongre boyunca düzenlenen kurslar, paneller ve sempozyumlarla fizik tedavi ve rehabilitasyon alanındaki güncel yaklaşımlar kapsamlı şekilde ele alınırken, sektördeki yeniliklerin sahaya yansıması açısından da önemli bir zemin oluşturuldu. Katılımcılar, hem akademik bilgi paylaşımı hem de mesleki dayanışma açısından kongrenin son derece verimli geçtiğini vurguladı.<br />
<br />Dört gün süren kongrede 65 panel, 17 kurs, 8 uydu sempozyum ve 16 sözel bildiri oturumu gerçekleştirilirken; toplam 132 sözel ve 239 poster bildiri sunuldu. 31. Ulusal Fiziksel Tıp ve Rehabilitasyon Kongresi, bilimsel üretim, ulusal ve uluslararası iş birlikleri ile sağlık politikalarına katkı sunacak önemli çıktılarla tamamlandı.<br /></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Bahar aylarında bu hastalıklar peşinizi bırakmayabilir</title>
		<link>https://www.haberizma.com/bahar-aylarinda-bu-hastaliklar-pesinizi-birakmayabilir/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Haberizma]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 05 Apr 2026 06:59:40 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.haberizma.com/bahar-aylarinda-bu-hastaliklar-pesinizi-birakmayabilir/</guid>

					<description><![CDATA[Mevsim geçişlerinde yaşanan ısı değişimleri, birçok hastalık gibi üst solunum yolu enfeksiyonlarına da zemin hazırladığını belirten uzmanlar, bazı konularda uyarılarda bulundu. Üst solunum yolları enfeksiyonları, doktora başvurmanın önde gelen sebepleri arasında yer aldığını ifade eden uzmanlar, zayıflayan bağışıklık sistemiyle birlikte vücut direncinin düşmesi, bu dönemlerde üst solunum yolu enfeksiyonlarında artış yaşanmasına sebep olduğunu söyledi. Üst [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Mevsim geçişlerinde yaşanan ısı değişimleri, birçok hastalık gibi üst solunum yolu enfeksiyonlarına da zemin hazırladığını belirten uzmanlar, bazı konularda uyarılarda bulundu.<br />
<br />Üst solunum yolları enfeksiyonları, doktora başvurmanın önde gelen sebepleri arasında yer aldığını ifade eden uzmanlar, zayıflayan bağışıklık sistemiyle birlikte vücut direncinin düşmesi, bu dönemlerde üst solunum yolu enfeksiyonlarında artış yaşanmasına sebep olduğunu söyledi. Üst solunum yolu enfeksiyonları, dünyada en çok görülen ve en fazla iş gücü kaybına neden olan hastalıkların başında geldiğini belirten Medicana Bursa Hastanesi KBB ve Baş Boyun Cerrahisi Uzmanı Op. Dr. İdil Öztürk, &#8220;Üst solunum yolu enfeksiyonuna neden olan faktörler virüslerdir. Virüslerin zayıf düşürdüğü bireylerde diğer bakteriyel enfeksiyonlar da görülebilir. En çok bilinen üst solunum yolu enfeksiyonları nezle ve grip olmakla birlikte, bu hastalıklar sinüzit, tonsillit (bademcik iltihabı), orta kulak iltihabı ve larenjite neden olabilir&#8221; dedi.<br />
<br />Üst solunum yolu enfeksiyonuna yatkınlığı artıran faktörleri anlatan Op. Dr. İdil Öztürk, &#8220;Alerjik bünyeye sahip olma, burun kemiği eğriliği veya konka büyüklüğü gibi anatomik sorunlar nedeniyle ağızdan nefes alıp verme, sigara içme, düzensiz beslenme gibi faktörler riski artırabilir. Bu hastalıklar daha çok mevsim geçişlerinde ve kalabalık ortamlarda sık görülür. Damlacık enfeksiyonu biçiminde ortaya çıkar, yani yakın mesafeden konuşma, öpme, öksürme sonucunda bulaşırlar. Bulunulan ortamda havalandırmanın yetersiz olması da bulaşmalarını kolaylaştırır. Virüs, bulaşı olan yüzeylere temas sonrası ellerin yıkanmaması ile de bulaşır. Gereksiz antibiyotik kullanımını önlemek amacıyla üst solunum yolu enfeksiyonlarının tanısında viral hastalık farklarının bulunması gerekir&#8221; diye konuştu.<br />
<br />Kulak Burun Boğaz ve Baş Boyun Cerrahisi Uzmanı Op. Dr. İdil Öztürk, erişkinlerde sıkça görülen üst solunum yolu enfeksiyonlarını şöyle sıraladı:<br />
<br />&#8220;Nezle birden çok virüsün yol açtığı, kişiden kişiye bulaşan, üst solunum yollarını tutan hafif seyirli bir hastalıktır. Üşütme, soğuk algınlığı olarak da bilinir. Soğuk mevsimlerde daha sıktır. Sigara içenlerde daha sık görülmez fakat ağır seyreder. Bir insan, ömrü boyunca yaklaşık olarak 300 defa nezle olur. 5 yaşın altındaki çocuklar yılda ortalama 8-10 kez üst solunum yolu enfeksiyonu geçirir. Klinik belirtiler genellikle hafiftir. Hafif ateş, burun akıntısı, hapşurma bazen öksürük, en sık rastlanan belirtilerdir. Özel bir tedavisi yoktur. Komplikasyon gelişmezse hastalık kendini sınırlar ve ortalama bir hafta sürer. Antibiyotik kullanımı gereksizdir. Burunu açmak için okyanus suyu içeren spreyler, bazen ateş düşürücü-ağrı kesiciler, destekleyici tedavi olarak uygulanır. Hastayı izleyen doktor ikincil bakteri enfeksiyonu eklendiğini görürse antibiyotik başlayabilir.&#8221;<br />
<br />İnfluenza virüslerinin yol açtığı üst solunum yolu enfeksiyonu olduğunu belirten Öztürk, &#8220;Virüsün 3 tipi vardır. Tip A insanlar, domuzlar ve kümes hayvanlarında, Tip B sadece insanlarda hastalık yapar. Tip C ise insanlarda çok hafif belirtilere yol açar. Sıklıkla ani başlayan yüksek ateş, öksürük, boğaz ağrısı, baş ve kas ağrıları, bitkinlik, burun akıntısı veya tıkanıklığı ile kendini gösterir. Ateş genellikle 5 gün ya da 1 hafta sürer. Tanıda grip benzeri hastalık belirtileri olan ve bu şikâyetlerden herhangi biri ile başvuran olgulardan boğaz, burun ya da geniz sürüntüsü alınarak yapılan hızlı tarama testleri kullanılabilir. Tedavide dinlenme çok önemlidir. Ateş düşürücüler, bol sıvı tüketimi ve iyi beslenme önemlidir. Viral bir hastalık olduğu için antibiyotik verilmez ancak orta kulak iltihabı, sinüzit, zatürre gibi ikincil enfeksiyon, komplikasyon olarak eklenmiş ise antibiyotik kullanılır. Tedavi için bazı antiviral ilaçlar kullanılabilir ancak etki için tedaviye hızlı başlanması gerekir ve hastalığın seyrini ancak 1-2 gün kısaltır. Bu yüzden ilaç kullanımı daha ciddi enfeksiyonlar açısından risk taşıyan çocuklar veya hastaneye yatırılması gereken vakalar için önerilmektedir. Grip, bazı insanlar için daha tehlikelidir. Bebekler ve küçük çocuklar, 65 yaş ve üzerinde olanlar, gebeler, bazı hastalıklara sahip kişiler ve bağışıklık sistemi zayıflamış olanlar en yüksek risk altındadır. Gripten korunmanın en etkin yolu, grip aşısıdır. Dünya Sağlık Örgütü 6 aydan büyük tüm çocuklar ve erişkinlere her yıl aşı uygulanmasını önermektedir. İki tip aşı mevcuttur. İlki 6 aylıktan büyük herkese uygulanabilen ölü virüs içeren aşıdır. İkincisi burun spreyi olarak uygulanan canlı zayıflatılmış grip aşısıdır, bu aşı 5-49 yaş arası sağlıklı, ek kronik hastalığı bulunmayan bireylere uygulanmak üzere onay almıştır. 6 ay- 9 yaş arası küçük çocuklarda yüksek düzeyde yeterli cevap oluşması için, aşının bir ay ara ile iki doz yapılması önerilmektedir. Çocuklarda ve yüksek risk grubunda özelikle aşı uygulanması önerilmektedir&#8221; diye konuştu.<br />
<br />AkutFarenjit ve tonsilit, yutak ve bademciklerin ani başlayan enfeksiyonu olduğunu belirten Öztürk şöyle devam etti;<br />
<br />&#8220;Virüs veya bakteriyel kaynaklı olabileceği için etkene göre tedavi metodu değişiklik gösterir. Belirtileri yüksek ateş, boğaz ağrısı-yutkunma zorluğu, halsizlik-kırgınlık, baş-eklem-kas ağrıları, öksürük ve bazen de boyunda lenf bezlerinin şişmesidir. Bronşit ve zatürre önemli komplikasyonlardandır. Bakteriyel sebeplerle oluşan farenjitte hastalık daha ağır seyreder. Yapılan fizik muayene ve laboratuvar incelemeleri ( boğazdan alınan örnek ile hızlı antijen tarama testi) sonucu etkenin bakteri olduğu düşünülürse uygun antibiyotik tedavisi başlanmalıdır. Orta kulak iltihabı ise çocuklarda orta kulak enfeksiyonu daha sık görülür. Sıklıkla nezle, grip gibi enfeksiyonları takiben gelişen ikincil bakteriyel enfeksiyon şeklindedir. En sık 6-18 ay asındaki çocukları etkiler. 6 yaşından sonra hastalık sıklığında bariz azalma görülür. Çocukta huzursuzluk, sık ağlama ve kulaklarını tutma gibi belirtiler olur. Genellikle bakteriyeldir ve doktor kontrolünde antibiyotik tedavisi gerekebilir. Akut sinüzit, yüz kemiklerinin içerisinde sinüs adı verilen hava boşluklarının iltihabına sinüzit adı verilir. Yine sıklıkla viral üst solunum yolu enfeksiyonlarını takiben gelişir. Vira enfeksiyonlardan sonra 7-10 günde tam iyileşme beklenirken genellikle burun doluluğu ve öksürük artışı olur. Büyük çocuklar ve erişkinlerde baş ve yüz ağrıları görülebilir. Antibiyotik tedavisi gerekebilir. Op. Dr. İdil Öztürk, söz konusu bu üst solunum yolu enfeksiyonlarından korunmak için hijyene ve el yıkamaya özen gösterilmesi, kalabalık ortamlardan uzak durulması, kalabalık ortamların sık sık havalandırılması, hasta kişilere mümkünse maske taktırılması ve fazla yaklaştırılmaması, yaşa uygun ve dengeli beslenilmesi, mevsime uygun giyinilmesi gerekir.&#8221;<br /></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>’Umutlar Çocukların ellerinde renkleniyor’</title>
		<link>https://www.haberizma.com/umutlar-cocuklarin-ellerinde-renkleniyor/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Haberizma]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 03 Apr 2026 07:45:46 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.haberizma.com/umutlar-cocuklarin-ellerinde-renkleniyor/</guid>

					<description><![CDATA[Medicana Bursa Hastanesi, Bursa Lösemili Çocuklara Yardım Derneği (LÖDER) ve TOFAŞ Spor Kulübü 1-7 Nisan Kanser Haftası kapsamında anlamlı bir sosyal sorumluluk projesine imza atıldı. Uludağ Üniversitesi Sabahattin Gazioğlu Onkoloji Hastanesi’nde tedavi gören lösemi hastası çocukların hazırladığı resimlerden oluşan ’Umutlar Çocukların Ellerinde Renkleniyor’ sergisi, Medicana Bursa Hastanesi ev sahipliğinde sanatseverlerle buluştu. Medicana Bursa Hastanesi, Bursa [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Medicana Bursa Hastanesi, Bursa Lösemili Çocuklara Yardım Derneği (LÖDER) ve TOFAŞ Spor Kulübü<br />
<br />1-7 Nisan Kanser Haftası kapsamında anlamlı bir sosyal sorumluluk projesine imza atıldı.<br />
<br />Uludağ Üniversitesi Sabahattin Gazioğlu Onkoloji Hastanesi’nde tedavi gören lösemi hastası çocukların hazırladığı resimlerden oluşan ’Umutlar Çocukların Ellerinde Renkleniyor’ sergisi, Medicana Bursa Hastanesi ev sahipliğinde sanatseverlerle buluştu. Medicana Bursa Hastanesi, Bursa Löder ve Tofaş Spor Kulübü işbirliği ile hayata geçirilen sergide, çocukların duygu dünyasını yansıtan yaklaşık 20 eser ziyaretçilerin beğenisine sunuldu.<br />
<br />Etkinlik kapsamında TOFAŞ Spor Kulübü de, lösemi tedavisi gören çocuklara moral vermek için imzalı formalar hediye etti. Sporun birleştirici gücüyle gerçekleşen bu anlamlı destek, çocukların yüzlerinde tebessüm oluşturdu. Medicana Bursa Hastanesi Genel Müdürü Dr. Özcan Akan, lösemili çocukların yanında olmayı ve onların umutlarına katkı sağlamayı amaçladıklarını belirterek, projeye destek veren Bursa LÖDER ve TOFAŞ Spor Kulübü’ne teşekkür etti.<br />
<br />Sergi, hekimler, hastane yöneticileri ve vatandaşlar tarafından yoğun ilgi görürken, proje, kurumlar arası dayanışmanın güçlü bir örneği olarak öne çıktı.<br /></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Uzmanlardan pulmoner rehabilitasyon çağrısı</title>
		<link>https://www.haberizma.com/uzmanlardan-pulmoner-rehabilitasyon-cagrisi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Haberizma]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 29 Mar 2026 08:21:47 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.haberizma.com/uzmanlardan-pulmoner-rehabilitasyon-cagrisi/</guid>

					<description><![CDATA[Göğüs Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Mehmet Karadağ, akciğer sağlığının yaşam kalitesi açısından temel bir rol oynadığını vurgulayarak &#8220;İlaç tedavisine rağmen merdiven çıkarken, yürürken ya da günlük işlerini yaparken nefes darlığı yaşayan kişiler mutlaka değerlendirilmelidir. Nefes darlığı, yaşlanmanın ya da hastalığın kaçınılmaz bir sonucu değildir&#8221; dedi. Pulmoner Rehabilitasyon kapsamında açıklama yapan Acıbadem Bursa Hastanesi Göğüs Hastalıkları [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Göğüs Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Mehmet Karadağ, akciğer sağlığının yaşam kalitesi açısından temel bir rol oynadığını vurgulayarak &#8220;İlaç tedavisine rağmen merdiven çıkarken, yürürken ya da günlük işlerini yaparken nefes darlığı yaşayan kişiler mutlaka değerlendirilmelidir. Nefes darlığı, yaşlanmanın ya da hastalığın kaçınılmaz bir sonucu değildir&#8221; dedi.<br />
<br />Pulmoner Rehabilitasyon kapsamında açıklama yapan Acıbadem Bursa Hastanesi Göğüs Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Mehmet Karadağ, kronik solunum yolu hastalıklarında ilaç tedavisinin yanı sıra pulmoner rehabilitasyonun hayati önem taşıdığını belirterek, &#8220;KOAH, astım, bronşektazi ve akciğer sertleşmesi gibi kronik hastalıklar milyonlarca insanın yaşamını olumsuz etkiliyor.  Pulmoner rehabilitasyon, hastaların nefes kapasitesini artırarak günlük yaşamlarını daha bağımsız sürdürebilmelerini sağlar&#8221; dedi.<br />
<br />&#8220;Amaç, hastaların aktif yaşamdan kopmamasını sağlamak&#8221;<br />
<br />Bu yılın Pulmoner Rehabilitasyon sloganının &#8220;Sağlıklı Nefes, Aktif Yaşam: Her Adımda Güçlen!&#8221; olduğunu belirten Karadağ, &#8220;Bu slogan, hastaların yalnızca yaşamlarını sürdürmesini değil, aynı zamanda aktif bir yaşamın parçası olmalarını hedefliyor. Amacımız, nefes darlığı nedeniyle günlük aktivitelerden uzaklaşan hastaların yeniden hareketli bir yaşama kavuşmasını sağlamaktır&#8221; diye konuştu.<br />
<br />&#8220;Pulmoner rehabilitasyon sadece nefes egzersizinden ibaret değildir&#8221;<br />
<br />Pulmoner rehabilitasyonun kapsamlı bir tedavi yaklaşımı olduğuna dikkat çeken Karadağ, &#8220;Bu süreç yalnızca nefes egzersizlerinden oluşmaz. Egzersiz programları, beslenme danışmanlığı ve psikososyal destek ile hastaların hem fiziksel hem de ruhsal olarak güçlenmesi hedeflenir&#8221; dedi.<br />
<br />Hastaların çoğu zaman nefes darlığı nedeniyle hareket etmekten kaçındığını belirten Karadağ, &#8220;Hastalarımız genellikle ‘Nefesim yetmiyor, o yüzden hareket etmiyorum’ diyor. Oysa tam tersine, hareketsizlik nefes darlığını daha da artırır. Pulmoner rehabilitasyon ile bu döngüyü kırarak hastaların günlük yaşamlarını daha rahat sürdürebilmelerini sağlıyoruz&#8221; ifadelerini kullandı.<br />
<br />&#8220;Pulmoner rehabilitasyon ilaç tedavisi kadar önemli bir destek yöntemidir&#8221;<br />
<br />Pulmoner rehabilitasyonun kronik akciğer hastalıklarının yönetiminde önemli bir yer tuttuğunu vurgulayan Karadağ, &#8220;İlaçlar hava yollarını açarken, rehabilitasyon vücudun oksijeni daha verimli kullanmasını sağlar. Kas gücünü artırır, dayanıklılığı geliştirir ve nefes darlığını azaltır&#8221; dedi.<br />
<br />Bu tedavinin aynı zamanda hastaneye yatış oranlarını azaltabildiğini belirten Karadağ, &#8220;Doğru uygulanan rehabilitasyon programları, hastalık ataklarını azaltarak hastaneye başvuru ve yatış oranlarını düşürebilir. Bu da hem hastaların yaşam kalitesini artırır hem de sağlık sistemi üzerindeki yükü azaltır&#8221; diye konuştu.</p>
<p>&#8220;Psikolojik olarak da olumlu katkı sağlar&#8221;<br />
<br />Kronik nefes darlığının zamanla psikolojik sorunlara da yol açabileceğini ifade eden Karadağ, &#8220;Uzun süre nefes darlığı yaşayan hastalarda kaygı, özgüven kaybı ve sosyal izolasyon görülebilir. Pulmoner rehabilitasyon, fiziksel iyileşmenin yanı sıra psikolojik dayanıklılığı da artırır ve hastaların sosyal yaşama yeniden katılmasına yardımcı olur&#8221; şeklinde konuştu.<br />
<br />&#8220;Nefes darlığı yaşlanmanın kaçınılmaz sonucu değildir&#8221;<br />
<br />Pulmoner rehabilitasyonun özellikle günlük yaşam aktivitelerinde zorlanan hastalar için önemli bir fırsat olduğunu vurgulayan Karadağ, &#8220;İlaç tedavisine rağmen merdiven çıkarken, yürürken ya da günlük işlerini yaparken nefes darlığı yaşayan kişiler mutlaka değerlendirilmelidir. Nefes darlığı, yaşlanmanın ya da hastalığın kaçınılmaz bir sonucu değildir. Doğru tedavi ve rehabilitasyon ile yaşam kalitesi belirgin şekilde artırılabilir&#8221; dedi.<br /></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Posalı ve yüksek lifli besinler, kanser riskini azaltıyor</title>
		<link>https://www.haberizma.com/posali-ve-yuksek-lifli-besinler-kanser-riskini-azaltiyor/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Haberizma]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 29 Mar 2026 06:51:30 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.haberizma.com/posali-ve-yuksek-lifli-besinler-kanser-riskini-azaltiyor/</guid>

					<description><![CDATA[Kolorektal/kalın bağırsak kanseri, dünyada ve Türkiye’de en sık görülen kanser türleri arasında bulunuyor. Birçok kanser türünde olduğu gibi, sağlıklı ve aktif bir yaşam tarzını benimsemek, ideal kiloda kalmak ve işlenmiş gıda tüketiminden kaçınmak, kalın bağırsak kanseri riskinin azaltılmasına yardımcı oluyor. Uluslararası Kanser Araştırma Ajansı‘na göre; dünyada her 5 kişiden biri kansere yakalanıyor. 8 erkekten 1’i [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Kolorektal/kalın bağırsak kanseri, dünyada ve Türkiye’de en sık görülen kanser türleri arasında bulunuyor. Birçok kanser türünde olduğu gibi, sağlıklı ve aktif bir yaşam tarzını benimsemek, ideal kiloda kalmak ve işlenmiş gıda tüketiminden kaçınmak, kalın bağırsak kanseri riskinin azaltılmasına yardımcı oluyor.<br />
<br />Uluslararası Kanser Araştırma Ajansı‘na göre; dünyada her 5 kişiden biri kansere yakalanıyor. 8 erkekten 1’i ve 11 kadından 1’i kanser sebebiyle hayatını kaybediyor. Türkiye Sağlık Bakanlığı kanser istatistiklerine göre; 2020 yılında Türkiye’de en sık görülen ilk 5 kanser türünden biri kolorektal / kalın bağırsak kanseri. Medicana Bursa Hastanesi Beslenme ve Diyet Uzmanı Diyetisyen Hande Güngör, kalın bağırsak kanserine karşı alınabilecek tedbirleri şöyle anlattı:<br />
<br />&#8220;Aşırı kilolu veya obez olmak, fazla miktarda işlenmiş gıda veya kırmızı et tüketmek, alkol-sigara kullanmak ve fiziksel olarak aktif olmamak kolorektal kansere yakalanma riskini artırabilen faktörlerdendir. Sağlıklı kiloda kalmak ve bunu sürdürmek, farklı renklerde taze sebze-meyve ağırlıklı beslenmek, posa içeriğinden zengin besin tüketimini artırmak önemlidir. Rafine şeker ve yüksek karbonhidrat içeren besin tüketimini sınırlamak, sigara-alkol tüketiminin bırakılması gerekir. Soğan-sarımsakta bulunan ve suda çözülebilen polisakkaritlerden ‘inülin’in prebiyotik etkisi, sağlıklı kolonosit hücrelerinin büyümesini destekler ve metastazın azalmasına katkı sağlar.&#8221;<br />
<br />Kahve tüketimi erkeklerde riski azaltırken, kadınlarda artırıyor<br />
<br />Çay ve kahvede bulunan biyoaktif bileşenlerden polifenollerin kolorektal kansere karşı koruyucu olduğunu ifade eden Dyt. Hande Güngör, şu bilgileri verdi:<br />
<br />&#8220;Yapılan çalışmalarda, kahve tüketiminin erkeklerde kolon kanseri riskini azalttığı, kadınlarda ise rektal kanser riskini arttırdığı belirlenmiştir. Antioksidan, antiinflamatuar ve antikarsinojenik etkisi olan zerdeçalın kimyasal bileşeni kurkumin, kolorektal kanserden koruyucu ve iyileştirici etkiye sahiptir. Kurubaklagiller, kuruyemişler, taze sebze ve meyveler posa açısından zengindir. Çözünür posa, antitümör etkisiyle, çözünmez posa ise kanserojen bileşenlerin emilimini önemli ölçüde azaltarak kolon kanseri gelişme riskini azaltmaktadır. Grubunun en yüksek posa içeren besinleri olan barbunya, badem ve bezelye başta olmak üzere, diyet lifi içeren tüm besinlerin tüketimi artırılmalıdır. 1-31 Mart Kolorektal Kanser Farkındalık Ayı’nda kolon sağlığını korumaya yardımcı olan besin tüketimini artırarak bağırsak sağlığı güçlendirilebilir.&#8221;<br /></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Medikal estetikte sertifika dönemi</title>
		<link>https://www.haberizma.com/medikal-estetikte-sertifika-donemi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Haberizma]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 27 Mar 2026 08:25:48 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.haberizma.com/medikal-estetikte-sertifika-donemi/</guid>

					<description><![CDATA[Bursa’nın sağlık alanındaki öncü kurumlarından Burtom Sağlık Grubu, Sağlık Bakanlığı çatısı altında düzenlenen &#8220;Estetik ve Kozmetik Uygulamaları Sertifikalı Eğitim Programı&#8221;na ev sahipliği yaptı. Teorik ve pratik aşamaları kapsayan yoğun eğitim sürecini tamamlayan hekimler, düzenlenen törenle sertifikalarına kavuştu. Yetkin olmayan kişilerin yaptığı yanlış estetik uygulamalar önemli sağlık sorunlarına neden olurken, Sağlık Bakanlığı’nın estetik ve kozmetik uygulamalar [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Bursa’nın sağlık alanındaki öncü kurumlarından Burtom Sağlık Grubu, Sağlık Bakanlığı çatısı altında düzenlenen &#8220;Estetik ve Kozmetik Uygulamaları Sertifikalı Eğitim Programı&#8221;na ev sahipliği yaptı. Teorik ve pratik aşamaları kapsayan yoğun eğitim sürecini tamamlayan hekimler, düzenlenen törenle sertifikalarına kavuştu.<br />
<br />Yetkin olmayan kişilerin yaptığı yanlış estetik uygulamalar önemli sağlık sorunlarına neden olurken, Sağlık Bakanlığı’nın estetik ve kozmetik uygulamalar alanında sertifikalı eğitim programlarının standartlarını belirleyen yeni düzenlemesiyle ülke genelinde &#8220;Estetik ve Kozmetik Uygulamaları Sertifikalı Eğitim Programları&#8221; gerçekleştirilmeye başlandı.  Bakanlıkça eğitim merkezi olarak yetkilendirilen Burtom Sağlık Grubu’nda &#8220;Estetik ve Kozmetik Uygulamaları Sertifikalı Eğitim Programı&#8221; düzenlendi.<br />
<br />Program Koordinatörü Dr. Esra Tanrıkulu, estetik ve kozmetik uygulamaların modern tıbbın önemli bir alanı haline geldiğini belirterek, &#8220;Bu uygulamalar yalnızca estetik müdahaleler değil; ciddi anatomi bilgisi, deneyim ve komplikasyon yönetimi gerektiren tıbbi işlemlerdir. Sağlık Bakanlığı tarafından düzenlenen bu programın temel amacı; uygulamaların bilimsel temelde, standardize edilmiş ve hasta güvenliğini önceleyen bir çerçevede yapılmasını sağlamaktır. Programla, hekimlerimizin bilgi ve becerilerini sistematik bir eğitimle güçlendirerek güvenli uygulama kültürünü yaygınlaştırmayı hedefledik&#8221; dedi.<br />
<br />Nitelikli eğitim<br />
<br />Eğitime yalnızca tıp fakültesi mezunu ve ilgili mevzuat çerçevesinde uygulama yetkisi bulunan hekimlerin katılabildiğini ifade eden Tanrıkulu, niteliğin önemine dikkat çekerek, &#8220;Özellikle uygulamalı eğitimlerin kalitesini korumak adına kontenjanımızı sınırlı tuttuk. Amacımız, her katılımcının aktif olarak uygulama yapabilmesi ve birebir mentörlük alabilmesiydi. Kaliteyi artırmak adına nicelikten çok nitelik bizim için ön plandadır&#8221; diye konuştu.<br />
<br />Eğitim programının hem teorik hem pratik aşamalardan oluştuğunu belirten Dr. Esra Tanrıkulu, katılımcıların, uzman eğitmenler eşliğinde model ve vaka uygulamaları yaparak el becerilerini geliştirdiklerini dile getirdi.<br />
<br />Multidisipliner uzman kadrosu<br />
<br />Eğitmen kadrosunun alanında deneyimli uzman hekimlerden oluştuğunu vurgulayan Tanrıkulu; Plastik Rekonstrüktif ve Estetik Cerrahi, Kulak Burun Boğaz, Dermatoloji ve Medikal Estetik alanında aktif uygulayıcı hekimlerin eğitim verdiğini belirtti. Bu yapının, katılımcılara hem anatomik hem de cerrahi perspektiften kapsamlı bir bakış açısı kazandırdığını ifade etti.<br />
<br />&#8220;Merdiven altı&#8221; uygulamalara karşı uyarı<br />
<br />Yetkin olmayan kişilerin yaptığı uygulamaların geri dönülemez sonuçlara yol açabileceği konusunda uyarılarda bulunan Dr. Esra Tanrıkulu, &#8220;Estetik işlemler basit görünse de ciddi müdahalelerdir. Yetkin olmayan ellerde; damar içi enjeksiyona bağlı doku nekrozu, görme kaybı, enfeksiyon, asimetri, kalıcı deformiteler ve hatta anafilaksi gibi ciddi komplikasyonlar gelişebilir. Bu işlemler mutlaka steril şartlarda, uygun tıbbi ekipman ve acil müdahale imkânı bulunan ortamlarda, sadece eğitimli hekimler tarafından yapılmalıdır&#8221; şeklinde konuştu. Dr. Tanrıkulu, kurum olarak yüksek standartlı eğitimlere devam etmeye hazır olduklarını söyleyerek, &#8220;Gelecek dönemlerin devamlılığı Sağlık Bakanlığı’nın planlamaları doğrultusunda belirlenecek. Hekimlerden gelen yoğun talep ve artan ilgi, bu eğitimlerin hem mesleki gelişim hem de hasta güvenliği için ne kadar elzem olduğunu göstermektedir&#8221; dedi.<br />
<br />&#8220;Temel önceliğimiz hasta güvenliği&#8221;<br />
<br />Dr. Esra Tanrıkulu sözlerini şu şekilde tamamladı:<br />
<br />&#8220;Estetik uygulamalar kişinin özgüvenine ve yaşam kalitesine dokunur ancak her şeyden önce birer tıbbi müdahaledir. Biz bu programla hem mesleki standardizasyonu hem de etik ve bilimsel yaklaşımı güçlendirmeyi hedefledik. Sağlık Bakanlığı çatısı altında yürütülen bu çalışmaların, ülkemizde medikal estetik kalitesini artıracağına inancımız tamdır.&#8221;<br /></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Polen alerjisi olanlar dikkat</title>
		<link>https://www.haberizma.com/polen-alerjisi-olanlar-dikkat/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Haberizma]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 27 Mar 2026 07:12:17 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[polen alerjisi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.haberizma.com/polen-alerjisi-olanlar-dikkat/</guid>

					<description><![CDATA[Bahar aylarında havaların ısınması, çiçeklerin açması ve ağaçların yeşermesi beraberinde alerjiyi de getiriyor. Saman nezlesi ya da alerjik rinit olarak da bilinen bahar alerjisi en çok çayır, çiçek ve ağaç polenlerinden kaynaklanıyor. Tedavi edilmediğinde astıma dönüşebilen bahar alerjisine karşı alınacak önlemler ise hastalığın daha hafif geçmesine yardımcı oluyor. Medicana Sağlık Grubu KBB ve Baş Boyun [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Bahar aylarında havaların ısınması, çiçeklerin açması ve ağaçların yeşermesi beraberinde alerjiyi de getiriyor. Saman nezlesi ya da alerjik rinit olarak da bilinen bahar alerjisi en çok çayır, çiçek ve ağaç polenlerinden kaynaklanıyor. Tedavi edilmediğinde astıma dönüşebilen bahar alerjisine karşı alınacak önlemler ise hastalığın daha hafif geçmesine yardımcı oluyor. Medicana Sağlık Grubu KBB ve Baş Boyun Cerrahisi Uzmanı Op. Dr. Hüsamettin Olgun bahar alerjisi hakkında bilgi verdi.</p>
<p>Bahar aylarında burun akıntısı, hapşırma, göz kızarması, öksürük, nefes tıkanması ve cilt kaşınmasından yakınanların sayısı artıyor. Medicana Bursa Hastanesi KBB ve Baş Boyun Cerrahisi Uzmanı Op. Dr. Hüsamettin Olgun, &#8220;Şehirlerde görülen polen miktarları yılda yüzde 3 oranında artış göstermektedir. Bunun sebebi ise hava sahasındaki karbondioksit oranına bağlanmaktadır. Karbondioksit, hava ve iklim ısınmasına sebep olduğu için çiçekler her yıl daha erken açmaya başlamakta ve buna bağlı olarak polenler daha erken ve daha uzun süreli uçuşmaktadır. Halk arasında saman nezlesi olarak da bilinen polen alerjisi, daha çok 5 ile 40 yaş grubu arasındakileri etkilemektedir. Polen alerjisi olan kişiler, özellikle temizliğe önem vermelidir. Ağır kokulardan ve tütün dumanından da uzak durmalıdırlar&#8221; dedi.</p>
<p>Üst solunum yolu enfeksiyonlarıyla karıştırılabiliyor</p>
<p>Gerekli tedbirler alınmadığı sürece ya da yeterli tedavinin uygulanmaması durumunda hastalığın astıma dönüşme ihtimali bulunduğunu belirten Op. Dr. Hüsamettin Olgun, &#8220;Birçok insan öncelikle üşüttüğünü düşünürken, alerjik unsurlar gözden kaçmaktadır. Bu alerjilere uygulanabilecek tedavi yöntemleri çok geniş değildir. Anti alerjik burun spreyleri, göz damlaları veya ilaçlar kullanılabilmektedir. Belli gruplara aşı tedavisi de uygulanabilmektedir. Ancak aşı tedavisi Dünya Sağlık Örgütü kriterlerine göre uygulanmalıdır&#8221; diye konuştu.</p>
<p>Mümkün olduğunca dışarı çıkılmamalıdır.</p>
<p><img fetchpriority="high" decoding="async" class="alignnone size-full wp-image-237640" src="https://www.haberizma.com/wp-content/uploads/2026/03/polen-alerjisi-olanlar-dikkat_8715367caf8c.webp" alt="" width="1600" height="1355" srcset="https://www.haberizma.com/wp-content/uploads/2026/03/polen-alerjisi-olanlar-dikkat_8715367caf8c.webp 1600w, https://www.haberizma.com/wp-content/uploads/2026/03/polen-alerjisi-olanlar-dikkat_8715367caf8c-540x457.webp 540w" sizes="(max-width: 1600px) 100vw, 1600px" /></p>
<p>Op. Dr. Olgun, alınabilecek bazı tedbirleri ise şu şekilde sıraladı:</p>
<p>&#8220;Hasta mümkün olduğunca sokağa çıkmamalıdır. Dışarı çıktığında ise polen maskesi kullanmalıdır. Polen mevsiminde açık havada spor yapmak doğru değildir. Evi sabah değil öğle sonrası havalandırmalıdır. Araba ve evlerin pencereleri kapalı tutulmalıdır. Polenler daha çok sabah saat 05.00 ile 10.00 arasında yayılmaktadır. Ev ve arabadaki klimaların polen filtreleri sık sık değiştirilmelidir. Ev içi hava temizleyiciler eve giren polenlerin ortadan kaldırılmasında faydalı olabilir. Dışarıdan gelindiğinde duş almakta fayda vardır. Çamaşırlar dışarıda kurutulmamalıdır. Kedi ve köpek uzun süre oturma ve yatak odasında bulundurulmamalı.&#8221;</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Çocuklarda geniz eti tedavisinde geç kalınmamalı</title>
		<link>https://www.haberizma.com/cocuklarda-geniz-eti-tedavisinde-gec-kalinmamali/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Haberizma]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 26 Mar 2026 06:53:41 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.haberizma.com/cocuklarda-geniz-eti-tedavisinde-gec-kalinmamali/</guid>

					<description><![CDATA[Kulak Burun Boğaz ve Baş Boyun Cerrahisi Uzmanı Op. Dr. İdil Öztürk, çocuklarda geniz etinin alınması için büyümenin beklenmesinin tedavi başarısını düşürebileceğini belirterek, hastaya verdiği zarara göre ameliyat kararının geciktirilmemesi gerektiğini söyledi. Geniz eti ve bademcik dokularının bağışıklık sisteminin önemli parçaları olduğunu ifade eden Özel Medicana Sağlık Grubu KBB ve Baş Boyun Cerrahisi Uzmanı Op. [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Kulak Burun Boğaz ve Baş Boyun Cerrahisi Uzmanı Op. Dr. İdil Öztürk, çocuklarda geniz etinin alınması için büyümenin beklenmesinin tedavi başarısını düşürebileceğini belirterek, hastaya verdiği zarara göre ameliyat kararının geciktirilmemesi gerektiğini söyledi.<br />
<br />Geniz eti ve bademcik dokularının bağışıklık sisteminin önemli parçaları olduğunu ifade eden Özel Medicana Sağlık Grubu KBB ve Baş Boyun Cerrahisi Uzmanı Op. Dr. İdil Öztürk, bu dokuların vücudu enfeksiyonlara karşı koruduğunu belirtti. Öztürk, geniz eti ve bademciklerin en büyük boyutlarına genellikle 2 ile 6 yaş arasında ulaştığını belirterek, &#8220;Bu dönemde anneden geçen bağışıklık etkisi azalır ve çocuğun kendi bağışıklık sistemi devreye girer. Çocuklar bu süreçte mikroplarla daha fazla karşılaştıkları için erişkinlere göre daha sık hastalanırlar. Bağışıklık sisteminin yoğun çalışması nedeniyle bu yaşlarda geniz eti ve bademcik büyümeleri daha sık görülür&#8221; dedi.<br />
<br />Geniz etinin burun arkasında yer aldığı için ağızdan görülemediğini, kamera veya röntgen ile tespit edilebildiğini belirten Öztürk, geniz eti enfeksiyonlarının burun tıkanıklığı, geniz akıntısı, öksürük, ateş ve orta kulak iltihabı gibi sorunlara yol açabileceğini söyledi. Öztürk ayrıca geniz eti büyümesinin horlama, ağız açık uyuma, uykuda nefes durması, konuşma bozukluğu, çene gelişiminde bozulma ve kulakta sıvı birikmesine bağlı işitme kaybına da neden olabileceğini ifade etti.<br />
<br />Bademcik enfeksiyonlarının ise boğaz ağrısı, yutma güçlüğü, ateş, ağız kokusu, boyunda şişlik, halsizlik ve eklem ağrılarına yol açabileceğini dile getiren Öztürk, bademcik büyümesine bağlı olarak da horlama, ağız açık uyuma, uykuda nefes durması ile konuşma ve beslenme sorunlarının görülebileceğini kaydetti.<br />
<br />İlaç tedavisinin yetersiz kaldığı durumlarda cerrahi müdahalenin gündeme geldiğini vurgulayan Öztürk, &#8220;Ameliyat için kesin bir yaş sınırı yoktur. Karar hastaya verdiği zarara göre verilir. Genel olarak bademcik ameliyatı için 3 yaş sonrası uygun görülürken, geniz eti ameliyatı gerekli durumlarda 1 yaşında bile yapılabilir. Çocuğun büyümesini beklemek bazı durumlarda hastaya zarar verebilir ve tedavinin başarısını azaltabilir&#8221; diye konuştu.<br />
<br />Ameliyatların genel anestezi altında yapıldığını belirten Öztürk, bademcik ameliyatının dokunun kapsülü ile birlikte çıkarılması, geniz eti ameliyatının ise büyüyen dokunun temizlenmesi şeklinde uygulandığını söyledi. Ameliyat süresinin genellikle 30 ile 60 dakika arasında değiştiğini belirten Öztürk, çoğu hastada aynı gün taburcu işlemi yapılabildiğini, bazı durumlarda ise kanama riskine karşı bir gece hastanede gözlem gerekebileceğini sözlerine ekledi.<br /></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Organlarıyla 4 kişiye umut oldu</title>
		<link>https://www.haberizma.com/organlariyla-4-kisiye-umut-oldu/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Haberizma]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 25 Mar 2026 11:19:46 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.haberizma.com/organlariyla-4-kisiye-umut-oldu/</guid>

					<description><![CDATA[Bursa’nın İnegöl ilçesinde tedavi gördüğü hastanede hayatını kaybeden 62 yaşındaki Abdulaziz Çakmak, organlarıyla 4 hastaya umut oldu. Tadavi gördüğü İnegöl Devlet Hastanesi yoğun bakım ünitesinde beyin ölümü gerçekleşen 62 yaşındaki Abdulaziz Çakmak’ın yakınları örnek bir duyarlılık göstererek organ bağışına onay verdi. Bunun üzerine Uludağ Üniversitesi Tıp Fakültesi, Başkent Üniversitesi Ankara Hastanesi ve Bursa Yüksek İhtisas [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Bursa’nın İnegöl ilçesinde tedavi gördüğü hastanede hayatını kaybeden 62 yaşındaki Abdulaziz Çakmak, organlarıyla 4 hastaya umut oldu.<br />
<br />Tadavi gördüğü İnegöl Devlet Hastanesi yoğun bakım ünitesinde beyin ölümü gerçekleşen 62 yaşındaki Abdulaziz Çakmak’ın yakınları örnek bir duyarlılık göstererek organ bağışına onay verdi. Bunun üzerine Uludağ Üniversitesi Tıp Fakültesi, Başkent Üniversitesi Ankara Hastanesi ve Bursa Yüksek İhtisas Eğitim ve Araştırma Hastanesinden gelen uzman ekiplerce İnegöl Devlet Hastanesi’nde organ alımı gerçekleştirildi. 2 böbrek, 1 karaciğer ve korneası ekiplerce alınarak Bursa ve Ankara’daki hastalara nakledildi.<br />
<br />İnegöl Devlet Hastanesi resmi sosyal medya hesabından yapılan açıklamada şu ifadelere yer verildi:<br />
<br />&#8220;Hastanemiz genel yoğun bakım ünitesinde tedavi görmekte olan 62 yaşındaki Abdulaziz Çakmak’ın beyin ölümü gerçekleşmesi sonucu yakınlarıyla yapılan aile görüşmesinde, organ nakli hakkında bilgilendirme yapılmıştır. Aynı zamanda organ bağışçısı olan hastamızın ailesi de örnek bir duyarlılık göstererek organ bağışına onay vermiştir. Organ nakli süreci yasal mevzuat ve etik kurallar çerçevesinde hastanemiz organ nakli kooordinasyon ekibi tarafından hızlı ve büyük bir titizlikle yürütülmüştür. Süreç sonucunda bağışlanan organlar Bursa ve Ankara illerinde dört ayrı hastaya umut olmuştur.&#8221;<br />
<br />Açıklama şöyle devam etti:<br />
<br />&#8220;Bu süreçte özverili çalışmalarından dolayı kurumumuz idaresine, organ ve doku nakil koordinatörlüğümüze, yoğun bakım ünitesi, ameliyathane, radyoloji, laboratuvar ekip arkadaşlarımıza, nakil için çıkarımı yapan Uludağ Üniversitesi Tıp Fakültesine, Başkent Üniversitesi Ankara Hastanesine, Bursa Yüksek İhtisas Eğitim ve Araştırma Hastanesinde görevli kıymetli hocalarımıza ve organ bağışını kabul eden yüce gönüllü ailemize teşekkür eder, birçok insana hayat olan merhuma Allah’tan rahmet dileriz. Organ bağışı sayesinde birçok hastaya sağlıklı yaşam şansı doğacak olması, acı bir kaybın toplum adına umut verici bir dayanışmaya dönüşmesine vesile olmuştur. Herkesi organ bağışçısı olmaya davet ediyor ve nakil bekleyen tüm hastalara acil şifalar diliyoruz. Organ bağışçısı olmak için hastanelerin organ ve doku nakil birimlerine başvurabilir veya E-Nabız üzerinden organ bağışı beyanında bulunabilirsiniz.&#8221;<br /></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Bursa organ bağışında Türkiye’nin ’umut başkenti’ oldu</title>
		<link>https://www.haberizma.com/bursa-organ-bagisinda-turkiyenin-umut-baskenti-oldu/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Haberizma]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 25 Mar 2026 07:54:29 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.haberizma.com/bursa-organ-bagisinda-turkiyenin-umut-baskenti-oldu/</guid>

					<description><![CDATA[Bursa Bölgesi, 2025 yılında da organ bağış oranlarıyla Türkiye birincisi olurken, nakil bekleyen binlerce hasta için ’umudun başkenti’ oldu. Organ Bağışında Balıkesir, Bilecik, Çanakkale ve Yalova illerini kapsayan Bursa bölgesi, 2025 yılında 12,4 pmp (Milyon nüfus başına düşen kadavra sayısı) oranı ile yine Türkiye birincisi olmayı başardı. Bursa İl Sağlık Müdürlüğü koordinasyonunda yürütülen çalışmalar ile [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Bursa Bölgesi, 2025 yılında da organ bağış oranlarıyla Türkiye birincisi olurken, nakil bekleyen binlerce hasta için ’umudun başkenti’ oldu.<br />
<br />Organ Bağışında Balıkesir, Bilecik, Çanakkale ve Yalova illerini kapsayan Bursa bölgesi, 2025 yılında 12,4 pmp (Milyon nüfus başına düşen kadavra sayısı) oranı ile yine Türkiye birincisi olmayı başardı. Bursa İl Sağlık Müdürlüğü koordinasyonunda yürütülen çalışmalar ile son 15 yılın 12’sinde zirveyi kimseye bırakmayan Bursa Bölgesi, 2025 yılının organ bağışı verilerinin açıklanmasıyla liderliği yine kimseye kaptırmadı. Konuyla ilgili açıklamalarda bulunan Bursa İl Sağlık Müdürü Uzm. Dr. Mustafa Çetin, organ bağışının arttırılmasının Bursa Bölgesi’nin her zaman ana hedefleri arasında yer aldığını belirtti. Bursa bölgesi olarak bu hedef doğrultusunda yıllardır organ bağış oranlarını arttırmak için çeşitli kampanya çalışmaları yürütüldüğüne dikkat çeken Uzm. Dr. Çetin, &#8220;Bursa, Balıkesir, Çanakkale, Bilecik ve Yalova illerindeki duyarlı halkın desteğiyle elde edilen bu şampiyonluk, Türkiye’nin organ nakli tarihindeki en güçlü dayanışma örneği olarak kayıtlara geçti. Yaklaşık 5,5 milyonluk bir nüfusa hizmet veren bölgede yıllardır sürdürülen kurumlar arası etkin iş birliği, güçlü ve dinamik bir ekip çalışmasıyla istikrarlı bir başarı sergilendi&#8221; dedi.<br />
<br />Türkiye ortalamasının çok üzerinde<br />
<br />Bursa’nın organ bağışında Türkiye ortalamasının iki katından fazla olduğunu dile getiren Uzm. Dr. Çetin, &#8220;Dünya genelinde organ bağışı başarısı &#8220;pmp&#8221; (milyon nüfus başına düşen donör sayısı) ile ölçülürken; 2025 verilerine göre Türkiye ortalaması 5,6 pmp düzeyinde kaldı. Bursa Bölgesi ise 12.4 pmp oranıyla hem Türkiye liderliğini sürdürdü hem de dünya standartlarına yaklaşan bir duyarlılık sergiledi&#8221; diye konuştu.<br />
<br />15 yılda 4 bin şifa, binlerce umut<br />
<br />Bursa Bölgesi’nde yürütülen kararlı çalışmalar sayesinde son 15 yılda yaklaşık 4 bin hastanın böbrek ve karaciğer nakliyle yeniden hayata tutunduğunu belirten Uzm. Dr. Çetin, &#8220;Yapılan nakillerin yüzde 49’unun beyin ölümlü donörlerden gerçekleşmesi, bölgedeki farkındalığın ne kadar yüksek olduğunu kanıtlıyor. Ülke genelinde nakillerin yüzde 85’inin hala canlı vericilerden yapıldığı gerçeği göz önüne alındığında, Bursa’nın &#8220;kadavradan bağış&#8221; bilincindeki liderliği önem taşıyor&#8221; şeklinde konuştu.<br />
<br />Sağlıklı Türkiye yüzyılı<br />
<br />Bursa Bölgesi’nde halen 2 bin 519 kişi böbrek, 355 kişi karaciğer ve 167 kişi kornea nakli için beklediğini hatırlatan Uzm. Dr. Çetin, &#8220;Organ bağışı, Sağlık Bakanlığı’nın ‘İnsanı yaşat ki devlet yaşasın’ düsturunun en güzel örneğidir. Bu anlamda organ bağışı konusunda hassasiyet gösteren tüm Bursa bölgesi vatandaşlarına şükranlarımı bir kez daha sunuyorum. Organ nakli ekiplerinde yer alan ameliyathane personelinden hemşirelerimize, yoğun bakım hekimlerimizden organ nakil koordinatörlerimize kadar canla başla çalışan tüm ekiplerimize teşekkür ediyorum. Bu şampiyon kadro 2026 yılında da şifa bekleyen vatandaşlarımıza &#8220;umut&#8221; olmaya devam edecektir&#8221; dedi.<br /></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
